EYYÜB SULTAN

07 nisan 1969
Yaratandan her işe
Selamet dilersen; varırsın
Dileğini alırsın, gördüğünü bilirsin
Sabır al EYYÜB’ten
Onu Allah'tan dile versin
Muhammed Aleyhisselamın yakını
EYYÜB SULTAN’dır

02 mayıs 1969
EYÜP SULTAN dedim
Sabır diledim
Ağıza gönülden mani olmaz
Ağızdan yolunuz gönüle gider
Sakın şaşma
Düşün düşün taşma
Korkup kaçma
Gör gündüz EYYÜB’ten sabır

19 kasım 1970
Her yolun yolcusu
Ahiretin sevgilileri, hepsi Yuva’da
Amade olduk
Allah’ım dedik
İzin ile Yuva’ya geldik
Saymak yetmez
Meryem, Niyazi, Hacı Bayram,
Yunus’um, Merkez, Yahya,
Mevlâna, Lokman, EYYÜB SULTAN,
Rabia, Sümbül, Laleli.
Saymak yetmez
Bildiklerinizi bildirdim
Hepsi burda
Günümüzün gecesi
Duamızın hecesi. Alıcıdırlar
Cemaat kuruldu, oturuldu
Olmuşun gönlünü aralarına aldılar
GARİB’e ve cümlenize duacı oldular

19 ocak 1971
Ulunu sen bilirsin
Allah’ımın kötü kulu olmaz
Dönük olan, sönüktür. Dönük.
Güneşe arkasını veren, ışık alır mı?
Senin Ulunun yolu
Yumağınca anarsın
EYYÜB SULTAN’ım dersin
Yardımcıyız kullara
Mümin olan, olmayan

20 ağustos 1971
Huyundan aldığı
Suyundan içtiği
Sabrını seçtiği
Kalabalıktan değil
Yalnızlıktan hoşnut olduğu görülür
EYYÜB Hazretlerinden elini alır
Öyle mi? Böyle mi? denmesin
Allah’ıma duacı olunsun
Kuluna en doğrusunu verir
Senden çok kulunu sever
Çünkü sahibi O'dur

22 eylül 1971(2)
Koruk, olmadan ermez
Ermeyen üzüm şarap vermez
Kul Ulusuz kalmaz
Gelen seni yalnız bırakmaz
Yeter ki dile, Allah'ım, de
Yardımcını iste
Yardımcın; EYYÜB SULTAN Hazretleridir

10 aralık 1971
EYYÜB SULTAN der ki;
Sabır ile bulan
Sarayda güler
Günü cehennem olsa
Cenneti kabri olur

02 nisan 1974
Aydın yolun yolcusu
Danışanın kolcusu
Nimetin bilicisi
Suyun aktığı yerde
Selin yıktığı yerde
Belin büktüğü yerde
Her dileyen yardımcı
EYYÜB SULTAN
Sabrına eş
Dileyene yoldaş
Darda olana haldaş

05 nisan 1974
OSMAN’dan söz edildi
Dostuna post denildi
Postunu serdiği yerde
Toprağa kusur arandı
Arayan kendine dönsün
Yerini benzeyene değil
Kendini ona bilsin dedi
EYÜP SULTAN selamladı

07 ocak 1977
Gönülden aldık
Doğuştan bildik
Deryaya gönül verdik dedi
EYYÜB’üm geldi:
Sağımda solumda gördüğüm
Aşk ile gönlümde sardığım
Sır deneni sırladığım
Ol deneni derlediğim günde
Gülüne uydum
Ağaç dalı bükülür
Yaprağı dökülür
Aşıkta aşk nasıl bükülür? dedim
Gönülden gülünde
Yolunu gördüm
El deryada
Ayak toprakta olursa
Göreceğin balıktır
Gönül deryada kalırsa
Bulacağın Halik’tir dedi

15 nisan 1977
(Resim verilir: EYYÜB SULTAN)
Yoğun çalıştık
Bilenden geliştik
Cümle ile gülüştük
Sahip olduk oluştuk dedi
EYYÜB SULTAN yazıya geldi
Resmini verdi
Eyvallah

