PEYGAMBERLİK - PEYGAMBERLER


ADEM&HAVVA
 Hz.DANYAL - Hz.DAVUD - Hz.EYYUB - Hz.GANİ - Hz.İBRAHİM - Hz.İLYAS ve HIZIR -
Hz.İSA(TOKTAY) - Hz.İSMAİL - Hz.LUT - Hz.MUSA - Hz.NUH - Hz.SÜLEYMAN -Hz.ŞUAYİB
Hz.YAHYA - Hz.YAKUB - Hz.YUNUS - Hz.YUSUF - Hz.YUŞA - Hz.ZEKERİYA -
Hz.MUHAMMED

 

DÖRT HALİFE


Hz.EBUBEKİR - Hz.ÖMER - Hz.OSMAN - Hz.ALİ

 

ULULUK - ULULAR - GELENLER - ADI GEÇENLER


AHMET YESEVİ CENGİZ KAAN HAMZA BABA MUSULLU HAMDİ BEY SEYYİD OMAR
ABDULLAH ÇOBAN ALİ HAMZA DOST NASREDDİN HOCA SEYYİD SELAMET
ABDÜLKDR GEYLANİ ÇOBAN MESTAN H. BASRİ ÇANTAY NEYZEN TEVFİK SEYYİD YUNUS
ADEM-HAVVA DEDE KORKUT HÜSAMEDDİN NİYAZİ MISRİ SOKRATES
AHMED ER RUFAİ DEĞİRMENCİ HALİL Hz.HAMZA NURİYE HATUN SOMUNCU BABA
A.SOĞAN DEDE DÖRT MELEK Hz.HASAN-HÜSEYİN OLUHA BACI SULTAN VELED
AKÇA BEY(SULTAN) DÖRT HALİFE Hz.AMİNE OSMAN I. SÜLEYMANÇELEBİ
AK ŞEMSETTİN DÖRT KUTUP Hz.ASİYE ÖMER HAYYAM SÜMBÜL SİNAN
AKŞİT DURGUT REİS Hz.AYİŞE PAMUK DEDE ŞEHİT ALİ
ALİVELİ EBU TALİB Hz.FATIMA PİR SULTAN ABDAL ŞEHİT YUNUS
ALPASLAN EHLİ BEYT Hz.HATİCE PİR-İ REİS ŞEMS-İ TEBRİZİ
AMİR-ÜL UBEYDE EMİR ALİ İBNİ SİNA PRENS SELAHADDİN ŞEYH BEDRETTİN
ASAN HASAN EMİR SULTAN KAR HATUN RABİA HATUN TABDUK EMRE
AŞIK GARİB EVLİYA ÇELEBİ KASIM ÖMER SADRETTİN KONEVİ TAVUS SULTAN
AŞIK VEYSEL EYYÜB SULTAN KAŞGARLIMAHMUD SAHABELER TELLİ BABA
ATATÜRK KOMUTAN EYYÜB ÜL ENSARİ KATİP ÇELEBİ SAHİB DUĞAN TİMURLENG
ATEŞBAZ VELİ FERHAT SAKIZLI KAYGUSUZ ABDAL SAİME HATUN T.ÇARKOĞLU
AYRANVEREN MUST. FİRAVUN KIRKBİRLER SAİNT JEAN TUZCU BABA
AYŞE HANIM FİTNAT HATUN KİMYA HATUN SAİNT MICHELE UMRANİYEMUNİYE
AYŞE SULTAN GALİLEO LALELİ SAMANTI VARAKA HAZRETL.
AZİZ YAHYA GAMSIZ SULTAN LOHUSA HATUN SARI ANA VEFA HAZRETLERİ
BAHADIR KORKUT GARİB SULTAN LOKMAN HEKİM SARI SALTUK VEYSEL KARANİ
BALIM SULTAN GAZELİ(SAHABE) MAMUR BABA SAVAŞ DEDE YAHYA EFENDİ
BEDRETTİN SİMAVİ GEYİKLİ BABA MERKEZ EFENDİ SELAHADDİN-İ ZERKUB YEDİ KIZLAR
BEHLÜL DANE GÜLBABA MERYEM ANA SELAMİ HAZRETLERİ YEDİ UYURLAR
BEKRİ MUSTAFA HACI BAYRAM MEVLANA SERDAR BOYER YETMİŞ EVLİYA
BİLAL HABEŞİ HACI BEKTAŞ MİMAR SİNAN SEYYİD ABDULLAH YILDIRIM BEYAZIT
BİSTAMİ HALİL İBRAHİM MOLLA FENARİ SEYYİD AHMET YUNUS EMRE
BRAHMS HALLACI MANSUR MUAVİYE SEYYİD BİN VELİD ZEYD BİN HARİSE
BURAK HAMİDE HATUN MUHİDDİN-İ ARABİ SEYYİD HASAN ZEYNEP SEYYİDE

