
ALTI ATLI her yöne,
yol bulursa döne-döne,
varlığını uyduğuna,
kar var ise kaydığına,
sözü ile gelecek;
PİR SULTAN ABDAL,
yerden göğe gülecek.
“Altı atlı
yola düşmüş,
yolda yayan gidenlere şaşmış.
‘Hey yolcu.
Gelsen sen de bizimle,
eylesen hepimizi sözünle…’
Yolcunun nefesine, bedendeki
hevesine,
görgüde yargıya düşmüşler.
‘Yol, yolcunun’ dedik ya.
Dileyen atla gider, dileyen ayakla…
Varacağı yer, BİR değil mi?”
dedi,
HACI BEKTAŞ selamladı.
“ ‘Daha önce
varayım,
MEYDAN’da yer alayım’ diyenler,
ayak ile gidenler;
kainatı
temaşada,
gönüllerini, akıllarını,
mantıklarını eğitenlerdir.
YUNUS,
ALTI ATLI’ya isim verirken,
‘Altı yolun
BİLGESİ’ der.
‘YA ALLAH!’ diyelim,
gittiğimiz yolda
güttüğümüz niyetimizi bilelim.
BİLGE olandan, bilgisini alalım;
ata
binmiş gidiyor ise nasıl bulup soralım,
bilgisini yeterli bulmuş ise?
Yolumuz HAK’tandır, O’na sığınalım.”
dedi, KAYGUSUZ
“ALTI ATLI bir köprüye girdiler,
her biri
öbürüne sora-sora yürüdüler.
‘YEMEN’den mi, zamandan mı;
mekandan mı, makamdan
mı;
el halinden mi, GÜL dilinden mi?
YEMEN’den cümlemiz alırız,
zamanda az
kalırız;
mekandan gerçeği,
makamda en güzeli görürüz;
hal ile verir, GÜL
ile devrimizi buluruz.' dediler,
her biri hedefleri olan yola girdiler.”
dedi,
MERYEM
|