09 aralık 1977
Kadife gibi yumuşak
Su gibi akıcı
Aşk gibi yakıcı gelsin
Sesini alana versin dedi
EYYÜB’üm geldi:
Her gam yaprağı dökülür
Elbet yerine tazesi gelir
Her yazılı sahife geçilir
Önüne yeni sahife açılır dedi
Selamladı yürüdü
Hoş görenin gerçeğe açtığı kapı
Hor görenden kapanmaz
Öyle oldukta ayağına gelen
Seninle olayım diyene
Asla kapı örtülmez

tarihsiz 1983
Deryaya attığın adımı saydım
Güzel diyene doydum dedi
EYYÜB’üm sözü aldı:
Her direk binanın temelidir
Olacak, cümle kulun emelidir
Niyazına geldi isek
Bilenin amelidir
Her niyaz olumludur
Ne var ki bol Salavat oku
Suyunu öyle için
Dar gelendendir
Genişliği Allah’ım verir
Gayreti dölden almazsa
Gölde bulacak diyene de ki;
Adımını deryaya atacak.
Yolumuz cümlenindir dedi
EYYÜB’üm selam ile yürüdü

14 şubat 1983
Dağdan esen rüzgarı
Kanat bilen
Ovadan veren güneşi
Sırtında bulan
EYYÜB SULTAN ile
Yoruma giren
Her niyazına
Adını katandan
Allah’ım razı olsun dedi
Selamladı geldi:
Yapıya söz etmedik
Kimseye kin gütmedik
Söze sözü katmadık
Elden ele
Dilden Güle
Özden öze söz aldık
Gönülde O’nun ile kaldık dedi
EYYÜB SULTAN yürüdü

29 mart 1983
Ayrı gayrı yoktur bize
Cümle ile sohbet çoktur bize
Geldik bulduk Hak’tır bize dedi
EYYÜB’üm sözü aldı:
Günün gerçeği gönüllerinizdedir
Açık aldığınız
Yolunuza geldiğimizin
Gerçek ile kaynaştığımızın belgesidir
Verilen yorum değil
Gerçeğin ta kendisidir
Yorum benzetmeye denir
Dönüşün yerini ancak
Gerçek bildirir
Bilmeyene buldurur

12 nisan 1983
Sabır olsun aldığın
Nasip olsun bildiğin
Genç ihtiyar güldüğün
Elden ele sardığın
Düz yolu aşamadım diyenin
Yanında olalım dedi
EYYÜB selamladı

17 mayıs 1983
EYYÜB’üm selam ile geldi:
Yeşilden mordan
Nasibin gürdür
Toz olsa bile
Aklayacak paklayacak kardır
Denilmesin olumsuza uymak zordur
Geldik deyip güleceğiz
Bilene bilmeyene
Selam verip geçeceğiz
Mutluluğuma demedin
Her sözde mutluluğuna diye
Selam verdin
Kendini sildin
Kapıda olana güldün
Sağ eline sormadın
Sol elini vurmadın
Elbet olacaksın
Olduğun halde kalacaksın
Gülen ile güzeli bulacaksın dedi
EYYÜB’üm selamladı yürüdü

06 haziran 1983
Yumuşak yoldan geldim
Her gönülde
Gülü gördüm dedi
EYYÜB’üm sözü aldı:
Demde yoğun çalışırsın
Güneşe gün gün alışırsın
Beklemek zor değil
Bilmeyene kar değil
Bileceksin bulacaksın
Zararı silip
Kar ile kalacaksın dedi
Her adımda saydığın isimlerde
Saymadığının gölgesini gördü
EYYÜB’üm selamladı yürüdü

10 haziran 1983
Dumanı sile sile geliriz
Gönlünü bile bile buluruz
EYYÜB’üm ile güneşte kalırız
Duvara dayandı isek
Sağlamdır der güveniriz
Her birimiz geldi isek
Beraberce selam deriz
Soğuktan değil sıcaktan alışırız
Uzakta olsa bile
Oğul ile buluşuruz


