
Günün yorumu
gelenden bilinir; yolundan sorana ÇELEBİ verir: “Gezesin gelesin,
geldiğin yerde kalasın.” ÇELEBİ der ki: “Yer yerinde,
GÜL gönlünde oldukça; kainat boş kalmaz, seni de boş koymaz.”

"Taze meyve
yediğim söylenir, uçan kuştan aldığım bilinir." dedi,
ÇELEBİ sözü aldı: (EVLİYA'sı da var mı
DEDE’ciğim?) EYVALLAH. "Doğru dedim,
gergin ipte yürüdüm, yorgun diye ayağı sürüdüm. Duvarın yıkığında,
yaprağın döküğünde rahata geldim dedim, tatlı rüyalar gördüm: Dizi-dizi karınca, yerde
beni görünce; sırtımı
yol ettiler, benden
bana kattılar, döndü
isem çattılar. Geldim,
gerçeği sordum, karıncada ne buldum? Yolcu
bendim, ben durdum, karıncaya hancı oldum. Atılan katılan
değil, birbirini tamamlayan vardır. Ancak tamamlanır isen, dünya sana
benim olduğum gibi dardır." dedi, ÇELEBİ yolu yolcuya
bağladı: "Doyum uyumdadır, uyum
suyundadır, denmesin soyundadır. Aldım verdim bilerek, sevgi ile gülerek."
“Adım-adım gideceğiz, maksuduna ereceğiz, beni-seni
birbirimizde göreceğiz, yarattığın her taneyi ‘SEN’den!’ diye
saracağız. Bildiğimiz sendendir, bulduğumuz SEN ile.” dedi,
ÇELEBİ SEYYAH (EVLİYA
ÇELEBİ) sözden-söze adını yazdı: “BİR’den geldik, zorda kaldık, ‘SEN’sin ALLAH’ım!’ dedik
birbirimize sarıldık; aynı sofrada, aynı kazanda karıldık; çamaşır
yıkadık, güneşinde kuruttuk; topraktan-çamura battık, gine güneşine
baktık; her zoru, SEN’den gelen ile yendik.” dedi, ÇELEBİ SEYYAH selamladı.

SEYYAH ÇELEBİ sözün-özüne girdi, bin bir soruda cümle aleme
güldü: “Ayna olalım size, gündüz bakalım yüze, gelen-gidende söze.” dedi,
SEYYAH ÇELEBİ selamladı.