0l Ekim 1981
RESULÜ ile hemhal olunuz
Biliniz ki ahlakı en güzelden güzeldi
Biliniz ki sohbeti dinleyene misaldi
19 ekim 1981
Musa'da sen İsa'da ben MUHAMMED'de biz varız
23 Ekim 1981
Musa tohum, İsa toprak, MUHAMMED eken
yeni
MUHAMMED'in ektiği bizlerin biçeceğidir
Verdiğini herkes biçebilir mi?
Kimi biçecek kimi, harmanlayacak, kimi değirmene götürecek
06 kasım 1981
Oluşa örnek veren
Ahlakta kendini bulan
RESULÜ'yüm dedikte
Şahitsiz inandıran
Allah’ım senden geldik
Seninle olduk
Senden geleni bulduk dediğimizde
RESULÜ'ne uymuş oluruz
Gaflette kaldı isek
Uyanmış oluruz
20 kasım 1981
Hayır da hayırlıdır diyene de ki:
RESULÜ hayır demeden hayırlısı diyendendir
Her olaya gülendendir
Her var olanı sevendendir
O’nda O’na
O’ndan sana nakledendendir
Kapı O’na açılır
Kapıdan O’na geçilir
Önce kapıda RESULÜ seçilir
Aydın günde
Aydın yolunuz açılsın
Açılan kapıdan RESULÜ ile geçilsin dedi
RESULÜ’nün selamını
Cümlenize iletti
13 Aralık 1981
(Soru: Yemen’in konutu neresi?)
RESULÜ'nün makamı
(Soru: RESULÜ'nün makamı neresi? Maddi bir konutu var mı herhangi bir
gezegende?)
Gölgelerin bittiği, güneşlerin yettiği yerde
(Soru: Bizim anlayacağımız manada değil bu söylediğiniz.
Maddi bir gezegende mi, yoksa uzayda herhangi bir yerde mi?
Daha açık anlatır mısınız?)
Kainat RESULÜ'nün elinde tespihtir
(Soru: Yani onun maddi bir konuta ihtiyacı yok?)
Eyvallah
(Soru: RESULÜ çok önemli o zaman. Kuran’da biz yaptık diyen hitapta
O’ndan başka RESULÜ mü var acaba?)
Lailahe illallah Muhammedur Resulullah
(Soru: Bu cümlede bizim anladığımız manadan başka bir mana daha var mı?)
Her kulu O’nun ile geldi
Er kulu O’ndan dedi bildi
RESULÜ'nde Hakk’ın rızasını gördü
Yüce Allah RESULÜ'ne
Adım ile anılasın dedi Mührünü verdi
(Allah’ın) mührü ondadır, Onda kalacak
Kıyamet günü her kulu
Belgesini ondan alacak
15 ocak 1982
Her satıra başlarken
Allah’ımı ve RESULÜ'nü anınız
22 ocak 1982
Allah'ım ondan vereni hataya düşürmez
dedi Ali sizlere RESULÜnün üç sözünü getirdi:
Ayağından başına gerçeksin şüpheyi sil
Suyun aktığı yerin gerçek olduğunu bil
Nerden ararsan ara gine de dön kendinde bul arama orda burda
Allah'ım gönül yapımda açarsam kapımda de
09 Mart 1982
MUHAMMED ümmeti
Geldiği günün değerini bilse
Kendinden kendini Koruyanı görse
Eğriye asla dönmezdi
RESULÜ'nün adını bir an silmezdi
Her gelen Peygamber
Kendi ümmetini sayar
Sadece o bilgi ile soyar
RESULÜ Fahri Alem oldu
Kainat için aldı
Kainat için verdi
Kainatta hep var olanı
Ümmeti bildi, Ümmetim dedi
Kainat için divana durdu
Yüce Allah RESULÜ'ne her verdiğini
Kainat için verdi
......
RESULÜnün selamı ile geldik
Hayırola diyene hayır Allah'da dedi
Bizden yardım bekleyene
Allahım hazır olun dedi, selamını iletti
Dileyen her kulu dilediğince yardım alır
Dilenen cümle için ise cümlemiz hazır olur dedi
RESULÜ cümlenizi selamladı
26 mart 1982
Biz ile bize katılınız
Gönül seferine atılınız
Gelecek gün sizlere
Sizlerle cümleye
Hazır olan her kula dedi
Doğudan batıya güzelliği
RESULÜ müjdeledi
Hazırlanan tezgah budur
Hazır olunuz
02 Nisan 1982
Doğru O’ndan gelendir
Doğru O’nu bilendir
Sevdim O’nu,
O’ndan geleni diyendir
Çağrı olay değildir düzendir
Dayan, gelen O’ndandır
O senden
Sen O’ndan
Yapı ayrıda değil
O senden ne demek? dendi
Resulü adını cümleniz ile birledi
Alacağım
Her kulun ile olsun Allah’ım dedi
Her zerresi cümleniz ile kaynaştı
Öyle oldukta
Hak ile Hakk’ı bulmuş
Resulü ile Hakk’a kavuşmuş oluruz
Kapımız o, yapımız o
Ondan maksat nedir? denilir
RESULÜ
......
RESULÜ'nün selamını gönüllere yazalım
Her sözü noktayı bildirir
Alalım sevinelim
Üç öğüdü ile
Günlüğümüzü dolduralım;
Saracağın her yara kendinde olduğu zannı versin
Soracağın her soru kainatı ilgilendirsin
Sadece tevazu, edep, hoşgörü
Belleğini her zerresi ile zaptetsin
21 nisan 1982
Katıldığım her sofrada
O’nun adına gelenleri gördüm
Her kulunun görevi
Sofraya oturmakla beraber
Her sofrada
RESULÜ'nün edep ve erkânını
Görmek, uygulamak, sürdürmekle
yükümlü kalır
30 Nisan 1982
Kor nedir? diyene;
Allah’ım peygamberleri ile
Yarattığı her kuluna
Kendinden var ettiği
Peygamberi ile yer ettiği
Ocak ve kor'u
Yani Allah bilgisini
Resullerini kab ederek sizlere bildirir
RESULÜ elbet ocağın tamamıdır
Her biri orada bütünleşir
Her kulu oradan aldığı ile sakinleşir
Aldığımız verdiğimiz o ocaktandır
21 mayıs 1982
Dost diyelim her selamda
Bir an RESULÜ'ne dönelim
RESULÜ'n ile sana yöneldik Allah’ım diyelim
Her selamladığınız kulunun O’ndan geldiğini asla unutmayalım!
