
Başkasını tenkit ediyorsa,
seni methetmez.
Amma öylesinin yolunu, taş kaplar

Sayıyı çokluktan,
soyluyu soysuzdan sorarsan;
tenkit ettiğini görürsün.
Ne var ki, neyi tenkit ettiğini bilmez.

Kula yol göstermek, tenkit ile olmaz.
Hatalı ameli yüzüne vurulmaz,
hatasını yüzüne vurursan,
alacağın cevap seni üzer.
Kulun yolunu almasını dilersen,
yolunun güzelliğinden söz et.
Kırıcı olma ki kırılmayasın.

KAYGUSUZ sözü aldı:
“Taş alıp baş yarmayız,
kayaları kul diye sormayız;
bir sözü bir söz ile bağlar,
bin sözde benliğimizi eğleriz;
DOST dilinden gelse bir taş,
‘Başka var mı?’ der bekleriz;
GÜL’den gelen her nefesten,
örtülü olan kafesten yol alır yol veririz;
selam ile geldik, selam ile döneriz.”

“Dört ucunda adım yazılı mendile,
su koysam almaz, çünkü mendil su ile dolmaz.”
dedi, HACI BAYRAM söze geldi:
“Ayrı dilden söyleyen, aynı hali alırsa,
senden benden gayrı değil;
aynı dili söyler de, seni beni yererse,
DOST ADI’na sahip değil!
‘Var git!’ dedim tarlana,
buğdaylar boy-boy olmuş,
Güneş’te cümlesi HAK rengini sarmış,
kağıt kalem verseler,
dilinde olanı söylemiş.”
dedi, HACI BAYRAM selamladı.