28 haziran 1983
Altın gümüş sevilir
Hak’tan gelen övülür
Ayağım aldığı yerden kesilir diyene
Nasibin Hak adına sayılır dedi
EYYÜB SULTAN söze geldi:
Değmeyen her damla
Seni ıslatmaz
Değdi ise katlamaz
Resulü’nün adı ile gelene
Günün gelişini sorana sözümüz
Hak’tandır yazımız
Ne derlerse desinler
Dilerlerse ham meyveyi yesinler
Sen meyvenin ermişini
Sözünün olmuşunu
Gönlünün Hak’ta kalmışını deneyesin
Bilesin ki;
Hak adına attığın her adım
Seni selamete götürür
Umutlu olmasan da
Gerçek;
Allah’ımın verdiği her zerrededir
Zerrenin birini inkar eden
Kendi ömrünü düğümleyendir
Yayından geçirdiğini
Okun ulaştırır
Hedef senin değil
Allah’ımın tayin ettiğidir
(?)
Olacak elbet
Hedefi bildiğin
Yol bulduracak dedi
EYYÜB SULTAN selamladı yürüdü

07 ekim 1983
Akdeve götürecek
EYYÜB SULTAN bitirecek
Gönlümüz köprü kurdu
Dumanı kaldıracak:
Sordum yolum nereye
Dedi ince dereye
İnce dere genişlerde
Akan sular yokuşlarda
İneceğiz deryaya döneceğiz
Suyunu ala ala
Serinine dala dala
Kah o yana kah bu yana
Gönlümüz dola dola
Aldıkmı Hak sözünü
Bildikmi kendimizde olan özünü
İşte çaldık sazını
Dedik; Sildik yozunu
Sevgimizde kozunu
Bildiğimiz olduğumuzdur
Olduğumuz bulduğumuzdur
Oyun değil gelişimiz
Hak adına verdiğimizdir dedi
EYYÜB’üm selamladı

03 kasım 1983
Gördüğüm her kuzuya
Selam verdim
Dedim ki;
Senden sorgu soranlar
Senin ile birliği bulanlardır
Örneği senden alanlardır dedi
EYYÜB’üm söze geldi:
Kapalı kalmaz kapı gelirsen
Bunaldığın anda çağırırsan
Allah’ım der bağırırsan
Dost senin kapındadır
Bilemezsin
Dostluk senin yapındadır
Göremezsin dedi
EYYÜB’üm selamladı

24 kasım 1983
EYYÜB’üm söze geldi
Seyreden her kuluna
Selam verdi:
Kor olacak ocağımız
Gerçek katacak kucağımız
Ne senden alacaklar
Ne dost diyene gülecekler
Kundağı elinde bilecekler
Geç oldu deme
Güçlüğe ayak vurma
Yolun dışında durma
Gördüğün her zahmette
Kötü diye yorma dedi
EYYÜB’üm selamladı

05 ocak 1984(2)
Her adıma söz alan
Dağılanı toplar,
EYYÜB’üm yol üstünde bekler
Çok yazan
Yaratanı değil kendini beller
Kendinde olan ile
Kâinatı bekler dedi
EYYÜB’üm selamladı

19 ocak 1984
EYYÜB'üm gelen ile gidenden
Sarı mendil sorandan çevreyi dolansınlar
kalede olduklarını bilsinler kayguyu silsinler dedi
 Yolun selametini müjdeledi, selamladı

06 mart 1984
İki ipi bir düzene koyarsan
Doğruyu bulursun
İki ipi ayrı ayrı koyarsan
İki yönde kalırsın
Ne birinde
Ne öbüründe
Gerçeği göremezsin
(?) Madde ile mana
(?) Yoldan gelene
Almayı diledim alamadım
Gönülde gerçeği bulamadım denilmesin
Dilersen, gerçek açıktır
Kayalardan atlamadan
Düze varamazsın dedi
EYYÜB’üm söze
Gül ile selamını aldığını söyledi
Keten tohumu kaynat
Sıcak olmasın
Soğuk olmasın
Bez arasına konsun
Beline sarılsın dedi
EYYÜB’üm selamladı

15 mayıs 1984
Üç değirmen aştım da
Unum yetmedi
Üç ocağa koştum da
Gücüm bitmedi
Bilen ile oldum da
Bilmeyen yolum tutmadı
Akdeveye postu verdim
Sahibine dostu sordum
Sevgim ile cümleyi sardım
Geldim yol üstünde durdum
Altın yapına
Gümüş kapına dursun
Sabır kalkan
Gerçek kılıcın olsun dedi
EYYÜB’üm selamladı