28 mayıs 1982(2)
(Soru: Hakk’ın şerbetinden murat nedir? “Ecel şerbeti” diye geçiyor Mısri’de.)
Azrail’in sunduğu şerbette
RESULÜ'nün nefesi vardır
23 Haziran 1982
Yeri göğü yaratan
Cümle halkı gözeten
Görücüyü kendi seçer
(Soru: Görücü kim?)
RESULÜ
Yerleri gökleri Onun ile oluşturdum
Cümle yaratılmışı Onun ile buluşturdum diyen Allah’ım
Adı ile adını birleyen Allah’ım
Gözüm onun ile
Sözüm onun ile
Cümlenizi birler dedi
(Soru: Nurundan oluşumuzu mu?)
Eyvallah
......
Ne Yunus ne Mevlâna
Ne İsa ne de Yuşa
Birbirine eklenmez
Her biri ayrı kapıdan beklenmez
Ne var ki
RESULÜ ile denklenmez
Birsin Allah’ım diyelim
Birliğini bildiren ile
Birliğimizi bulalım
RESULÜ'nün nefesinden verdiğini
Nefesimiz ile alalım
Nefesinden verdiği nedir? denilir
Günün her anı
Nefesin olduğu halde yaşar
Nefes yettiği anda
Dünya seni boşar
Nefes geldiği gibi
RESULÜ'nün nefesine katılır
Onun için seçilmiştir RESULÜ
Doğduk sana Elhamdülillah
Doyduk buna Elhamdülillah
Bu dünyadır
Dost aradık
Dost olduk
Geldik sana Elhamdülillah
Dört duvarı birledi
Hakk’ı için terledi
Halkı için gürledi
Almayı bildiği kadar
Verdi verdi
“O” dedi
Onun yüzü güneşe benzer
Onun huyu nefese benzer
18 temmuz 1982
Her yol birdir dediysek
Dört kitabı verdiysek
Kapı kapı dolaşsan da
Aynı konutta birleyeceksin
Tek söz ile gürleyeceksin
RESULÜ'nden aldığın gibi
Kur'an’da bulduğun kadar
Alışacak oluşacak
Her gelen ile buluşacaksın
27 temmuz 1982
Niyazımız odur ki;
MUHAMMED ile oluşalım
O’nun ile buluşalım
Soruda gelişen
OM diye söyleşilen
O ve MUHAMMED'dir
03 Eylül 1982
Elinde gül gördük
Adın ile RESULÜne ilettik
Denildi ki:
Her günün gecesi Adıma gelsin
Adım ile anacak
Hak adına bulacak
O zaman her satır Yardan olacak
Günleri zoru silecek
Ömrün onu hizmet diye
Buğday tarlasını sürecek
Hizmeti elbet genişler
Buğday değirmene gidecek
Unu fırında hallolacak
Her kulu dilese dilemese
Karnım doysun diye Nasıl ekmek alırsa
Senden aldığı ile Gönlü doyacak
Verdik ölçüsünü, biten bitecek
Ne var ki
Onun bittiği yerde yenisi başlayacak
Kayguya yer yok
Huzur bundan sonra başlayacak
Eyvallah dedi
RESULÜ cümle aleme selamını iletti
RESULÜ Hak adına hizmettedir
Hizmette olanlar ile irtibatını hiç kesmez
O seninledir
Senin de onun ile olmanı diler
4 Kasım 1982
(Hz. MUHAMMED’den yazı ile tebliğler aldıklarını söyleyen
canlar var
Bu hususta söyleyeceğiniz var mı?)
RESULÜ kaleme gelmez
Çünkü o kendi kalem sahibidir
6 Kasım 1982
(Hz.Mevlâna da kalem sahibi değil mi?) MUHAMMED Tanrı’nın
yazılarını yazıyor
MEVLANA Tanrı’dan yazıyor.
12 kasım 1982
(Soru: HZ. Adem ile HZ. Havva’nın nikahını kim kıydı?)
Hz. MUHAMMED
(Soru: O zaman Hz. MUHAMMED yoktu ki).
O (Hz. MUHAMMED) her zaman vardır
(Soru: Hz. MUHAMMED’in hakikati hakkında bize bilgi verirler mi acaba?)
Mayası aşk
Harcı sevgi
Bilgisi Kur'an
Görgüsü nurdan
Yapısıyla verdi
Bilgisiyle derdi
Nuruyla yaydı
Cümlede birliği kurdu
O’ndan O’nu bildirdi
O’nun ile O’na döndürdü
Geldiniz bileceksiniz
O’na döneceksiniz.
Aşkı ile verdiğini
Sevgisi ile yaydı
Sevgisi ile yaydığını
Nuruyla yordu
Bilgisinde kainatı birledi
Ne terledi ne zorladı.
RESULÜ ile oluşmak
Hakk ile buluşmaktır
13 kasım 1982
(Soru: Yüce Kuran’da 'biz' şeklinde hitaplar vardır. Bunun hikmetini açar
mısınız?)
Resulünü nurdan yarattı.
Kainatın her zerresini onun ile yazdı.
(Soru: Yani o nur ile mi?)
Eyvallah
(Soru: 'Ya MUHAMMED, biz sana kalemi verdik' ayet-i kerimesini açar mısınız?)
Kalemi al, yaz dedi.
Yazdı, yazdı, yazdı
Kuran yazıldıktan sonra kainat yaratıldı
(Soru: Kuran ne zaman verildi?)
Resulü doğduğu anda
Peygamberliği geldiğinde değil
Peygamberliği geldiğinde
Yazılan okundu
Okunsun diye sunuldu
(Soru: 'İkra' deniyor.)
Onu yarattı
Kuran’ı ona yazdırdı
Kuran odur denildi
Daha önce verildi
Her zerrede onun imzası vardır.
(Soru: Söz konusu “o” lardan kasıt Hz. MUHAMMED mi?)
Yazan o, eyvallah
(Soru: “Rab”da Hz. MUHAMMED değil mi?
Rab yaratan
MUHAMMED yaratılan
Yaratan yarattığını dilediğince yarattı
Kainatı yarattığı ile diledi, yarattı
'Biz' den murat odur
24 aralık 1982
Ali’den geldik söze
Durmadan verdik size
Elbet vereceğiz
Her halinizden hoşnut kalacağız dedi
Selamını getirdiği RESULÜ’ne
Üç öğüt dilediğinizi bildirdi
Asla cevapsız kalmaz
RESULÜ öğüdünü
Dileyenlerden uzak değildir;
Varlık olduğunuzu biliniz
Dost kaldığınıza inanınız
Kar kadar lekesiz ve
Yumuşak olduğunuzu unutmayınız
Ve örtü dedi
RESULÜ sevgisini ve selamını
Aydın olanlara aracısız verdi
......
