DOST

4 ekim 1970
her açık gönül canından çok cananın yanına dostları ile varmak ister

dost zümre değildir cümledir

20 ocak 1971
gülenle gülenin ağlayana destek olanın dostu çok olur

24 ağustos 1971
kaplanın güzelliği postunda altın güzelliği dostluğunda

29 eylül 1971
dostluk dünya ile ölçüsü olamayan
bir kelime ile içine dünyayı alamayan bir bağdır

7 kasım 1971
dostlukta kızmak yoktur dost sadece sever dedi ise sevgisini ispat eder
hatana adam sende diyenden uzak kaç

8 kasım 1971
dostum dediğinin eksik yönünü doldurmaya çalışırsan
dostluğunu kazanmış olursun

31 aralık 1971
allahım bütün yarattığı kullarının dostudur

14 haziran 1972
dost allahın ta kendisi dost allahımın yarattığı
hepsi taşı ile toprağı ile

16 haziran 1972
dost elbet odur ondan gelendir onu bilendir
dumanı dahi dost bilsen güzelde güzelliği bulursun

20 şubat 1973
dost olun dost ile dost deyin düşmana bile
çünkü düşman değil dostundur sana hatayı gösterdiği için

27 şubat 1973
dostluk elele verme ile başlar
her iki elini bir dostuna vermezsin elbet
iki el sana iki dost kazandırır
unutma ki iki dostta dört el vardır
el el ile büyür cümle ile bir olur
birlik dostluk ile başlar birlik elden ele değil gönülden ele aktarılır

31 ağustos 1973
çam güzeldir dökülmez yeşili gitmez diye
çoban güzel sözden başka gütmez diye
dost güzel çirkini bilmez diye
kainat güzel kulundan esirgemez diye

1 aralık 1973
dost ararsan kendini bil her kuluna kendini dost kıl

18 ocak 1974
huzur ile aldık gönüllerde bulduk dost olanı olmayandan ayırdık
yanlışlık yok dost olan olmayan var mı derseniz elbet yok
ne var ki var ile yok dendikte ayrıntıya düşülür dost olmanın değeri görülür

6 eylül 1974
dost bilenin dostu elbet bol olur

9 aralık 1974
dost bil her kulunu beğenmesen de yolunu

13 mayıs 1975
dost nedir dostluk nerde başlar
dost sınır koymayandır dostluk sınırın bittiği yerde başlar
sınır nedir dendi dostluğun tarifi soruldu
sınır verişin alışın ölçüye vurulduğu yerdir
dostluk sevginin saygının ölçüsüz olduğu kadar
verginin alasıya olmadığı ölçüdür
ver almadan denen odur

20 haziran 1975
dostumu bileyim postumu sereyim diyen
konaklayacak yer bulamaz çünkü asla dostu göremez
dost aranan değil bilinendir dost dostum denilendir her kul dost görülendir
görmediysen hata onda değil dost görmeyendedir

22 nisan 1976
dost deyiniz her halde olana el veriniz
dost deyiniz arkasını dönse bile selamlayınız
dost deyiniz söze söz katsa bile elini öpünüz

7 mayıs 1976
dost eli yakmaz dost dili yıkmaz
dost eli ile dikilen ağacı sökmez ne fırtına ne sel

11 ağustos 1976
aydın olmak kalem ile defter ile değil
dost bilmek dost saymak dost sevmek iledir
elbet dost olmazsan sevemezsin sevmezsen sayamazsın

1 ekim 1976
dost eli dost dili birliğin temeli

20 ekim 1976
dost bildiğini satar bilmediğini atar

17 aralık 1976
dost dediğin dostluğunu bekler

6 mayıs 1977
dost her hali ile güzel her sözüyle özeldir

23 haziran 1977
dost alan dost bulan dost ile hemhal olan kutluluğa erendir

2 eylül 1977
gömlek giyenin yemeni yürüyenindir dost sevenindir
dostlukta vefa derdest olanda sefa görülür
can ile canan gönülden halleşir sevenler yoluna belleşir

6 ekim 1977
dost ile dostluk kulun halidir
zor ile dostluk erin halidir

12 kasım 1977
koyunda post kulda dost gereklidir
ne kadar dostun var ise o kadar renk ile bezenmiş olursun

6 ocak 1978
derme çatma her dostluk yıkılır
dost değil ise bir söz ile dökülür

12 ocak 1979
dost diyelim taşı dahi dosttan bilelim

şubat 1979
dost alınır sevilir ise dost sevilir veriyor ise
kul sevilir dost diye her kulu biliyor ise