07 haziran 1984
Her isimden dua geldi
EYYÜB’üm seferi sordu
Ayağından geçirdiği
Dizi ile taşırdığı sularda
Her kulu şifa bulur
Alan aldığını bilir dedi
EYYÜB’üm selamladı

05 temmuz 1984
Arpa buğday taşınır
Yollar geleni giden ile aşırır
Her yaratılan bilir bilmez kaşınır
Ne mutlu geldiğini bilen
Bildiği hal ile koşana dedi
EYYÜB’üm sözü aldı:
Akdeve'yi aldık geldik
Selamı cümleye verdik
Her adımda sorduk
Dostluk mu geçerlidir, postluk mu?
Denildi ki;
Post çevreye
Dost devreye yararlıdır
Allah’ım her devrede kararlıdır
Postta daim kalırsan, zararlıdır
Devre; her an yenileme
Post; bilginin kalıplaşması

25 ekim 1984
Çok verdin güldüm
Az verdin sordum
Yerden göğe
Sevgini verdiğin ile yordum dedi
Kaygusuz sözü aldı
Yolda EYYÜB’e sordu;
Sohbete gideceğiz
Yerde kilim var ise
Yerini bulacağız
Kaygusuz ile EYYÜB’üm
Birbirine el verdiler
Yere kilimi serdiler
Bir lokmaya, bir hırkaya
Yerden göğe söz ettiler
Var ise, çoğu
Yok ise, azı bileceğiz
Varedene sevgimizi sunacağız dediler
Cümlenizi selamladılar
(Soru: Kanaat mı?) Eyvallah

31 ekim 1984
Bunu yerde gördüğüm
Bunu gökte saydığım
Bunu gönlüme koyduğum dedim de
Kendimi sorguya çektim
Kendimin aldığı ile
Kendime içimi döktüm dedi
EYYÜB’üm sözü aldı
Olaya gözü daldı:
Bir bir ayıkladım taşı
Öylece kuma koydum başı
Gördüm dilediğim düşü
Bir bilirsin, bin bulursun
Binbir halde olursun
Dağ başında durursun
Elini dize vurursun
Bak yaratanın işine
Bak güzel verdiğini başına
Dün ile bugünü birleme
Ne olacak diye terleme
Olayın güzelini bekle, parlama dedi
EYYÜB’üm selamladı

05 kasım 1984

Binbir yamayı söktük
Oluklara su döktük
Gümüş iğneyi alıp
Yakaya altın taktık
Duman veren her konuyu
Belleğinden çektik dedi
EYYÜB’üm sözü aldı:
Bağladığın düğümü çöz
Beklediğin satırı çiz
Boyundan dost aradın
Gönlünde kine yer verdin
Korkuyu sil
Kapıda bekleyen er
Dağılan düzen der
Gönlünde olanı bilmen zor
Attığın her adımda
Sonuna var, yerde kar
Allah Allah diyesin
Elmayı bol yiyesin dedi
EYYÜB’üm adını dünden alan
Gelecek güne yerini vereni
Kaygu almadan bekle dedi, selamladı

04 ocak 1985
Aynaya baka baka
Çerağı yaka yaka kapımda durdum
Resulü gelir dedim rüyaya yordum dedi
EYYÜB’üm sözü aldı:
Her sokak merkezin gidişine açılır
(Soru: Hangi EYYÜB?)
Akdevenin ak kapıda durduğu
Resulü ile bahçesine girdiği
Dost sofrasını yuvasında kurduğu
Bol suya geldiği, bolluğu müjdelediği dediler
EYYÜB’üm ile gerçeğin kapısını açtılar
Nerden aldık nerden bulduk?
Çevreyi başa sardık
Gümüş tepsiyi cümleye sunduk
Bakır tepsiyi soframıza koyduk
Aşımız tatlı olsun
Sohbetimiz cümlenizde kalsın dedi
EYYÜB’üm üç öğüt ile cümlenizi selamladı
Dağlardan Yüce’ye dönünüz
Gecelerde mum olup yanınız
Olgunluk birliktedir biliniz
Ayrıda olana küllenmiş ateş olun, ne yakın, ne sönün
(Soru: Dağlardan Yüce’ye dönünüz ne demektir?)
Yönünüz dağlardan geçebilir
Zorluktan asla kaçmayınız, zora gidiniz
Göreceksiniz, zor gördünüz amma kolay yürüdünüz

