Almak
21
Vermek, almaktan güzeldir.
Almak, yüzünü ağartır, vermek, güldürür.
Almaya layık görüldüğünden, yüzün açılır.


8-1
Aldığını verdiğine sayma.
Yürüdüğünü durduğuna sayma.
Aldığın haktır, verdiğin kadar.
Ne biri eksik, ne öbürü fazla.


21
Almak, güzel vermek te güzel,
vermeyi bilene.
Almayı herkes sever.
Vermeyi sevendir makbul.


14
Alana; verdiğim kadar değil, alabildiği kadar verdim. Veriliş namütenahi, alış, gücün kadar.

4
Almayı bulmak için, vermeyi bilmek gerek.

10
Geleceğe umutlu ol ki, dumanı silesin;
gönüle kainatı koy ki, sevmeyi bilesin;
almayı değil vermeye çalış ki, sendeki kaynasın.

16
Almaktan uzak olanın, vermeye gücü mü olur

30
Benden sunduğum kadar, senden aldığın kadar.
Biraz fazla, biraz eksik olamaz.


25
Un ipe serilmez, yol üstüne ip gerilmez.
Martı denizde dolaşır, balık ile halleşir.
Dağ yolunda dolaşmaz, kartal ile dalaşmaz.
Deniz üstünde martıya benzersin;
dalar-dalar nasibini alırsın, daha ne dilersin?
Martı da denizdeki bütün balıkları ister,
ama midesi bir tane alır.
Hazmeder, gene dalar.
Hepsini birden alamazsın, hazmı güç olur.


9 mayıs
Olmayı dileyen, vermeyi bilendir, verdiği kadar alandır.

17
Semiz kul etine, temiz gönül cennetine hizmet eder. Olmuşun gelmişiyim, PİR olmuş ermişiyim,
VEREN’in aşığıyım.
Almaktan ziyade vermeyi düşünenin,
her zaman yanındayım.


7
Gör, gördüğün yerde kalsın.
Duy, duyduğun sende kalsın.
Ver, aldığın sende kalsın.
Verenin alışı çok olur.


30
‘Çok söz alayım, hoş günü göreyim’ deme.
Az al, özünü ara.


16
Almayı dileyen, vermeyi öğrenmeli.
Vermeden, alamazsın.

28
Senin verdiğin kadar, sana da verilir.
Senin verdiğin nedir?
Senin olan AŞK’ındır.


13
Benim yazdığımı,
uyuyanın yerine göçenin aldığı da görülür.
Dünyada gaflete düşen, göçünde almaya çalışır.


27
SEYYİD BİN VELİD der ki:
"Bin kelimede bir alsan, bir kelime ile uysan;
aldığını kutlarım, ‘Almak için okudu’ derim...."


14
Almayı bilen, sohbeti seven;
değerine değil, vergisine önem versin.
Çok dinle, az söyle;
gönlündekini oldur, nefsinde olanı öldür.
Yudum-yudum aldığını, önce hazmet.


20
Yudum-yudum içilsin ki, hazmetmesi kolay olsun. Yudum-yudum alırsan, tadını bulursun.
Birden içeyim dersen,
umduğundan öteye geçemezsin.


22
‘Almadık’ demeyin, sohbette gönüle hata yüklemeyin. Gönüller paktır.
Müsaade edilen, denir.
Yemeyen aç kalır, çok yiyen hasta olur.
Almayı bilene, bildiğimizce veririz.


22
Sohbetin getirdiği, kulun götürdüğüdür.
YUNUS

23
Yeniyi almak için, eskiden geçme.
Yeniden aldığın nedir?
Düştüğün AŞK, doyulmayan HAK AŞKI.
Eskiyi atma dedim, sevgini söyledim.
Sevgi, kainattır.


29
Elbet KUR’AN’ın verdiği, kulun gönül yapısına göre aldığıdır.

2 ekim
Almayı dilediğini bilerek al, o zaman faydasını görürsün.