(Soru: Hepiniz O’na döndürüleceksiniz ayetindeki “O” kimdir?)
RESULÜ'ne dönmeden
O’na varamazsın
Aslına dönmeyi
RESULÜ'nün hırkasına girmeden
Geçeni değil gerçeği bulursan
İdrak edersin
Yaprak sana seni buldurur
Dokuduğun hakikati giydirir
RESULÜ'nün hırkası
Ruhunun kablosudur
Onu giymeden Asla gerçeğe ulaşamazsın
Makam o makamdır ki
Seni bulur, senin ile olur
(Soru: Rabbimize dönüşte zuhurun sonu mu olur?)
Cümle ile birlendiği anda tamamlanır
RESULÜ'nün yaratılışı, yaratılış gerçeği
Her zerre ile birlendiği anda tamamlanır
Asla bir zerre kaybolmaz
Hırkasına burada da girilir
Öldükten sonra da..
Sizlere hırkasına girdiğinizi müjdeledik
27 aralık 1982
Ali, RESULÜ'nün selamı ile
Cümlenize üç öğüt iletti;
Aldınız, doldunuz, sergilediniz
Öyle ise hizmettesiniz
Hizmette iseniz
Tevazu ilkeniz olsun
Sevdiniz, sevildiniz, hazmediniz
Meyveyi buldunuz
Cümle ile paylaştınız
Hikmetine eriştiniz
Ziynettesiniz
Kıymeti yaratılan her zerrede biliniz dedi
Cümlenize hırkasında olduğunuzu müjdelememizi söyledi
4 Haziran 1983
Her kulu bilsin ki Rabbim her yaratılanın Rabbidir
RESULÜ her yaratılanın gönlündedir
usunda olmasa bile
6 Haziran 1983
Dost kapısına girelim diyelim ki;
Her kapı RESULÜ ile bilinir gönül ile bulunur
10 Haziran 1983
Meydan açıktır gelene
Sofra açıktır bilene
Allah Allah deyip gülene
Selam olsun dedi Ali söze geldi:
Her adımda anılansın
Aşkınla yanılansın
Gönüllere konulansın
Senden benden geçtiğiniz gün
Bizim ile bir olansın
Güzel günler geldi çattı
Anılanlar nasip attı
Nefisteki gölgeler
O’nun adı ile gizlendi
Saklandı yattı
O’nun ile birdeyiz
O’nun ile güldeyiz
O’nun ile yoldayız dedi
Resulü’nün selamını cümlenize iletti
Karda ayak izi var
Kulda Hakk’ın sözü var
Aşk ile oluştuk
Cümlenizde RESULÜ’nün gözü var dedi
Hz.Aliselamladı
RESULÜ’nün üç öğüdünü Sizlere iletti;
Rehberiniz Kur'an
Gönlünüzde her an
Yolunuz kumda
Sildiğiniz kinde
Ocağınız her birinizin açık
Gönülleriniz de açık kalsın
Öylece her gelen açık gelsin dedi
Selamete adınız ile katılmanızı diledi yürüdü
......
Her öğüt RESULÜndendir komşuya versen bile
Senin dilinde oluşan cümlenin gönlünde buluşan
RESULÜ'n ile tamamlanır
15 Haziran 1983
Gönül gönüle açılır hak yoluna öyle geçilir
Erliğe talip isen kulluğundan seçilir dedi
Hamza dost söze geldi;
Var olduk senden dedik kor olduk kulluğa döndük
Göze gelecek sandık ne aldık ne bulduk diye hayıflandık
Bir yolda bir kumda elele verdik
Gün gün oynadık RESULÜ ile gönülden kaynadık
Her sözünden hak kelamı olduğunu anladık
Selam olsun ondan sizlere
Selam olsun sizden ona
17 Haziran 1983
Hazırım demek için her zerrende nefis kırıntısını silmen
Kendin ile kainattaki her zerreyi bilmen gereklidir
Miracında RESULÜ'ne hazırlığı hakkında sorulduğunda
Gayretteyim Allah'ım denilmiştir
Hayrete gelmeden gayret olmaz dedi
Ali cümlenize RESULÜ'nün halinden bulmanızı niyaz etti
28 haziran 1983
Her halimize sevindik
RESULÜ'’nün hali ile giyindik
Olumsuzdan soyunduk
Bilgimizden görgümüzden
Sevgimizden beslendik
5 Temmuz 1983
Aşk ile geldik söze duralım dedik dize
Sözümüz cümlenindir gönlümüz hak ile, yolumuz halk ile
Kanmadan yürüdük geldik,
Yanmadan arayıp bulduk
RESULÜ ile konuya girdik dedi
Ali sözü aldı:
Girdiğimiz her konuda kulunun sözü vardır
Allah adı anıldıkta RESULÜnün gözü vardır
Cümle ile cümlede birliğe durur
Cümle için Hak huzurunda gönlünü açar
Her zerresinde tek tek kulunun hizmetini seçer
O'na onun ile vardığını O'na ondan gelen ile oluştuğunu gösterir
dedi
RESULÜnün selamını cümlenize iletti
O Yemen'dedir kulu ile tek tek sözleşmeye girmez
O Yemen'dedir her var edilen sorumlusunu bulur
Yemen'de görevlerin Allah'ımın emri ile RESULÜnün mührü ile
Görevliler vasıtası ile seçilmiş olan kullarına iletilir
(RESULÜ yemenin genelkurmay başkanı mıdır?)
Allah'ımın RESULÜ makamının ölçüsü yoktur
Yemen'den alınan görev talip olma ile değil
oradan gelen talep ile verilir
(ora neresidir?)
Asmayı dikersen üzüm alacağını bilirsin
O senin talip olduğun görevdir
Yemen'den gelen talepte dilediğini değil
sadece verileni alırsın
Öyle oldukta her an seçilmiş olmanın hizmeti ile himmetine nail olursun
Hizmetine her katılan himmetten nasip alır
Gönüllerde yapıcı görev alalım
Sahibinden gelen emre uyalım
Talip olursak hata mı? denildi
Kulu sadece seçilme hakkına sahiptir seçmeye değil
Aldığım her emre uydum diyenler himmetinden nasip alırlar
Yemen'den gelen emre uyarak
Hak yolunda adım adım RESULÜ'nün şefaatına yaklaşırlar
Kulu için en büyük mutluluk budur dedi
Ali Yemen'den getirdiği selamı cümleniz ile kainattaki her zerreye iletti
Sizleri iletmeye vasıta kıldı
Elbet verilen emirde RESULÜ'nün mührü vardır
11 Temmuz 1983
Oluştuğum günde buluştuğumuz hal ile söyleştiğiniz yolda
Yemen'den gelen emir vardır
(Yeni bir emir mi?)