18 ocak 1985
Hırkamı giydim geldim
Fırkayı sordum buldum
Her adıma yar adını okudum
Bildiğimi tezgah kurdum dokudum dedi
EYYÜB’üm sözü aldı:
Geldiğim günler serin
Gördüğüm yollar derin
Sen geldi isen söze
Gönlünü nerde açtın göze?
Sevgiye kin katma özürsüz sev
Sevgini konu etme katıksız ser
Bilmediğin her konuyu sergiye koy
Bilen gelir seni bulur
Bilmediğini öğretir dedi
EYYÜB’üm selamladı

30 ocak 1985
Eylemden gelmedim
Meryem’den bilmedim
Niyaz ettim sormadım
Arayanı soranı kırmadım dedi
Yahya Efendi sözü aldı
EYYÜB’üm ile sohbete daldı:
Fındık kabuğuna bilgimi versem, dolar taşardı
Ceviz kabuğuna sevgimi versem, kainata şaşardı
Kulun gönlüne girsen, taşar taşardı
Bildiğime nokta koysam, bilmeyen çatar düşerdi
EYYÜB’üm sözü aldı
Yahya’ya söze geldi
Bağlama bilgini
Bekleme sargını
Danıştığın sorgunu kimden aldın kime verdin?
Yunus’tan aldığını hangi kilimde serdin?
Binbir emek bir binek
Sevgin ile kaldıysan
Senin olur dilediğin konak dedi
EYYÜB’üm ile Yahya Efendi selamladı

14 mart 1985
Ak at ile geleceğim
Rabb’im verdi güleceğim
Seferde olandan
Güzeli soracağım dedi
EYYÜB’üm sözü aldı:
Gönüller açık olsun
Gerçeği soran bilsin
Her satırda Rabb’imin emrini bulsun dedi
EYYÜB’üm selamladı

15 mart 1985
Temelde kalanlara
Duvardan gülenlere
Emeğin ne ölçüde? dedik de
Sorguda hata ettik
Aldığı ile kaldı ise
Kendinden kendine sorumludur dedi
Gönüllerde tahtı olan
Cümle ile bahtı gülen
EYYÜB’üm sözü aldı:
Geldiğimiz Yemen’den
Verdiğimiz zamandan
(Soru: ‘Zaman’ vakit mi, yoksa başka bir manası mı var?)
Gayrete verdik
Dost haline büründük
Yargıya düşeni
Allah’ım affetsin dedik
Zaman günün hükmüdür
Zamanın yöneticisi
Kainatın hakimidir
Öyle ise
Yargı O’ndan, sorgu O’ndan, sergi O’ndan
Dönmeyen dünyanın varlığına inandığımız gibi
Dönen dünyanın varlığını nasıl inkar ederiz?
Dönmeyen dünya nedir? denilir:
Görgünde dünyanın dönüşü var mıdır?
Amma bilginde her yaratılmışın döndüğünü kabullenirsin
Verdiğimiz bilgide bir noktayı koymaya muktedir değiliz
Yorumda Dost adına aldığınızı
Dost adına iletiniz
Sadece aldığınız yazıyı tanıtınız
Olayın gerçeğini alan yorsun
Kendinde olduğu kadar
Kendini bildiği ölçüde dedi
EYYÜB’üm cümlenizi selamladı

19 nisan 1985
Atı aldım yedeğe
Yolu sordum dedeye
Al başını yürü dedi
Gelen taştan başını koru dedi
Soyundu isem dostluğa
Zorunlu geldim taşlığa
Ne derlerse desinler
Hak yolunda gidenin
Uymayacağını bilsinler dedi
EYYÜB’üm sözü aldı:
Değdiğim her çalıda
Heybenin tozu kaldı
Yerden göğe baktım da
Aklımda Resulü’nün sözü kaldı
Dileyin de Rabb’inizden rahmetini
Görürsünüz kaldırır üzerinden zahmetini dedi
EYYÜB’üm selamladı