2.04/07 1968
(Melekler)
Onlarla yalnız peygamberler konuşurdu

2.08/05 1968
Allah'ın aracı kullarıyız biz
Allah bizi çok büyük ruhlu yarattı da
İnsanlara çok büyük bir ruhla bağlıyız demektir
Çünkü bizler olmasak diğer kullarla bağlantı olamaz demektir
Çünkü allahın tebliğlerini biz kullara bildiririz
Ve biz insanları ikaz ederiz
Peygamberler Allah'ın sevgili kullarıdır ve elçidirler
Bizler ise onların elçileriyiz

18 mart 1970
Allahım peygamberleri evliyaları niye gönderdi?
Kötüyü uyarmak için

09 eylül 1970
Enbiya nerde mi?
Allah’ımın huzurunda
Yerine değil
Ruhuna duacı olun
Ruhunu yardımcı alın

tarihsiz(07) 1971
Elbet her kul
Yunus’tur Mevlâna’dır
Yaratılışta eksiklik olmaz
Kul nefsi ile o vergiyi harcarsa
Elbet uzak kalır
Yoksa,
Resulü’nden ve
Peygamberleri’nden başka
Kullarında özellik olamaz

14 mart 1971
Ruh gelmez diyene de ki;
Ruh gelmezse Allah’ım göndermez mi?
Kim gelir?
Peygamberlere kim iletir?
Allah’ımın gönderdiği
Çok yüce ruhlar vasıtasıyla
Niyazları, kitapları ne verir?

07 ağustos 1971
Koyun olsa, yolu verse gider misin?
Yolunu versin, karınca olsun
Koyun sürüsünü güder misin?
Güdenden olmak için
Verenden kaftan almak gereklidir
Koyun sürüsü dedim, kuzu sürüsü değil
Kuzuya koyun gerek
Koyuna çoban gerek
Ben koyun, siz kuzularım
Çoban Allah’ımdan fistan alan
Kaftan giyen Peygamberler
Koyunun postunu giyenler
Allah’ım verdi diyenler
Verdiğini bilenler
Postun manası
Koyun oluşundan
Otur posta
Selam ver dosta

08 ekim 1971
Her kul Pir olsa
Her gönül nur olsa
Peygambere, Evliyayaya ne hacet kalırdı?

02 kasım 1971
Fahr-i Alem dedik
Güllerin en güzelini sevdik
Çünkü o’nda kâinatın sözcülüğünü bulduk
Fahr-i Alem ne demektir?
Alemin gönül sözcüsü
Gönül sözcüsü ne demektir?
Kulun gönlünü, yolunu
Allah’ıma bağlamak
Bu vazife de yalnız
Fahr-i Alem Efendimize verilmiştir
Her Peygamber bir yolu gösterir
Fahr-i Alem Efendimiz
Bütün yolları bağlar
Bütün yollar, aynı deryayı bulur
Her Peygamber
Kendi ümmetini peşine alır
Hz.Muhammed Aleyhisselam
Efendimizin huzurunda yerini alır
Onun 'Ümmetim' dediği odur
(Efendimiz, bütün insanlık alemi için mi ‘Ümmetim.’ diyor?) Elbet.
Düşünseniz ya ondan evvel gelenlerin günahı ne?
Ve benim sözüm odur;
Kim olursa, ne olursa gelsin onu bulsun
Çünkü o, ne senin, ne benim
Fahr-i Alem’in
Her kul gönlü ile bulur
Ne yazık bulduğunu kaybedenlere
Verilen nuru harcayanlara
Allah’ımdan öksüz kalanlara

