
Ten sende denende,
SIFATI’nı dünyada görendedir.
Ten sende iken, CAN senin midir?
Ten senin ise, CAN da senindir.

Dünyayı sana-bana, kainatı cümleye.
Cümleden maksat; canlı-cansız, tenli-tensiz.
Ayrılık, dünya yaşantısındadır.
ÖZ’de hep BİR, gözde sadece NUR.

Dünyada tekamül, üç yöndedir.
Kanda, CAN’da, tende.
RUH’un tekamülü geliştedir,
HAKK’ın ‘OL!’ dediği anda oluştadır.
Ten silinir, kan bölünür, CAN bilinirse;
tekamüle vardığı görülür.
Dünyanın oluşunda, her var olan;
adı ile bilinir.

CAN-CANAN’la BİR olur,
dünya teni kaybolur.

Yağdan aldığına,
zeytine saydığına YUNUS'u şahit tutma,
arana ortak katma.
Sen senden,
YUNUS tenden sorumludur,
ÖZ ile bulumludur.

"Sürü bende kaldı mı,
yorum hale uydu mu,
kulu YARİ bildi mi;
ne sen varsın, ne de ben.
Derdin elbet olmaz,
çünkü sende ten kalmaz."
MERKEZ'im
Can ile CANAN BİR’deymiş,
ne orda ne buradaymış,
hem canda hem tendeymiş,
YA ALLAH; VEYSEL gönül ile sondaymış.”
dedi, VEYSEL’im
“Bir can, bir ten yeterlidir;
hem can, hem ten birbiri ile tutarlıdır.”

“Candan sorduğum var ise;
tenden yargım olmasın,
RUH'um darda kalmasın.”
dedi, HAMZA DOST

“...Var ettiği ile her dem yan yanadır,
CAN’dan canadır,
kulun tepkisi sadece tenedir.”
dedi, MERKEZ’im