
‘Gedik nedir?’ dendi, geçende soruldu.
Gedik; iki alemin kapısı değil, kulun geçiş noktasıdır. Alemden aleme değil elbet. Merhale.
"Alasıya, veresiye, dünyaya geliş göresiye."
dedi, YUNUS’um geldi.
"YUNUS oluşum anılışımdan değil,
açtığım-geçtiğim gedikten..."

YUNUS’um der ki:
“Döne-döne geldim,
doğudan batıya kuzeyden güneye baktım durdum.
‘Ne gördün, baktın?’ derseniz;
doğuda yatanı, batıda tutanı,
güneyde arayanı, kuzeyde yağız ata bineni.
‘Ne demek?’ denmesin,
günü gelir yorum kendini verir.
Elbet güzeldir, güzelden güzeldir.
Gedik doğudan açılır, güneyden geçilir,
kuzeyde ‘YA ALLAH!’ denilir,
batıda kainatın süsü görülür.
Kainatın süsü nedir? Yağız ata eden binilir?
Olumunu bilene sorduk.
Dedi ki: Müminin sesidir, kainatın süsü.

“Dosdoğru gideceğiz, dağılanı bulacağız,
bilse bilmese var olanı gönülde sayacağız.”
dedi, PİR SULTAN ABDAL
günde gedik açan her bilenle beraber oldu.
‘Gedik, nedir?’ denildi.
Gerçeğe açılan kapı.
‘Ruhtan haber aldık mı,
bildiğini sorduk mu?’ denilir.
Ruhun bilgisinde kainatın gerçeği vardır,
ne var ki, vergisi ALLAH’ımın EMRİ kadardır.