05 mart 1972
Mucize olağanüstü hallerde olur
Peygamberlerden gelir

04 nisan 1972
Allah’ım her yarattığının gönlüne kendinden verir
Kuran’ı kulağına üfler
Ne var ki perdeli kullarına
Peygamberleri evliyaları gönderir
Nasıl? dersiniz
Peygamberlere biat edenler de kuldur
İsyan edenler de
Biri perdeli biri perdesiz
Allah’ımdan mıdır? derseniz; Asla!
Kula dünya uygun gelirse
Perdesini kapar

25 nisan 1972
Hata dendi;
Hatayı Peygamberler dahi yaptı
Çünkü onlar da kul idi

08 haziran 1972
Müstesna kulun yaratılışı
Dünyaya gönderilişi
Sebebi ile
Ölçüsü ile gelir
Peygamberler ve Evliyalar
Onların ölçüsü
Dünyadan verilir
Öyle kullar kullarca
İstek dışı sevilir

24 temmuz 1972
Numune veren Allah’ım
Yolumun rehberi der
Peygamberlere izin açar
Allah’ımın yolunda olmayan
Peygamberlerden kaçar

08 eylül 1972
Dünyanın vergisi
Neden olmasın?
Kul dilerse
Neden bulmasın?
Kayıp da kazanç da mevcuttur
Kazanç olmayacak ise
Peygamberler gelmezdi
Evliyalar demezdi

08 nisan 1973
Bezm-i Ezel’de
Kulun kaderi yazılıdır
Aşkı değil
Aşkı oradan yazılaydı
Ne Hz.Muhammed mağaralarda olur
Ne İsa çarmıhta görülür
Ne Musa Tur Dağına varırdı
Aşk O’ndan
Meşk O’ndan der otururdu
Halbuki hepsi
O’nun aşkını aradı
En son, aradığını gönlünde buldu
Mademki her kul
O’nun nuru ile gelmiş
Aynı şartlarla bezenmiştir
Peygamberler elbet bunun üstündedir
Çünkü onlar da
Kulları için vazifelendirilmiştir
Oradan yazılı gelse
Ne peygamberlere
Ne evliyalara gerek görülmezdi

28 ocak 1974
Velileri verir
Peygamberleri ile gönderir
Yolun aslını gösterir

03 ekim 1975
Dünya halinin bittiği yerde
Ahirete yol açılır
Dünyada peygamberlerin verdiği
Evliyaların yaydığı nedir?
Kimdendir?
Dünyanın bittiği yerde
Peygamberin, evliyanın işi de biter mi?

24 temmuz 1976
Sebepler yaratan
Yarattığını sebepler gölgesine oturtan
Hakikati sebeplerle bulduran
Elbet Yaratandır, Gözetendir,
Peygamberleri ile kendini dileten, dile söyletendir

15 ekim 1977
Peygamberler katıksız akım yüklüdürler
Az akım alanlara yardımcı olurlar
Daha önce dedik
Sevgi bulaşıcıdır
Akımın azaldığı
Sevgisizlikten belli olur
Peygamberler akım yüklü gelirler, yayarlar
Elbet yeni gelen
Bir evvelkinden daha geniş oluşturan
Çevrede daha çok buluşturan fikir getirir


20 ocak 1978
Değişen düzen değil verilendir
Mevlâna, Yunus cümlesi
Verileni gönlünce yazar
Gönlünce çözer
Peygamberler kesin söz getirirler
Verilenin değişeni ondandır

13 ağustos 1978
Her varolan O’ndandır
Ne Musa
Ne İsa
Ne Muhammed’dendir
Peygamberler düzendendir
Cümlesi yazandandır