23 şubat 1979
aşım azdı diyene
dostun çoğunu bulasın yediğin ekmeği paylaşasın dedim
azdan vereceğim olur mu verirsem kendime kalır mı dedi
yürüdü yolunu diken bürüdü
dostuna el vereydi dost koluna gireydi dikene takılmazdı
aşı taşı bölüşürdü lokmasını paylaşırdı
ne var ki dikenleri beraberce atarlar öteye öylece geçerlerdi
sözün özü nedir denildi
gördüğün her dostun dostluğu var mıdır diye soruldu
sen dost dersen onu da dost bulursun yerini öylece doldurursun
dedi hamza dost dostluğun üç öğüdünü verdi
sözünü dostça ver her dosta güven göster dilediğini paylaş
denilir ki evimi dilerse onu da paylaşayım mı
unutma dost verilmeyeceği istemez isterse dost olmaz

6 nisan 1979
kuvveti değil serveti deneyin servet dostluktur deyin
dostluk ulaşılamayacak sanılana götürür orada hayrete düşürür

13 nisan 1979
dost olsun bizle gelsin dost olsun sözle gelsin
dost olsun sevgi ile bulsun dostluğu kendine mesnet edinsin
darda olanın yanında kalsın şüphede olanın derdini silsin
karanlık diyenin ışığı olsun geçmişi değil gününü doldursun

20 nisan 1979
dost olduk cümleyi beraber bildik diyenlerle beraberiz

3 ağustos 1979
dost demde dostunu bulur dost cümle ile postunu korur
dost hak diyen hakkı gönlünde bilen hakkı kainatta görendir
görene göz gerek bilene koz gerek sevene dost gerek
dostu bulana post gerek

14 eylül 1979
dostun yeri yerden değil yoldan gelir dostun değeri sevgiden gelir
buluşun değeri bilişten gelir bilmeyen bulduğunu değerlendiremez
destan yazarız ocak başı bekleriz
dost dost diye gönüllerde saklarız

14 eylül 1979
dostun dostluğu sevgiden kaynaklanır

23 kasım 1979
dost gelişe alışır dost verişe çalışır
elbet gönüllerde dostluk oluşur

7 aralık 1979
dost yerini bilendir dost kulunu sevendir
dost ayıbını örtendir dost eksiği tamamlayandır

7 aralık 1979
ay güneşle batar mı birbirini tutar mı gönül dostu satar mı

21 aralık 1979
dost verir almaz dost görür silmez dost sever unutmaz

21 aralık 1979
dostu ararsan kendine sor dost isen dost bulursun

8 şubat 1980
birliğe dönüştükte aynı kazanı paylaştıkta tadında birliği buluruz
birlik satıhta değil dostlukta alınsın
dostluk yeterli değilse her kul sadece kendinde hatayı bulsun
dostluk verdi isem bulurum desin

21 mart 1980
dost aşı düşman taşını silker

15 mayıs 1980
dost aşı dost aşkını pekiştirir

13 haziran 1980
dostluk alışan ile verişende bağlanır

4 ağustos 1980
dostum allah diyelim dostu her hal ile bilelim
gönül ile dostta olalım

27 ocak 1981
dostluk dosttan alınır

27 şubat 1981
dostu çok olanın gönlü daralmaz
dost elinde olana bakan değil gönlünde çerağ yakandır
dost dedik sevgimizin hududunu çizmedik

18 aralık 1981
dost bilendir dost bileni görendir
dost ne dinde ayrıya ne imanda tartıya düşer
dost ne de bilenle bilmeyene şaşar

26 mart 1982
dost halden bilendir dost yolu bildirendir
dost halinde kalanı güldürendir
ne var ki dost dosta olmak gereklidir

7 mayıs 1982
dost birdir buldu isen dost arayan haktan halka yürüyendir
dost seni dostları ile buluşturur dostları ile oluşturur

21 mayıs 1982
geçtim dikenli yolu
seçtim gülümün hali
secde dedim her yeri
başımı koyacağım sırtımı yayacağım toprak bende diyeceğim
ben toprakta oldukta toprak ile buldukta dost billahi bendedir
benim senindir seni beni ayıran bir incecik tendedir

28 mayıs 1982
dost göründüm post sarındım denilmesin
dost katıksız bilinendir dost cümle kullarına bölünendir

25 eylül 1981
dost uyuma gelir uyana değil  ne demek dendi
yolumuz uymaz dersen yanılırsın
çünkü yol senin değil yücenin yoludur
sen uyacaksın uyduracak değil

21 nisan 1983

açtığın her kapı gönlüne göredir
dost diye açarsan dosttur düşman diye kaçarsan düşmandır
bilgini hak ile besle ki düşmanlar dost olsun dostların dost kalsın