25 nisan 1985
Dağlara çıkan gördüğüne sevinir
Adım adım geldim diye övünür
Selam olsun gelene
Selam olsun yerden göğe
Gerçeğini bulana dedi
EYYÜB’üm sözü aldı:
Akdeve ile selamlaştık
Sahabe ile helallaştık
Her sorunda Haktan geldi dedik
Yerden gökten aldığımıza
Günün konusunda
Huzura vardığımıza kararlaştırdık
Dağlar sana yol verir, Dost elini aldıysa
Yollar sana açılır, Dost halini bulduysa
Gönlünden aldığına selam ver
Aşkı rengini verdiyse
Dumanını asla gittiğin yere götürme
Bildiğin gerçeği dilinde bitirme dedi
EYYÜB’üm selamladı

15 mayıs 1985

Çevremde yol isteyen
Çehremden yorgun diyenin
Sözünü günde aldık
Gelen güne huzur diledik dedi
EYYÜB’üm söze gelen ile katıldı:
Komşudan komşuya selam verdiğin
Atılan düğümü anında gördüğün
Düzenin yasasıdır
Bilmeyenin tasasıdır
Olmaz deme, gül de geç
Olumsuz senden gelmesin
Bahçende açan güller solmasın
Dilediğine uymayan kalmaz dedi
EYYÜB’üm açılan yuvaya
Sevilen havaya gönlünü verdi

17 mayıs 1985
Çeşmebaşı kalabalık
Her alan sevinir
Bulduğu ile övünür dedi
EYYÜB’üm sözü aldı:
Binbir emek verdiğimiz
Bir ömürde gördüğümüz
Dağılana gönül koyup
Aldığımızı serdiğimiz
Yorulmaktan ötedir
Sorgusundan katıdır
Asla dağılana yer vermeyiz
Aldığımız her damlayı
Ayak altına sermeyiz
Rabb’im sana sığındık
Verdiğin güzel ile övündük
Vermediğine gönül koydurma
Buza gelip kaydırma
Senden aldık
Senden bildik
Hatamıza saydırma
Affın yücedir, sevgin kocadır
Aşkına düştük de
Resulü’nün şefaatını diledik
Sana senin ile varalım
Resulün ile birliği kuralım dedi
EYYÜB’üm selamladı

30 mayıs 1985
Dost gelsin dedik
EYYÜB'üm kapısında bekledik
Soğuktan sıcaktan güzeli sakladık
Nur olsun soframıza gelsin
Dostluğu yüzümüze gülsün dedi
EYYÜB'üm her adımda
Birliğe cümlenizi çağırdı
Dostluğumuz sevgimiz
Cümlenize eşittir
Aldığımız verdiğimiz
Çeşit çeşittir
Kimin elinde lale
Kimin elinde leylak
Kimi yere eğilmiş
Menekşeye el sürmüş
Dostuyuz Hak diyenin
Postuyuz Hak bilenin
Dostuyuz cümle kuluna gülenin dedi
EYYÜB'üm Akdeve'ye
Hak adına selam verdi
Cümleniz adına
Yemen'e selam iletti
Cümlenizi selamladı

03 ekim 1985
EYYÜB’üm ile geldik
Günden geceyi sildik
Duman gelmiş dediler
Ateşini külledik
Unu aldık eledik
Emek bizden duyana
Aldığına uyana
EYYÜB’üm niyaz eder
Hem o yana hem bu yana
Kaderi çizen bilir
Düğümü çözen görür
Güneş ile dağdaki karlar erir
Denenmiş hizmeti
Cümleyi seven verir dedi
EYYÜB’üm selamladı

04 ekim 1985
Eyer vurdum atıma
Dağdan dağa aşacağım
Çölde kervana yaklaşacağım
Gidelim Yar yoluna
Yoldan gelenin huyuna deyip
Selam vereceğim dedi
EYYÜB’üm sözün her harfine Tekbir getirdi
(Soru: EYYÜB-ül el ENSARİ mi?) Eyvallah
Kemal; yaratılmış olmanın mutluluğudur, ad değil
Yaprağın her satırı
Bir anıma seslendi
Adı ile kainat süslendi
Kâl; doğruyu bilenindir
Hayrına Allah’ım diyenindir
(Soru: ‘Yapraktan murad nedir?)
Yaprak; adına yazılan
(Soru: Kaderim mi, Kur’an mı?)
Kaderin Kur’an’ın içindedir
Kural ne seni ne beni ayırmaz
Yerin geldiğinde gelirsin ve dönersin
Akdeve’yi besledim
Resulü için süsledim
Niyazıma niyaz kattım
Allah’ımın emrine
Niyazımın denk geldiğini
Şükür ile gördüm
Varasın dediği yerde
Başımı verdim dedi
EYYÜB’üm selamladı