22 şubat 1980
Her gül denilir
Gülden maksat sorulur
Gülden güle
Cümle peygamberler anılır
Resulü tek fidan denilir
Cümlemiz onun çiçekleriyiz


09 mart 1982
Muhammed ümmeti
Geldiği günün değerini bilse
Kendinden kendini
Koruyanı görse
Eğriye asla dönmezdi
Resulünün adını bir an silmezdi
Her gelen Peygamber
Kendi ümmetini sayar
Sadece o bilgi ile soyar
Resulü;
Fahri Alem oldu
Kainat için aldı
Kainat için verdi
Kainatta hep var olanı
Ümmeti bildi
Ümmetim dedi
Kainat için divana durdu
Yüce Allah Resulüne her verdiğini
Kainat için verdi

30 nisan 1982(2)
Allah’ım peygamberleri ile
Yarattığı her kuluna
Kendinden var ettiği
Peygamberi ile yer ettiği
Ocak ve kor'u
Yani Allah bilgisini
Resullerini kab ederek
Sizlere bildirir
Resulü elbet ocağın tamamıdır
Her biri orada bütünleşir
Her kulu oradan aldığı ile sakinleşir
Aldığımız verdiğimiz o ocaktandır

11 kasım 1983
Sohbetimize katılan Erenler
Dünya için görevlidir
Resulünün makamı Yemen'dir
Cümle Peygamberler ve
Erenler, Evliyalar
Yemen'den görevlendirilir
Verilen görevin tekrarı asla olamaz
Mührümüzü açık vururuz
Resulünün adına kimse kendini vazifeli kılamaz


12 nisan 1985
Sen bilirsin Allah’ım
Sen görürsün Allah’ım
Ağaçlar olmasaydı
Güneşinde yanardık
Güneşin olmasaydı
Soğuğunda donardık
Elçilerin olmasa
Gelen gidene kanardık

09 aralık 1993
Peygamberler sevgisi
Cümle alem içindedir
Peygamberler sevgisi
Sevilenler gücündedir

26 mayıs 2005
Musa-İsa-Muhammed
Bir kitabın başında
Gelmiş geçmiş cümle peygamberler
Aynı hitabın düşünde
İnsan sevgisi toprağında taşında
Rabb’imin sevgisi
Tüm yaratılmışın her zerresinde

19 haziran 2005
Peygamberler kardeştirler
Azizler kardeştirler
Adem’den bu yana gelen
İnsanlar kardeştirler

20 ağustos 2007
Gelmiş geçmiş peygamberler
Hak yolunda buluşmuşlar,
İnsanları Hak yolunda buluşturmuşlardır
Cümle alemde sevgi çemberini
Sevenlerin mekanı haline getirmişlerdir

03 haziran 2013
Din, iman
Resullerin getirdiği
Kitapla anlatılmıştır
Rabbimin nurunu taşıyanlara dinletilmiştir
Bilesiniz, gerçeğini göresiniz
Allah'ımın yarattığı peygamberlere uyasınız

13 kasım 2014
Dünyanın kalesi birdir
O kaleyi fethetmek zordur
O Rabbimin kalesidir
O kale peygamberlerin kulesidir
Kur'ana dil uzatılmasın
Kaynak suyuna
Lağım suyu katılmasın

04 haziran 2015
Rabbimin Kur'anı arapça indirdiğini söyleyenlere
Rabbimin tek sözü var;
Ben her kavme kendi dilinde
Peygamber gönderdim ki
Anlasınlar diye
Düşünmek mecburiyetindeyiz
Arapça diyenler mi yalan söylüyor?
Rabbim mi yalan söylüyor?
Ben kuluma Kur'anı her gün yeniden vahyederim
Dediğine göre;
Vahiy yalnız peygamberlere gelir
Diyenler mi yalan söylüyor?
Rabbim mi yalan söylüyor?
Her insanın bunu öğrenmek gayreti olmalı
İnsan Rabbimin hikmetlerine
Sahip çıkmalı
İnsan yaratılmış her varlığı
Kutsal bilmeli
Önce kendine
Sonra çevresine
Saygı duymalı