19 mayıs 1983
dost diye bildiğin her varolan istemese de dost kalmaya mecburdur

19 mayıs 1983
dost isen dost bulursun kastına düşersen yolda kalırsın

21 haziran 1983
dost görür ise her varolanı elbet ona şerbet sunulur

28 haziran 1983
konaktan söz ettiler gönül de büyük dedim
bağları hudutsuz verdiler ufkum da geniş dedim
her verilenden kendi aldığımı üstün bildim
çünkü ne ona ne buna danışmadım
gönlümdeki dost ile küsüp te barışmadım
dost verir sen onu bilirsen
dost seni bulur kendinde olanı görürsen

14 eylül 1983
dost bilmeyenden sorumlu değilim

3 kasım 1983
dost senin kapındadır bilemezsin
dost senin yapındadır göremezsin

4 kasım 1983
komşu dosttur konuk dosttur alem dosttur
elalem dosttur ayırmayalım

3 şubat 1984
dost kapısı neresidir denilir
gönüller birlendikte nefisler körlendikte buluştuğunuz yapıdır
tek tek girdiğiniz kapıdır

22 şubat 1984
dost sevgindir sevgilindir
dayandı isen cana güvendi isen hana gelirsin elbet bana

5 nisan 1984(1)
yumuşak söz dost olana gereklidir
dostluk bilen ile süreklidir

5 temmuz 1984
post çevreye dost devreye yararlıdır
allahım her devrede kararlıdır postta daim kalırsan zararlıdır
devre her an yenilenme post bilginin kalıplaşması

19 temmuz 1984
dost dediğin günde değil ömürdedir


14 eylül 1984
dost olmak dost bilmek kendinden kendine hizmettir
hakk cümle kulunun dostudur özel kullarının değil

14 mart 1985
dostluk çağrı ile değil bilgi ile geliştirilir

02 ağustos 1985
her dost bir dostu bilir yuvanın canları birbirini dost adında bulur
bayramın getirdiği gönüllerinize sevgisini arttırdığıdır
onun için sevgimize yer verelim bayramın getirdiğini bilelim diyelim ki
  selamına bayramını vesile kılan rabbim yazmayı deneyene dostunu bildirmiş   
 sevgisini üç söz ile getirmiş
dayanmayı güvenmeyi sevinmeyi bildi isen
dostluğa talibsin

4 ekim 1985
meydan her kulunu çağırır dileyen gelir
cümlenize selam olsun her adımda dost adı anılsın
-dosttan murat rabbimiz mi peygamberimiz mi-
adım ile yazdım adını dediğinde ayıramazsın


17 ekim 1985
sevgi ile dolan gölgesini silen kendini en güzelde gören
dostluğun çemberini tamamlayandır 

25 ekim 1985
dost bağı kendini bilenlerin mekanıdır
dost bağı kendini bilen rabbini bulanların makamıdır

31 ekim 1985
sana kötü diyenin dostluğunu kayırma
sana katı diyenin yargısına katılma

14 kasım 1985(2)
komşu yerden göğe demlendirir aile nemlendirir
dost dinlendirir dert dillendirir

17 kasım 1985
sevgi ile dolan gölgesini silen kendini en güzelde gören
dostluğun çemberini tamamlayandır

2 ocak 1986
dost ol gönlüne


02 ocak 1986(2)
dostluk zaman ile başlar zamansızlığa koşar gider

20 şubat 1986
yerden gökten sevgi yağar
her kulunda dostluğuna göre doğar

27 şubat 1986
dostluğu yarattığın ile kurdum allahım

13 mart 1986
dostluk kulun gönlündedir nefsi ise emrindedir
yasak olana el atmazsam dostluğa emeğimi vermiş olurum

27 mart 1986
dost birbirine el verenlere
post hak yoluna gönül verenlere nasiptir

10 nisan 1986
koyun kuzu meradadır dost bilmeyen karadadır

5 eylül 1986
dostluk bilgide görgüde yargıda sorgudadır
gönülden gönüle dostluk yargıyı sorguyu siler
ruhaniyette ne yargı vardır ne sorgu
muhabbet muhabbet daimi muhabbet vardır ve daimi kalacaktır
kul muhabbeti ile her kapıya varacaktır


09 ekim 1987
Dost’a dost demek için
Kendinde dostu bulmalısın
Daim dost halinde kalmalısın

11 mayıs 1988
Dünyada yaşamayı aydın kılan dostundur
Hayır ile anıldıysan kıyamette postundur

Sohbetler Derlemeler
YAZICI


Derlemeler1968-1986 yılları arasında
© Sabahat AKŞIRAY tarafından alınan sohbetlerden
  elde mevcut olanlara göre derlenmiştir