Geçen günden gelen güne kadar Garib için verilen emirdir
Emri veren amirdir
Amir olan RESULÜ'dür
Lailahe illallah dedik Haktan amir kılınan RESULÜ'nü
Muhammedin Resulullah diye niyaza durduk
Emir odur ki Garib Yemen'den seçilmiştir
21 temmuz 1983
Her düğümde RESULÜ'nün adı anılsın
01 ağustos 1983
Allah'ım Seni Senden bildiğim anda beni buldum
Allah'ım ben Senin ile Senden geleni gördüm
Allah'ım gerçeği arayanların arkasında kaldım
Bir de baktım ki Sırat, Burak'ın ta kendisi.
Sır-At=Burak. Resulü Ekrem efendimizin sırları çözdüğü anda kendisini Rabbına
yücelten Nur, yahut da kendisinin nurlaşması. Yani Sırat bir köprü değil. Veya
kul ile Rabbı arasındaki sırlar bir köprü ise Allah'ımın emirlerini kendimize
malettikçe sırlar açılıyor. Dolayısı ile köprü de bilgimiz ile nurlaşan özümüz
oluyor. Yani Aslını idrak. Bilgi: Saygı, sevgi, hoşgörü, razı olmak
26 ağustos 1983
Dört kitabı okuyan
Birbirine dokuyan
RESULÜ ile oluşan
Hak yolunda buluşan
Dört kapıyı aşandır
Hak adına koşandır
29 ağustos 1983
Suyuna yolumuz verdik
Gönülden gönüle erdik
Rabb’imin rahmetini beraberce gördük
Dedik ki;
Yumuşak olduğumuz halde
Gönülden katıldığımız Gülde
Sadece O’nun adını
RESULÜ'nün andını tekrarladık
Dedik ki;
Yolumuzu birledik
Gönülden gürledik
Yıldız olduk göründük
Aşkın dedik sarındık
14 eylül 1983
Yamalı fistan giyen ile
Allah Allah diyen
O’nun kuludur
Taşlı taşsız yol
O’nun yoludur
Allah’ımın emrettiği
Resulü'nün halidir
......
Hak muradını bileceğim
Ne gelse eyvallah diyeceğim
Sevgili RESULÜ'nü bileceğim
O’nun ile Resulü'nde birleneceğim dedi
Yunus’um selamladı yürüdü
l8 Eylül 1983
Mümin yolun gelişinde
Konuk diye verişinde
Aldığını bilecek
Her adımına gölgesini düşürecek
Musa gelse yoluna
İsa girse koluna
MUHAMMED ile bilecek
Kendinde olana dönecek
1l Ekim 1983
RESULÜnün üç öğüdü sizlere
yol versin gören gözlere;
Alınız, aldığınız kadar veriniz
Görünüz, gördüğünüz kadar seviniz
Doyunuz doyduğunuz kadar doyurunuz
28 ekim 1983
Yoldan selam verene
Dost haline girene
Dayandığı kapıda aşık olup görene
El verdik, sözünü diledik
Denildi ki;
Dağlar ayakta kalsın
Sular dilendiği kadar çağlasın
Her güzel aşkı gönlünü dağlasın
RESULÜ'nün selamını alan her kulu
Dilediği yönde gönlünü bağlasın
Güneşe uzun baksın
Gölgede çerağ yaksın
Bağda üzüm toplasın
31 ekim 1983
Değişen ile oluşanı bir bilin
Demde güzeli görün
Diyesiniz ki;
Dört yön de birdir
Dört yan da
Ne var ki,
RESULÜ bilen ile gürdür
Yaprağa renk veren
Toprağa ahenk veren kuluna
RESULÜ ile birliği buldurur
Yapıda O’ndan geleni gösterir
04 kasım 1983
Dağlar eğildi durdu
Deryalar eklendi geldi
Akan sular beklendi gördü
Yemen’de cümlemiz selama durdu
RESULÜ dört yönde niyaza vardı
Dedi ki;
Dağlar ezmesin
Dalgalar gezmesin
Toprak dağılmasın
Kulu Hakk’tan başka eğilmesin
Başına aldığını bedenine sormasın
Gelen tozu kötü diye yormasın
Erenler adına
Hak’tan aldığına inansın
11 kasım 1983
Sohbetimize katılan Erenler
Dünya için görevlidir
RESULÜ'nün makamı Yemen'dir
Cümle Peygamberler ve
Erenler, Evliyalar
Yemen'den görevlendirilir
Verilen görevin tekrarı asla olamaz
Mührümüzü açık vururuz
RESULÜ'nün adına kimse kendini vazifeli kılamaz
01 aralık 1983
Dayandığımız yerde
Dilediğimiz güçte ağacı bulduk
Topluca gölgesine geldik
Meydan; o ağaçtır
O ağacın gölgesidir RESULÜ dedi
Rabia ile Meryem selamladı
02 aralık 1983
Sen de halinde RESULÜ'ne uy
RESULÜ'ne dedi ise duy
Üç gün kırgın kaldı isen dostuna
Oturma RESULÜ'nün postuna
......
Dostlukta posta talip isen
Yerini dost yanında alırsın
Post, RESULÜ'nün postudur
Senin benim değil
......
Ayağınız gittiği yere değil
Gönlünüzün güttüğü yöne gidiniz
O yön sizi RESULÜ'ne götürür
08 aralık 1983
Dirlikte olmayana RESULÜ'nün niyazı olmaz mı? denilir
RESULÜnün niyazı her kulunadır
Dirlikte olan duyar, duyan uyar
Şarkı söyleyeni dinlersen duyarsın
Gürültü edersen duyabilir misin?
Güzelliğini bulabilir misin?
23 aralık 1983
Kur'an RESULÜ ile verilir
Sözü ile varılır
Çevresinde değil
Özünde sarılır
05 ocak 1984(2)
Gelenler alanlar
Ali ile gerçeği bulanlar
RESULÜ’ne uyanlar
Yolunda dururlar
Halinde bilirler
Yapıda gerçeği söylerler
Selam olsun onlara
20 ocak 1984
Deryayı bilen akan su ile gelendir
Nerden aldık? derseniz
RESULÜ ile olandır
Kendini bileceksin
Kendinde bulacaksın
Kendinden ayrıya düşene
Kayıtsız hizmet vereceksin
O zaman Samanyolu’nda
Kendin ile kendini bulanlarla oluşacak
Sohbetin gerçek kaynağında
Geçtiğin Yedi Kat’tan
Yunus misali söz edeceksin
26 ocak 1984
Hak ile geliriz elbet, ayrıda mıyız?