 

15 nisan 1973
(Resim Verildi: İslam’ın beş şartı, onları yayan DÖRT HALİFESİ)
Öte yakası demeyin
Olanı olmayandan ayırmayın
Öte yakası sahabilerine aittir
Sayı ile değil
Veliler onların yolunda değil mi?
Onlar O’nun yolunda değil mi?
Bir gül bir bütündür
Bir ümmeti de onun içindedir

18 nisan 1973
Temel, verilen kitaptır
Temel, Kuran’dır
Duvarları DÖRT HALİFE'si
Cümlemiz Peygamberimize uyalım dedikte
Onun sözünü değil
Her halini alalım
Bünyemize mal edelim
Onun temeline
Gönül duvarlarımızı örelim

21 ocak 1974
Yoncayı neden dilersin?
Talihim dönsün dersin
Yonca senin gönlünde
(Yonca DÖRT HALİFE mi?)
Eyvallah

22 ağustos 1975
Elmayı dörde bölsen
Dörtten birini alsan
Öbürü haram mıdır?
Olumsuzluk;
Biri dörde bölmek
Birini alıp üçünü inkar etmek
Olay budur
Cümlemizin yolu
Muhammed yoludur
Ebubekir, Osman, Ali, Omar
O’nun dörde bölünmüşüdür
Birini alsak
Öbürlerini inkar haktan mıdır?
Hakk’ın yolundan mıdır?
O bizim biz O'ndan


21 mayıs 1976
Celal hak mıdır? dendi
Celal sıfat değil mi?
Cemal, halde olanın Celal'den geçenin sıfatıdır
Güzel ne güzeldir; Gazel olsa da
Güzel ne güzeldir; Yere düşse de
Düştüyse bendendir
Göçtüyse O'na
Evet. O'ndan O'na
O'ndan geldim
Geldiğimi bildim
O'na döneceğim dediğinde
Dört hale uymuş
Beşe dönmüş olursun
Halife değil mi? dendi
Halife hal ile hallenmedi mi?
Verdim;
Her yaratılanın dört hali vardır
Ne var ki
Duvarın kimi sarayı
Kimi kulübeyi gösterir
Her kulun hali de
Hallendiği şekildedir

24 temmuz 1976
Dörtten birine yol sorsan
Ayrıdan vermez
Bildikleri Resulü’nden ayrı kalmaz
Geldim gördüm selam getirdim
(DÖRT HALİFE)

26 eylül 1985
Kumdan geldik
Güzelden güzeli bulduk
Sevgiye dolduk
Cümlenize selam olsun
Dört Kapı’dan
DÖRT HALİFE ses versin

12 ocak 1986
Dört kapı;
Dört kitabın birlediği
Dört meleğin kolladığı
DÖRT HALİFE'nin gürlediği makamdır

12 haziran 1986
(Soru: DÖRT HALİFE, Dört Kutup muydu?)
Cevap: Hayır, değil.
HALİFELER’in görevi başka idi.
Hz. Muhammed’in zamanında,
DÖRT HALİFE ve Sahabelerin kabları Yüce tarafından genişletildi.
Yoksa onlar, Hz. Muhammed’in o nuruna dayanamazlardı.

04 temmuz 2005
Hacı Bayram, duvar dedi
Dördüncü ile birleşir
Dört duvar
DÖRT HALİFE'nin tanıtıcısıdır
Çatısı Kuran’ın sunucusudur

03 haziran 2013
Hz.Ali dedi ki:
Resulüne kastedenler
Gerçek Kur'anı gaspedenler
HALİFELERİ katledenler
Resulünün gözbebeği
Hasan, Hüseyin'i yok edenler
Kur'anı değil
Kendi hitaplarını yayarlar
Rabbin sesini değil
Yezid'in sözüne uyarlar


2.08/05 1968
Allah'ın aracı kullarıyız biz
Allah bizi çok büyük ruhlu yarattı da
İnsanlara çok büyük bir ruhla bağlıyız demektir
Çünkü, bizler olmasak diğer kullarla bağlantı olamaz demektir
Çünkü allahın tebliğlerini biz kullara bildiririz
ve biz insanları ikaz ederiz
Peygamberler Allah'ın sevgili kullarıdır ve elçidirler
Bizler ise onların elçileriyiz