17
Bahçenin vergisi, kulun alışındandır.

5
Vermiyor dersen, kendini yokla.

28
Yudum-yudum alalım, ne var ki dökmeyelim.

29
Asmaya verdiğin suyu, verdiğin gibi almazsın. Neden? Çünkü sen, sadece suyunu verdin.
Halbuki asma, özünü verir.


20
Kapanmayan kapıya, kul olalım;
cümlenin ayağına, yol olalım.
Yeniyi serelim, eskiyi bilelim,
almayı verelim diye, el uzatalım.
Almayı elbet her kul diler.
Ne var ki emanettir, anında dağılır.


3 nisan
Almayı dilersen, olmaktan geç, hiçliği seç.

13
Verdiğim kadar benim, aldığın kadar senin.

16
‘Alamam’ dersen, miyyarın vermeye uysun,
VEREN seni duysun.

10
Vermeyi değil, almayı kendinize heves ediniz.
Vermek dilenirse, verileni yayınız.


10
Verdiğin aldığından olsun

26
'Aldım, aldığım gibi verdim' diyorsan,
taşsız toprak bulmuşsun, ektiğini biçmişsin derim.


11
Almayı dilmek almak değildir.

1 ekim
almayı dileyen her kul alacağını bilsin

Alandansın, verenden oldun mu?
Verdi isen, verdiğine uydun mu?


‘ALLAH’ım SEN’den aldık, SENİ dileyene verdik’ dedik.

6
Sözün verdiği, gönülün aldığı kadardır;
gönülün aldığı, cümleye verdiği kadardır.

22
...kul sadece alır, alır, alır.
Yerden gökten alır.
Alır da ne verir?
İşte en güzeli onun verdiğidir; gönlünü.
Gönlünü verenin mutluluğu cümleyi sarsın,
verenden etsin.


10
Elbet yağı peyniri olan, almayı bilendir.
Ne var ki vermeyi bilmeyendir.


11
Sadece verdiğim benimdir, benim aldığımdır.
'Aldım veresiye, sevdim ölesiye' diyene sözüm.


9
'Almayı bilmeyene,
yerini bulmayana vereceğin nedir?' denilir.
Almayı bilmeyen değil, bilemeyen vardır,
her darlık kula kardır.
Çünkü, bilemediğini bulur, bulduğu ile olur.


10-2
Almayı dileyen, çözmeye yer veren
her kulu ile beraberiz.

20
Her verginin, azı da çoğu da zararlıdır!
Gereken yerde gerektiği kadar alalım!
Sermeyen sergiciye
'Daha eşyan var mı?' demiyelim!


24
'Sevmedim' diyenin hatasına düşersek,
güne kadar aldığımızı nasıl sileceğiz?
YUNUS

8
Alamazsam?' diyenin kaygusu,
'Veremezsem?' olayındandır.
Hem alırsın, hem verirsin!
Yeter ki, aldığını bilesin, bildiğini göresin.


ağustos
almayı dilediğin kadar, vermeye de yönel

15
Sözümüz; alanın, sahip olanındır.

29
Alalım verelim, her var edileni görelim.
Gördük sevdik, bilmeyene sunduk dedi isek,
aldığımızı vermiş oluruz.


6
Her kul, aldığını veresiye almalı.

12
Oldum aldığım kadar, verdim sevdiğim kadar.
YUNUS

Her alış veriş, kendini bilmene yardımcıdır.
Gökte ve yerde bilinen senden sana iletilendir.


16
Almayı dilediğini değil, sadece verileni kendine mal et.

23
Alınan; okunan değil, mal edilendir.

7 mart
'Ben, sen!' diyen, almaya çalışan;
vermeye alışana kadar çifte at koşturur.


2 mayıs
Almayı dilersen, vermeye alış

19
Görmeyi değil almayı dile.
Her aldığını vermeyi dile.


1981
Aldığım O’ndan bana

   Verdiğim O’ndan sana

Almayı dilemek

  Vermekten zordur

  Aldığını
verebilmek kardır

30
Alalım verelim, verdiğimizi bilelim.
Umduğumuza değil, alacağımıza talip olalım.


19
Almak vermeyi amir kılar.
YUNUS

28
"...‘Akmayan kan kendini yenilemez denildi.
Bilgi de öyledir. Vereceksin ki yenisi gelsin.”
dedi KAYGUSUZ


1 ekim
Almak, kulunu vermekle yükümlü hale getirir.
Almaktan maksat, kulluk görevini öğrenmektir.