Halk ile buluruz elbet, gayrıda mıyız?
Sohbet ile oluşuruz
Selam ile buluşuruz
Katık verir karışırız
Kimden kime alacak?
Kimi kime soracak?
Beni ben ile yargılayacak
Senden seni soracak
Cümlenize teklikte selam verecek
O gün RESULÜ
Cümlemiz ile olacak
27 ocak 1984
Kayguya düşene soracak
Hakikat nerde? diye
Hakikat her kulun özündedir
RESULÜ’nün sözündedir
O dedi ise, gerçektir
O gördü ise, cümle içindir
02 şubat 1984
Bir öğüt RESULÜnden;
Aşamam demeyiniz, aşmaya niyet kurunuz
......
Bir öğüt Toktay’dan;
Resulü her birinizi nurlandıracak
Şüpheyi siliniz
03 şubat 1984
Ya Allah dedik girdik söze
Dilenen sözü verdik size
Kapalı hiçbir konu verilmemiştir
Kainatta yeri olmayan derilmemiştir
Öyle ise gizli olanı değil
Açık geleni arayalım
RESULÜ’nün sözünü tarayalım
İlmi nerde ararsan orda bulacaksın
15 mart 1984
Her bir ahitte
Her bir kulun sözü tektir
Tekliğe umut Hakk’a hürmettir dedi, Meryem
Ahdin, yaratılmışlığa ilk adımda
RESULÜ’ne uyulacağı sözüdür
22 mayıs 1984
Her nefeste
RESULÜ’nün sözü vardır
Bilenden yerini alana
Bilmeyenin yeri dardır
Cümlenizin varlığı
Gönüllerin gürlüğündendir
30 Haziran 1984
Ağacı,besleyen süsleyen diyebilirsin
Oysa ağaç telefondur telsizdir
(Tefekkür mü?)
Eyvallah
Ağacın gerçeği odur
RESULÜ her nefeste ağacın vergisine uymuş
Vereceğini ondan sormuştur
(Ağaçla mı konuştu?)
Eyvallah
(Zikirde mi?)
Eyvallah
07 temmuz 1984
Ademoğulları çoğaldıkça
Bilgi örtüleri de arttı
RESULÜ her yaratılanı tanıttı
17 Ağustos 1984
Yemen'den ulaşan, cümlenizde dolaşan
Mevlana Yunus diye söyleşen her bilge
ondan alır ondan verir
Tek nokta tek satır vergisinin dışında değildir
Öz ile söz ile cümle için verilen yazı
17 Ağustos 1984
Mümin olan bilir
RESULÜ hak ile yaratılan arasındaki tek kaynaktır
Meyanı beyanını noktalar
Beyanı ile tanınır
Hakikat ile yerini doldurur
Gerçeği bildiği doğudan batıya verdiği ile her zerrede mevcuttur
RESULÜnün hakikati budur
(Her zerrede mevcut olan nedir?)
Nuraniyeti
Ruhaniyeti hak ile bağı
Nuraniyeti kul ile ağıdır
Açacağın her kapıda o mevcuttur
o; RESULÜ'dür
17 Ağustos 1984
Dağları ovaları ağaçları suları benim için, senin için yaratan
RESULÜ'nü yarattığı onun için kainatı bütünlediği gerçeğin
ilahi kararıdır
Her olayın bir dolayı vardır
Kainatın yaratılışı da RESULÜ'ne
RESULÜ ile kaim olacağı gerçeği yazısı ile verilmiştir
(Yazıdan murat kuran mı?)
Eyvallah
Kur'anı yazdı kaim oldu ve ruhu bedenlendi
Doğruyu bildiği, gönülden her yönü açtığı açıktır
ve okudu
Sen de oku diye belletti
17 Ağustos 1984
o onun ondan o onun ile ona
diziye verdiğimiz
yüce
RESULÜ
cümle kulları
27 eylül 1984
Yorgun kaldım uykuya daldım
RESULÜ’ne danıştım
Dedi ki;
Rabb’ime en büyük niyaz
Kulu ile kulluğunu paylaştığındır
Yolluğunu paylaştığındır
Sevgini paylaştığındır
Lokmanı paylaştığındır
Paylaşan asla kaybetmez
Ne nefesinde
Ne kesesinde
Ne hevesinde
Ne kafesinde
Asla eksilen görülmemiştir
11 ekim 1984
Boy’umuz cümle ile birliğe gelsin
Boy; RESULÜ’nden aldığınız
Güzel diye uyduğunuz
Gönlünüzde duyduğunuzdur
28 ekim 1984
Kâbe’nin yorumunda
İlk ile sondan yoğun gelen akımın
Birbirine bağlandığı bilinsin
ADEM ile RESULÜ
Halkanın bütününü bağladılar
Orda Ya Allah dediler diz koydular
Tevhid ile düze durdular
İşte o halka
Gideni içine alır; yorum değil
Giden gerçeği bulur
19 kasım 1984
RESULÜnün kulluğu tarifi şöyledir;
Meyveyi aşsız yemeyen bilmez
Bulguru taşsız arayan bulmaz
Kul ile kulluğunu bilirsin
Gönlünde olan ile gerçeğini bulursun
09 aralık 1984
Nağme; bilenin sözü, verenin özüdür
Cümlenin gönlünde
RESULÜ’nün halidir
13 aralık 1984
Fahri seyrana daldı, seyirde birliğe güldü
(Fahri alem RESULÜ mü?)
Eyvallah
(Birliğin her an devamına mı?)
Eyvallah
Ağlayandan, gülenden
Dökülen yaprağı sevenden
Her yaşta her başta olanı sayandan
Allah'ım razı olsun
Rızası cümlenizi bulsun
dedi
RESULÜ cümlenizi Dost kapısına çağırdı
04 ocak 1985
Veysel diye göründüm
Soframda her öğün üç öksüzü besledim
Yuvamı sevgim ile süsledim
Yuvanda ne vardı? dediler
Bir sofra, bir şilte, bir sepet, bir lamba, bir dolu sevgi
Kendimi zenginden zengin saydım
Gönülden gelen sevgimi kainata yaydım
Yaygın nasıl oldu? dediler de, RESULÜ’ne dedim
Ben RESULÜ’nü ne kadar seversem
RESULÜ de ümmetini o kadar sever
Ümmetinden her birini dedi
Veysel’im selamladı
09 ocak 1985
RESULÜ’nün üç öğüdünden
Ömrümüzün her anını nasiplendirelim:
Ne verdi ise eyvallah deyiniz
Ne sordu ise tövbenizi bildiriniz
Nerde gördü ise şükrediniz şükrediniz...