3.10/08 1968
Hiçbir ulunun akibeti hakkında sorgu olmaz
Çünkü o bir yerde durmaz
Nerde biliyorsan orda an
Çünkü ruh bir yerde durmaz;
Nerde anılırsa orda bulunur
Onun için acaba burası hakiki türbesi mi diye düşünmeyin
Yunus Emre'nin türbesi çok yerde deniyor
Allah öyle istediği için öyle deniyor
O kırkyedi yerde deniyorsa
Kırkyedi yerde aynı sevgi ile anılıyor demektir
Onun da kıymeti öyle biliniyor
(?)
Herkesin kuvveti ve kudreti kadar anılır
Allah bana bütün dinlerin dilinden nasip etti anılmayı
Onun için benim yerim belli
Ama gine aynı aranıyorum
Yunus Emre Halk Edebiyatında anılıyor
Yalnız kendi doğduğu yer sahip çıkamıyor
Herkes, kabri benim memleketim diye ona sahip çıkıyor
Onun da kuvveti orda doğduğu yer de, öldüğü yer de sorulmaz

4.50/08 1968
Allah herşeyin en ince noktasına kadar hesabını kitabını yapar
O işlere ne sizin ne bizim aklımız ermez
Çünkü kâinatı yaratan Allah
Bizlere ancak birer vazife vermiştir
Ne bir şey sorarız ne de merak ederiz

tarihsiz(5) 1969
Mevlana'yım ben

Demiryolu sabittir tren üzerinden gider gelir
Ne demek dersin
Su ruh, tuz beden; Ne var ki arınmış

Gidene gelene kendine taş atana
Türlü dumana bulanıp da

Yıkanayım diyene, sıcaktan yanana
kucağını açan kulun bedeni
Sen ben o dediğim budur;
Sen tuz yani beden, ben su yani ruh

Yol gösterici başkadır, arıtıcı başka
Mürşid yol gösterir ama arıtamaz
Sadece kendisi arınmıştır

09 ocak 1969
Vazifemiz gönül eylemek, fal bakmak değil;
Yol göstermek.
Allah ona bir ruhu vazifelendirip gönderir
Onun yolunu, gününü Allah tayin eder bildirir
Kulu şaşırtır
O da, ya vazgeçer ya da Allah yolunu seçer
Yolunu bulur ve yolunda ışıklanır,
Aydınlanır, aydınlatır

l0 şubat 1969
Onların da ayrı ayrı vazifeleri var
Sizinle gelip her zaman görüşemezler
Dünyanın yoğurulacak kulları
Allah'ın ayırılacak kulları
Hep onların vazifeleridir
Yobazların avladıkları gafilleri
Onlar ayırır kayırır
Oyuna geleni uyarır

02 mart 1969
O'ndan gelen, O'na gider
Arayana yol verir, bizleri vekil eder
Garib’im benim kolum
Ben cümlenize rehber

19 mart 1969
Mümin dedim ben size
Dediğim benim değil Allah'ın sözüdür
Ben kulu ayırmam, ayırıp kayırmam
Gönül bağı olanı, yudum içeni, yol seçeni
Allah görür ayırır
Ulu’sunu gönderir
Gelmez diye kim demiş?
Kim demiş yanılmış
O kul Ulu görmemiş
Elinden tutulmamış
Allah sundursun, yüreğini yundursun
Gider gelir türbeye, dilek verir Dedeye
Ulu ruhu yok ise
Ondan yolu yok ise ne gider?
Gider yalvarır, Allah'tan diler
Allah verir dilekleri
Ulu, gülmeyenin, yol soranın yardımcısı olur
Dileyenin, Allah’tan isteyenin yardımcısıdır
Allah’ımın emirlerini yerine getiririz
Kulları aydınlatırız türlü vesile ile
Allah yol gösterici
Yolları, gönlü açık olan anlar
Umduğunu bulamayan
Gaipten haber alamayan, olmaz der yanılır
Anarsanız içiniz coşar, yola koşar; Allah yol açar.
Ne mutlu koşana