10 ekim 1985
Allah Allah Lailahe illallah deyiniz
Her güne öyle başlayınız
Destiye dolan suyu
Her dileyene sununuz amma
Destiyi asla vermeyiniz
Siz her damlayı bilirsiniz
Bilmeyen destideki suyu döker de
Ne kendine ne bendine yarar
EYYÜB’üm sözü aldı
Her nefeste güzel gördü:
Güllerden demetler oluşmuş
Gelmiş Meydan’a doluşmuş
Rabb’im nasipleri gürleşmiş dedi
Cümlenizi selamladı
Hizmetine himmetini bağışladı

17 ekim 1985
Uzun yolu aşacağız
Hak yoluna koşacağız
Her bilgide birer perde açacağız dedi
EYYÜB’üm sözü aldı:
Çektiğim her derde devayı buldum
Gölgeyi sildim sefaya daldım
Sefayı, günün olayı değil
Gönül dolayı deyiniz dedi
EYYÜB’üm cümlenizi selamladı

24 ekim 1985
EYYÜB’üm selam verdi
Yoldan gelene sordu;
Akdeve’yi gördün mü?
Akfistanı sardın mı?
Akıldan aldığını
Dost adına sordun mu?
Gelmeyi dileyenden
Bilgiyi eleyenden
Allah’ım razı olsun
Bildiğini temelinden aldım desin
Her yumağın vergisini
Düğümsüz sarmayı huy edinen
Hay diye diye
Kendinden kendine dönendir
Gölgeden çıkıp
Ateşi ile yanandır
Hay Allah’ım Hay diyelim
Kevse Şarabı’n içip
Sarhoş olalım dedi
EYYÜB’üm selamladı

26 ekim 1985
EYYÜB’üm geldi söze
Dedi; O günde verdim size
Dağlara engel deme, aşar gidersin
Yumuşak yol bulur da, aşar gidersin
Önce dört duvarını ör
Damını ört, sana vereni tart
Göğsüne darlık vereni dost bilme
Aldığın güzelden ayrı kalma
Kamer’in merkezinden gelen akımda
Alacağın dostluk yakında
EYYÜB’üm gözden bilir
Resulünden aldığı halde kalır
Elinde olanı çengele koyar
Rabb’inden her gelene
Şikayetsiz uyar
Yolun izin geldikte açılır dedi
EYYÜB’üm selamladı
......
EYYÜB’üm Resulü’nün hoşnutluğunu
Sonsuz sevgisini kendine yer etmiş
Emrini erlik ile yerine getirmiş
Her makama
Onun rızasını alarak yükselmiş
Soru: Resulü’nün rızası mı?) Eyvallah
Resulü’nün rızası olmadığı halde
Kul makam geçemez

14 kasım 1985(1)
Bekledik her gününde
Saklamadan yönünde
Yapraklardan soruşturduk
Merkez’im ile EYYÜB’ümü buluşturduk
Akıl, mantık, gönül çarkını çalıştırdık
Bir de gördük ki;
Her dostu gerçek bilime alıştırdık
Hamza Dost söze girdi
Merkez’im ile EYYÜB’üm
Hak yolunda namaza durdu
Nazlan güzelim naz ehli isen
Hak adına gelmiş haz ehli isen
Sevgi saygı birimini bulmuş toz ehli isen
Gölgeden ayrılıp güneşe daldı isen dedi
Hamza Dost, EYYÜB’üm, Merkez’im selamladı

19 aralık 1985
EYYÜB’üm der ki:
Bir kapıdan girdi isen
Öbür kapıdan çıkacağını bilmelisin
Her iki kapıya da gülmelisin