15 şubat 1985
Mevlâna çağırır
Hak adına görür gözetir
Ne var ki asla yönetmez
Çünkü kul kendi kendini yönetmekle mükelleftir
(Soru: Uyarmaz da mı?)
RESULÜ'nün her sözünü iletmesi
Kur'an'dan her anında söz etmesi yetmez mi?
Akıttığı bunca suda dilenen ot bitmez mi?
Allah’ım açık gönülde birliği buldursun
Her daim RESULÜ'nün izinde yürütsün
Kendinden geleni kendine döndürsün
15 Mart
1985*
RESULÜnün özünde sözünde her zerresinde
peygamberlik mührü mevcuttur
Kulluğu kula kendini bulması kulluğunu bilmesi örneğidir
Hali ile birlenelim hatamızda zorlanalım
Günümüzde bilmediysek öğrenelim
Bağışlayan rabbimin adı ile her zerremizi birbirine dost edelim dedi
yunusum selamladı
(RESULÜnün halini mi öğrenelim?)
Öğrenmediysen eyvallah
Öğrendiysen hay allah
28 mart 1985
RESULÜ olmasa
Binbirinci kapıyı açamazsın
Kıyamdan geçemezsin
19 nisan 1985
Değdiğim her çalıda
Heybenin tozu kaldı
Yerden göğe baktım da
Aklımda RESULÜ’nün sözü kaldı;
Dileyin de Rabb’inizden rahmetini
Görürsünüz kaldırır üzerinden zahmetini dedi
Eyyüb’üm selamladı
25 nisan 1985
İpi gerdim ağaca
Dallarını incitmeden
Nerden gelir? dediler
Yerimi günde sordular
Yemen’den dediysem
Zamandan çıktığımdandır
Zamanda RESULÜ ile
Yoldaş, arkadaş, haldaş olduk
Kolayda zorda birbirimizi bulduk
Birimiz erken
Birimiz Gül iken döndük
Gerçeğin aynasına
Halimizce baktık dedi
Hamza Dost cümlenizi selamladı
14 mayıs 1985
seyre daldım güzeli düşündüğüm ezeli
senden benden geçtim de düşte RESULÜnü seçtim de
dağlar kadar yüceldim
17 mayıs 1985
Meleklerin adına
Birliği koydu da RESULÜ
Adına CAMİ dedi
Dört Meleğin adıdır
Kâbe’nin bağındadır
Kainatın çölündedir
RESULÜ’nün dilindedir
Sen de dillen
12 haziran 1985
RESULÜnün yoluna
Cümlemiz girdik koluna
Sorduk;
Müslüm olan ile misin?
Müslümü bilen ile mi?
Meyus olma ya Ali dedi
Gelmiş geçmiş gelecek cümlesi ümmetimdir
Gönlümde olan sevgim güneş misali ziynetimdir
Nasıl güneş her yaratılmış ile oluşur buluşur
ya Ali o günde oluşacak her zerre ile buluşacağız
16 haziran 1985
(Soru : Ölümden sonra zerreler ruh ile ne zaman birleşir?)
Cevap : Ermişlerde hemen diğer kullar için zaman içinde
(Soru : İnkarda olan biri için durum nasıl?..)
Cevap : En geç atmışdört yılda ruhla birleşirler
(Soru : Bu atmışdört yıl onlar için uzun bir zamandır elbet?)
Cevap : Evet.
(Soru : Bu atmışdört sayısının bir manası var mı?)
Cevap : Evet. Hz. MUHAMMED’in yaşam süresi, ana rahminde ve dünyada
06 eylül 1985
Senden gelen her öğütte
Rabb’imin adı vardır
RESULÜ’ne uydukta
Cennetin tadı vardır
Tevhit dilinizde
Tekbir halinizde olsun
Sofranızda lokma eksik kalmasın
Dileyenle dilenen nasibini alsın
Sohbetinizde olan her kulu gülsün
15 ekim 1985
Bu düzende akıl ile gezilmez
Ölçüsü tartısı bilgin ile çözülmez
Doğru bilsen, eğri desen
Sıraya koyup dizilmez
Oya gibi dokunmuş
Kur'an olmuş okunmuş
Rabbim güzel yaratmış
Varettiğini sakınmış
Güzellerin sevgisi
Her kulunun derisi
Ak ile, kara ile, kızıl ile, sarı ile
Bir bahçenin süsüdür
RESULÜ'nün sesidir
Ayırmadan kulunu
Kayırmadan yolunu
Birliğinde duralım
Sevgi bağı kuralım
17 ekim 1985
Mühür RESULÜ’nündür
RESULÜ’ne Rabb’imin armağanıdır
Dilediğine yansıtır
Asla rivayet değil
Gerçeğin yansımasıdır
Dile verilmez
Doğdu ise ölecektir
Gölgesini bilecektir
Ancak o zaman açığa verilecektir
Dayanmayı bilenden
Esirgediği olmaz
Bilenden saklı kalmaz
RESULÜ’nün ismi geçende
Gerçek mi? Değil mi? diye
Yorum yapılamaz
......
Her bilen kendinden kendine sorsun
RESULÜ’ne ne kadar uydum?
RESULÜ’nü ne kadar duydum?
Nereye kadar götürdüm?
Benliğimi nerede bitirdim?
26 Ekim 1985
(Makamı mahmut nedir?)
Her varolan makamın olayı vardır
Her makamın değişik dolayı vardır
Makamlar belli sınırlardadır
Makamı mahmut, sınırı olmayan
Ondan başka bilmeyen
Dayanan her kuluna rahmetini ileten
Her makama o makamdan ulaşan
Onun ile dolaşan
Adı ile bilirsin
Ondan ancak RESULÜnün eşiğinden Aşkının beşiğinden
Gönlünde olanı dökebilirsin
Her makamda o vardır
Onun nuraniyeti elbet
Eyyüb'üm RESULÜnün hoşnutluğunu sonsuz sevgisini kendine yer etmiş
Emrini erlik ile yerine getirmiş
Her makama onun rızasını alarak yükselmiş
(RESULÜnün rızasını mı?)