19-1
Niyaz; gönülden geldiğince olur,
dilden döküldüğünce kalır,
kulu gönlünü açtığı kadar alır.


6
Alanlar mutluluğa, kalanlar karanlığa talip olurlar!

13
Alalım olalım, verelim bulalım.

20-1
Her alan verendendir bilse bilmese

8
Her alış veriş maddi manevi birbirini eşitler,
geçici halde çeşitler.


15
Az da alsak, çok veririz,
çünkü YARATAN’ın hazinesini görürüz


22
‘Almaktan bıktım’ diyen, vermeye yönelsin

9-2
Verdiğimiz kadar değil, 
Ziyadesi ile alacağımıza inanalım.

21
'Almadan vermem' dersen, yükün ağırlaşır.

4
Almak her kula verasetten gelir,
vermek ER kula ferasetten gelir.


20
alacağımızı değil, güne kadar aldığımızı bilelim

29
Alan aldığı ile, bilen verdiği ile önemini bulur.
SEYYİT AHMET RABİA

12
Ham meyveyi yemedik, ham sözü söylemedik.
Bir aldık binbir verdik, ‘Bereket ALLAH’ımda!’ dedik.”
HACI BAYRAM

21
Doğuştan aldığın her bilgiyi bohçadan çıkar;
çünkü, seni sana bildirecek,
gelen günde bulduracak olan,
doğuştan aldığındır.


28
...aldığımız her sözü kenara koyalım,
sonra akıl süzgecinden geçirelim.
Aldığın anda verdiğin cevap;
kaynar tencereye dökülen suya benzer,
bekle soğusun.


17
Kendimden aldığımı, cümleye verdiğimi düşündüm.
‘Ne aldım? Ne verdim?’ diye ölçüye vurdum.
Gördüm ki; gönlümü açtığım kadar alabildim,
gönlünü her açana verebildim.
YUNUS

29
Çok almayı diledim, ÖZ’den geleni övdüm;
çok vermeyi diledim, hazdan yolumu buldum
PİR SULTAN ABDAL

6
Bilen verir, uyduğu kadar alır
HACI BAYRAM

21
Ala-ala olacağız, vere-vere bulacağız, seve-seve ereceğiz
HACI BAYRAM

26
Almayı vermeyi her kulu diler,
ne var ki, ‘alacağım vereceğim nedir?’ der;
kimi deryaya, kimi göle, kimi nehire dalar.
Nerde dalarsa dalsın, dilediği kadar alsın.
Gelişi, gine de deryayadır.

11
‘Çok aldım, az bildim…’ dersem;
kendimden kendime yol çizmiş olurum,
zoru yenmiş sayılırım.


6
"Bildiğin her olayın gerçeği açıktır;
dağdan sormayı bilirsem, taşlar ile dostum demektir;
suda yüzmeyi biliyor isem, derya dostum demektir; aldığımı verebiliyor isem, kainat postum demektir."
dedi, BEHLÜL


28
‘Her alan güzeli bilir mi?’ dediler.
Almayı bilen, elbet güzeli görendir,
akan su ile deryaya varandır.

12
"...Gelsen sözün düzüne, gülsen kulun yüzüne;
aldığına sevinecek, verdiğin ile övüneceksin."
dedi, YUNUS’um


11
"...Bir alan sevinir, bir veren övünür;
kul kendini bulmazsa, durduğu yerde dövünür.”
dedi, PİR SULTAN ABDAL


18
"...Saydım göldeki salı, yeterli değil;
akan su ile gelen, biterli değil;
almayı dilediğimiz, vermeyi denediğimiz,
hudut ile bağımlı değil." dedi, YUNUS’um


20-1
Aldığımız bir damla, verdiğimiz bin damlaya bedeldir, sevgimiz cümle ile modeldir.

4
Aldığım ile sevindim, verdiğim ile övündüm,
paylaşmayı huy edindim,
öylece hizmetin gereğine inandım
YUNUS