26 aralık 1985

EYYÜB adım
Gerçekte kolum kanadım
Bir verenin kölesiyim
Hak adının kalesiyim
Gelsen görsen halimi
Yahya ile yolumu
Bezini dokurdun da
Rab adına
Her adımda okurdun dediler
EYYÜB’üm ile Yahya selamladılar

03 nisan 1986
EYYÜB’üm ile Yahya,
Mevlâna ile Yunus
Hacı Bayram ile Yesevi
Ve bilcümlesi birer halka olmuşlar
Resulü’nün bilgisine
Birlikte sahip çıkmışlar
Öyle ise her bir yaratılmış
Sadece kendi bilgisi ile mevcuttur
Dağlar dağlara bakar
Ovalar güneş ile gerçeğin çubuğunu yakar
Sen benden, ben senden ayrıda değiliz
Ne var ki
Ayrı kalırsak bütün de değiliz
Bütüne varmak için
Her varolanla birlenmek gereklidir dediler
Cümlesi selamladılar

04 nisan 1986
Köprüyü kurduk dağdan
Orduyu çıkardık ağdan
Hem elden hem belden
Sorgu sual etmedik
Doğruya yalan katmadık
Ummadığımız yol kapalı kaldı
Açılan yol bize geldi
EYYÜB’üm ile sözünü buldu
Yağ alalım ölçü ile
Dize koyalım alçı ile
Yerden göğe söz verelim
Sevgimizden köprü kuralım
Hak adına şükre duralım dediler
Akşemsettin ile EYYÜB’üm selamladılar

08 mayıs 1986
Doydum Rabb’im diyene
Duyduğunu verelim
Attığı her adıma
Akdeve’yi sürelim
Belgeye gerek olmaz
Bilen yolundan kalmaz dedi
EYYÜB’üm söze geldi:
Manaya özlem duyduk
Gönlümüze Sevgiliyi koyduk
Aklımızı yozdan soyduk da
Öyle gerçeğe dayandık dedi
EYYÜB’üm yoldan yola
Koldan kuluna selamını iletti

22 mayıs 1986
Semer vurmazsan ata
Gelenden gidenden vereni kim tuta
Aldığı elmayı saydığı hurmayı dileyene sata dedi
EYYÜB’üm sözü aldı:
Ayağımda dermanım olsa
Elimde ferman olsa diyenin yanındayız
Verenin hükmünde
Satır satır okuyalım
Şifa deyip dokuyalım
Her pirinç tanesinden
Şifasını bekleyelim
Yaprak olsun dökülmez
Elde olan satılmaz
Halat desen bükülmez
Dön gerçeğe
Dağılanın kemiğinde işi yok
Bükülenin kastında yeri çok
Eriyen, pirinç ile beslenir
İnandığın ile kainat süslenir dedi
EYYÜB’üm selamladı

29 mayıs 1986
İki yaprak bir olsa
İki gözüm kör kalsa
Rabb’im seni bulurum
Resulü’nün dizinde kalırım
Özden sözden bağlanır
Aşkı ile dağlanırım
Senden aldığım gücü
Senin için harcarım dedi
EYYÜB’üm selamladı

08 şubat 2001
EYYÜB SULTAN dizi yerde
Kumda şifa arayacak
Derde şifa dileyene
Yudum yudum sunacak

29 nisan 2010
EYYÜB SULTAN dedi ki:
Adım attığım her bahçenin
Suyu bir değil
Çiçeği bir değil
Küçüğü bir değil
Büyüğü bir değil
Her insan kendini iyi bilmelidir
Bilgisini sevaplarla döllemelidir
O zaman;
Her bahçenin çiçekleri, suları
Mahalleye güzellik verir
Güzellikler paylaşılır
Güzellikler paylaşıldıkça
İnsanlar soylaşır

20 temmuz 2012
EYYÜB SULTAN dedi ki;
Gece gündüz ayrı değil
İnsan dostundan gayrı değil
Sen seni Rabbine bağlamak istersen
Her yarattığını dost bil
O seni dost olmayandan korur
Senin dostu düşmanı
Ayırmana gerek yok
 

Sohbetler Derlemeler
YAZICI


Derlemeler1968-2017yılları arasında
© Sabahat AKŞIRAY tarafından alınan sohbetlerden
  elde mevcut olanlara göre derlenmiştir