26 mayıs 1969
Siz Omarile konuşurken gittim geldim
Mekanım burası dedim sana
Gönül yolu kısadır
Gittiğim yer Fransa’dır
Oradaki mümin kulun gönlü bana kasadır
Gönlü kapalı oldu
Günü bilmez, yol arar bulmaz, yönden anlamaz
Gittim, kasayı açtım, geldim
Anladın mı kasayı?
Kul bunalır; Gönlü pak ise, gönül kapısı kapalı ise
Allah’ından diler
Gönülden açılsam Allah’ım desem
Allah duyar, görür, bilir, Ulu’yu gönderir
Aç gönül kapını, ver mümini yolunu
Veririz, açarız, mümin kulu yuyarız
Kul hemen ferahlar, Allah'ına şükreder
......
Mevlâm benim, ben Mevlâmın
O'ndan gelenim
Allah'ım dedim, söz yalvardım
Olsun diye yakardım
Olandan, gelenden sual yok dedi
Kulumu senden çok severim dedi
Hayırdan başka ne veririm dedi
Duydum andım, sonra döndüm
Dediğime pişman oldum
Ben Allah’ımla kulunun arasına nasıl girdim?
Ben kimim; Allah’ıma kulu için yalvardım?
Kul gönülden anarsa
Allah’ından dilerse
Muradı olur, hayrı bulur
Benim vazifem;
Yol vermek, ışık tutmak
Yuvam dedim Allah’ımdan izin aldım
Mümin kula yol verdim, dileyene söyledim
Kul dilerse yalvarsın Allah’ım desin
Biz de ona kefil oluruz, yardım ederiz
Gümüş yoldan altın yola çeviririz
Madde değil mana yolu kıymetli
Yumuşak gidelim, yol verelim
Cümlemize hayır dileyelim
Madde bizden uzak
Mananın içindeyiz.

6 haziran 1969
Sunduk sudan, verdik yoldan
Olanı gördük, dünya dedik
Dünya niyet, dertli dünya bu kadar
Senin huzur dilediğin benim de dileğimdir
Yolumuzdan sana da nasip vereyim
Sunalım, dileyelim, sana huzur verelim
Yalnız deme, kötü söz söyleme
Acı gelir, sizleri gücendirir
Senin yapacağın sabır; Dayandığın kadar
Dayanamadın mı çağır, demedim bağır
De ki; Dedem sabır, dayanamadım,
Yardımcı gönder Allah'ım
Gelirim.

10 ağustos 1969
Yumuşak görsek
Yunus’un gönlüne uydursak
Sabırdan bir katre alsak
Kulun gönlüne versek
Biz de huzur buluruz

03 ekim 1969
Mana alemini bölmek
Pencere açmak dilersin
Oldum geldim, manevi olana kıymet verdim
Öyle dileyene yol açtım
Pencere mimar ister
Açmaya izin ister
Pencere açmak başka aleme Allah'ın izni ile olur
Dünya işine benzemez;
Rüşvet versen almaz
Kulun kula ricası kulun yardımı ile olur
Kulun Allah'a ricası, gönül yardımı ile olur
Kulun Ulu’ya ricası, Allah'ın izni ile olur
Allah izin verince
Kulun duası kabul edilince
Ulu’ya yol verilir
Kuluna gönderilir
......