Eyvallah
RESULÜnün rızası olmadığı halde kul makam geçemez
31 Ekim 1985
Dört duvar bir mekandır
Dört hal de bir makamdır
Dört Gül de bir zamandır
MUHAMMED hem evvel hem son zamandır
Dostluğa misal değirmende akan sulardır
Bir bir aşırır, akan suda taşırır
Mayasını bilenin
Gönlünde Rabb’ini bulanın
Eşiğine getirir, beşiğinde bitirir
02 kasım 1985
Güneşe çıplak gözle bakamazsın
Ateşi elinle tutamazsın
Rabb’in RESULÜ’ne muhabbeti
RESULÜü’nün Rabb’ine merbutiyeti
Ezelden ebede kadar olduğu halde
Gine de O’na bakabilmesi için
Gözüne yeşil perdeyi örtmesi gereklidir
(Soru: Perdeden murad Cebrail mi?)
Eyvallah
07 kasım 1985
SARI ANA sözü aldı:
Kâbe’ye varayım
Bilgine sorayım dedim
Rabb’ime niyaz ettim
Düşümde RESULÜ’nü gördüm
Kâbe sendedir sen Kâbe’de
Duyandan olursan
Söz sendedir, saz sende dedi
Gönlüme Kevser Şarabı’nı sundu
15 Kasım 1985
Mağaraya her girişte RESULÜ ile söyleşen
Doğruyu bilgisine yerleştiren Rabbim değil mi?
Dünden bugüne günden yarına söyleten o değil mi?
Onun dili Onun eli Ondan dilenen hali RESULÜnde değil mi?
Öyle ise bedenli halde gören de RESULÜ'dür
Beden elbet RESULÜnün bedeni
26 Aralık 1985
Her ocağın sohbeti ayrıda denilirse de
Rabbimin adı tektir dumanı silen çoktur
Varsın dilediği dilden söylesin
Yeter ki RESULÜnden şefaat desin
Dost adına dost imzasını atsın
2 Ocak 1986(2)
Yemen'den gelen her sözde Rabbülalemin hitabı vardır
Gömülü olan ile değil gönülde gerçeği hakikat kılana güleriz
Sevgili sevenlerindir
Rab bilenlerindir
03 nisan 1986
Dağlara selam verdik akan sulara sorduk
Her bilgi sende mevcut mudur?
Dediler ki;
Eyyüb'üm ile Yahya, Mevlana ile Yunus, Hacı bayram ile Yesevi
ve bilcümlesi birer halka olmuşlar
RESULÜnün bilgisine birlikte sahip çıkmışlar
Öyle ise her bir yaratılmış sadece kendi bilgisi ile mevcuttur
08 mayıs 1986
Senden geldik Rabb’im
Emrine uyduk Rabb’im
Kinden uzak kaldık Rabb’im
Emrine niyetlendik
Gücüne sığındık Rabb’im
Elden, dilden, gönülden, halden
Senden geleni bildik
RESULÜ’nü örnek bulduk Allah’ım
Biliyoruz birliğine katılanlar aklanırmış
Birliği kuranlar paklanırmış
Hatalardan uzak kalalım
Senin ile sende bulalım Allah’ım
04 haziran 1986
Aldığım hizmet ile cümlenizi saracağım
Bekleyen her yaratılmışa soracağım
Adım ile geldin mi?
Duyduğun güne güldün mü? dedi
RESULÜ cümlenizin varlığına şefaatçi olduğunu bildirdi
Akdeve’ye Ak Yükü sardırdı
12 haziran 1986
(Dört halife dört kutup mu idi?)
Hayır değil, halifelerin görevi başka idi
Hz.MUHAMMEDin zamanında dört halife ve sahabelerin kabları
Yüce
tarafından genişletildi
Yoksa onlar hz.MUHAMMED'in o
nuruna dayanamazlardı
06 ağustos 1986
(Soru: Göçenlere okunan Yasin’in fonksiyonu nedir, nasıl bir olayı tamamlıyor?)
Zerrelerin birleşmeyenini bedenden sıyırıyor
(Soru: Göçen bir kişiye hiç Yasin okunmazsa?)
RESULÜ tüm okunanları cümleye dağıtıyor, şefaati o
(Soru: Her gün Yasin okunan kişi ile okunmayan kişi aynı miktarda mı alıyor bu
dağıtımdan?)
Peygamber efendimizin şefaatı herkese
Zerrelerini toplamış kişi daha fazla alıyor, toplamayan az alıyor
2 Eylül 1986
Ana:
RESULÜnden verilendir
RESULLERLE bildirilendir
Ananın analığı kadının eşliğine denktir
Ana olup eşliğe ayak atan yuvaya ahenktir
19 eylül 1986
RESÜLLER'in makamı
Yemen'de kurulmuştur
Erenlerin eline hitaplar verilmiştir
Hizmetleri içinde cümle aleme varır
Onsekizbin alemde
Her biri hizmet görür
16 ekim 1986
Hz.Ali
RESULÜ'nden aldığı bilgiyi getirir
Gelen bilgi hal edilir
Çerçeveye konmaz
Duvara asılmaz
Okunur ve dokunur
Kul aldığı bilgi ile olumsuzdan sakınır
07 kasım 1986
Dost’una selam verdik
Hz.Ali’yi Meryem ile gördük
Sözleşme tutarlıdır
Her Bilge alana yeterlidir dediler
RESULÜ'nün üç öğüdünü
İnsanlığa sundular;
Unutmayın!
Kinlenmeyin!
Umutsuz kalmayın!
13 kasım 1986(1)
RESULÜ ile doğduk
RESULÜ ile aşkını bulduk
Alemlerin Rabbine
Son için talip olduk
Bizi bize bildiren
Bize özü bulduran
Gönüllerimizi aşkı ile dolduran
RESULÜ’ne selam olsun
Her doğan adını tesbih etsin
26 aralık 1986
(Soru: Bedendeki zerrelerin ruhla birleşmesinde RESULÜ’müzün görevi nedir?
“Kainat Resulü’nün elinde tesbihtir” diyor bir tebliğde.)Garib: Onun
(RESULÜ’nün) büyük ruhaniyeti var,
Bütün dualar Peygamber Efendimize gidiyor, o dağıtıyor,
Orda Ruhun idraki açılıyor; Ölümden sonra.
Ruh zaten Allah’ın bize üflediği değil mi? Onun idraki var.
Onun bütün muradı ruhun bedenle bütünlenmesi…Bizden istenen bu…
(Soru: Aynı zamanda Peygamberimizin de bütün ümmeti için duası bu değil mi?)
Garib: O idrakte olduğu için…
Ayni idrakte biz olsak,
Biz de kendimiz için değil de bir başkası için dua edeceğiz.
Ama biz o idrakte olmadığımız için (Nefsimize uyarak) herkes kendine dua ediyor.
Ama o idrakte olsak?
Çünkü oraya da varmak için gene o zinciri kurmak lazım
Yani o devri tamamlamak için hepimizin oraya gelmemiz lazım
O (RESULÜ) onun idrakinde olduğu için o hizmeti görüyor; Rabb'inden onu dilemiş,
Allah’ın muradı o, o devri tamamlayıp aynı yere gelmek.
05 mart 1987
RESULÜ’nün varlığı
Bilgilerimizden silecek darlığı
19 şubat 1987
RESULÜ’nün şefaati
Rab’bimin muhabbeti
O’nu (onu) ananlarladır
O’na (ona) dönenlerledir
04 haziran 1987
(Soru: Hz. MUHAMMED’in özlediği ümmet ile Yuva’mızın ilişkisi var mı?)
Ali ile sözleşen
Günü güne paylaşan
Kullarını dost bilen
Postu Yuva’ya seren
O zaman
Bu zaman
Her nesil ile bir zaman
Dilden dile söyleşiriz
Sohbetini paylaşırız
17 haziran 1987
RESULÜ'nün yerini
Kâbe’dedir dediler
Kâbe’yi getirip de
Her gönüle koydular
Açıp baksan gönlünü
Orda bulacaksın
Sevgili sana gülmüş
O’nun (o’nun) ile olacaksın
01 ekim 1987
Resullerin sofrasına
Fahri Alem yazdılar
Elden ele verip de
MUHAMMED’de çözdüler
01 aralık 1987
Düzene uymayı bilmiyorsak
RESULÜ rehberimizdir
Her sözü kaderimizdir
29 ocak 1988
Gökkubbeye yazdıysa RESULÜ'nün adını
Her ademe verecek elbet ilâhi aşkını
31 mart 1988
RESULÜ'nün emeği
Mümin kulun bineği
Şefaattır sunağı
22 ekim 1988
RESULÜ;
Güneş gibi sıcak
Kar gibi ak
Hava gibi hafif
Su gibi akıcı
Toprak gibi örtücü
Yağmur gibi bereketli
Yeller gibi hareketli
Sonsuzluğa dek sevgi dolu
Çiçekler gibi misk kokulu
Gece ile gündüz gibi adil
Saygı dolu
(Soru: Gördüklerinizden bahseder misiniz?)
Nur sarmış çevremize
Erenler Tevhit okur
Resuller secdededir
Yemen’de sevgi dolu
Bir ses aldım
Dediler; RESULÜnün çağrısıdır
Güller bağında açmış
Cümleye sevgisidir
Hal ehli olanların
Gerçekte sorgusudur
Hem dünde, hem günde
Kendi kendine yargısıdır
25 kasım 1988
Elif, Lam, Mim dediler
Üç dindaşı birlediler
Musa, İsa, MUHAMMED
Sırtımıza bir fistan verdiler
Her birinin adı yazılı
Sırtında kalsın
Senin ile sona gelsin dediler
Her birini selamladık
Kuyu başında olanları kolayladık
Kazanları kalayladık
12 ocak 1989
Aldık yolun düzünü
Çaldık Yunus sazını
Mevlâna'nın sözünü
MUHAMMED bayrağını
09 şubat 1989
Durma derse RESULÜ
Durmak yaraşmaz bize
Rehber Kur'anın ise
Sormak yaraşmaz bize
16 mart 1989
Dört kuşağı bir eden
Her camide kandili yakan
Dilese dilemese
Her kuluna suyunu döken
RESULÜne selam olsun
......
Önderimiz MUHAMMED
Kitabı elimizde
Her zerremiz yazılmış
Ne derse dilimizde
06 ekim 1989
Ak kağıda yazalım RESULÜ'nün adını
Okudukça görelim kainatta andını
Onun erdiği yerde bizlere kapı açar
Açtığı kapılardan sevgili der de geçer
Onun için sevgili
Hem yaratan hem yaratılandır
Onun için sevgili
Gözeten gözetilendir
......
RESULÜ'nün adına
Cümle alemi kattım
Gönlüm ile aklımı
Aynı seviyede tuttum
Allah eyvallah dedi erenleri
Sohbetimize gelenleri
17 ocak 1990
Güzeli güzele anlatan kimdir? dedim
Her adımını RESULÜ ile atan dedi;
Her yaprağı RESULÜ ile tutan
RESULÜ'nün sevgisine
Kendi sevgisini katan
15 şubat 1990
RESULÜ binse
Burak denen atına
Soralım hangi yıldızı mekan tutar
Hangi yıldızları önüne katar
O alemlere rahmet kılınmıştır
Onun adı Rabb'i ile anılmıştır
O Adem ile vardı
O, o günde hepimizi bekleyecek
Şefaat hırkasında hepimizi saklayacak
Sevgisi ile hepimizi paklayacak
Ona sarılmadıkça adımız okunmayacak
Sevgimiz dokunmayacak
Onu bilen kendini sakınmayacak
22 şubat 1990
Her taşın yapısı ayrı
Her bilginin kapısı ayrıdır
Musa'nın verdiği; doyumsuzlukta
İsa'nın verdiği; ölümsüzlükte
MUHAMMED'in verdiği; düğümsüzlüktedir
Hiç bir konuya düğüm atmayacak
Hiç bir konuya korku katmayacak
Hakk bilgisinde şirk tutmayacak
Hakk sevgisi bir
Yaratılmışlıkta gür olacak
09 mart 1990
Sevgi ile ördük biz binanın temelini
Sevenler söylediler gayret ile emelini
Duvarlarını ördük RESULÜ'nün adına
Damını da örttük
Kapımız çok büyüktür
Erenleri sığacak
RESULÜnün güneşi
Yuvamızda doğacak
O güneş ısıtacak Onunla olanları
12 nisan 1990
Bir hurma tanesini katık yapayım diyen
Rabb'in verdiği diye kuru ekmeği yiyen
RESULÜ değil midir?
Meryemi doyuran bir hurma değil midir?
Sırtını dayadığı ağaca yaslanırken
Saçları acı acı ıslanırken
Kucağında İsa ile hurmadan beslenirken
Tesadüf deyip şaşmadı
Şaşıp da yollara düşmedi
......
Amacımız bulmaktır
RESULÜ'nün hali ile kalmaktır
Sevgisinde buluştuk
Her an Rabb'i anmaktır