Manayı bildirmek
Mevlâna’nın tek başına hizmeti değil
Dünyaya gelmiş göçmüş Evliyalar çeşitli yol almışlar
O'na uyan, gönül koyan kullar da
O'nun yoluna hizmet etmişler
Yol, Allah'ın
Evliyanın yolu gönüldedir
Gönül yolu uyan, uyanı çağıranda hizmet ed
er

03 aralık 1969

Yumuşak olsam derdim, manevi yol dilerdim
Yoldan haber beklerdim
Haber uçurdular
Günleri kaçırdılar
Yolumu seçtirdiler
Sordum Ulu’ma, dedi; Yoluma
Danışma gafil kuluna
Yunus oldum yol buldum
Yürü git, sürü git
Durma, dönüp arkana bakma

06 aralık 1969
Omar der ki;
Allah'ım her işi hesaplamış
Kulun düşünmesini kolaylamış
Bütün yükü üstüne almış
Ne mutlu o kula ki, Allah’ın katında vazife almış
Allah’ımın işini değil kulun yolunu kolaylarız
Vazifemiz, kulları için

7 aralık 1969
Niyaz eden her kula
Allah’ımın emri ile giderim, yol veririm

17 aralık 1969
Gönül yolu uydu, mümin kulu duydumu
Ulu’su gelir, olayı görür

tarihsiz(1) 1970
Olumumuz cümleye hizmet

tarihsiz(4) 1970
Manayı görmeden gidersin
Size göre yıllarca ararsın
Bize göre zaman yok
İşte mahzun görülen ruhlar onlardır
Düşünür durur, manayı arar
Allah’ın affını bekler

tarihsiz(6) 1970
Yorulmak faniye, ayakla gelmedim

tarihsiz(1) 1970

Dünya büyükse, kulu çok ise
Bize de vazifeler verilmiş ise
Gidip gelmek, dönüp durmak, vazifemizdir

2 ocak 1970
Niyazımız hep bir olmak
Daha da ulularla sizleri konuşturmak

6 ocak 1970
Allah’tan geldiğimiz gibiyiz
Dünyada olduğumuz gibi değil

11 ocak 1970
Yolum kullara Samanyolu ile bağlanır

12 ocak 1970
Gittik yattık kaç yüzyıl
Kalktık baktık, sözü verdik
Yattık mı?
Öyle denir, kul avunur
Mezarın manası; Kulun misafirhanesi

l3 ocak 1970(1)
Güne geldik söz ile
Yolu verdik öz ile
İmtihanı biz verdik
Göçte gönüldeki iman ile
Ağızdaki yolumuzu bize veren
Bize veli mührünü atan Allah’ımın adı ile
Size geldik yol vermeye
Yolunuzu aydınlatmaya
Aydınlık gün dilemeye

8 mart 1970
Suyun olduğu yerde güller büyür
Olmayan yerde toprak kuru kalır
Onun için, Ulu’nun suyumdan vereyim dediğini boş almayın
Bende iman varş senden alacak değilim demeyin
Benzeyiş bu.
Toprakta hayat olmasa
Suyu verince yeşermez
Gönül suyu da budur

03 haziran 1970
Aklına geldiğim an bil ki ordayım
Geldiğim an aklındayım

10 haziran 1970
Sanmayın ki Ulu kul kendi için kulları yoluna çağırır
Kulunu Allah’ına götürmeye
Yanlışını düzeltmeye çalışır

16 haziran 1970
Dünyada kalan yok, gidene bak
Layık olduğu gün gelir vazifesini alır

22 temmuz 1970
Bilin, anda aranızdayım
Elbet gelirim
Çünkü çağırılırım
Anda anıldığım yerdeyim
Anılmak dileğimdir
Yardımı sevinçle karşılarım
Yalnız ben değil
Hangi ruhu yardıma çağırırsan seve seve gelir
Gücünce yardımcı olur
Vazifeli olanın yardımı Daha YM olur
Allah’ım kulunu burada öyle mükâfatlandırır
Öbür ruhlar gücenmez mi? dersen
Bu alem hırs alemi değil ki
Senin benim davası olsun
Her ruh kendine verilenle yetinir
Dünyadaki ölçüsüne boyun büker

24 temmuz 1970
Uzaklık yakınlık faniye
Benim için, ya orda ya burada
Mevlâna her yerde
Sevildiği gönülde
Anıldığı havada
Dilendiği yuvada

31 temmuz 1970
Senin gönül toprağına su gerek
Ulu’nun da gönül toprağına su gerek
Her yaratılanın suya ihtiyacı var
Rehberi değil, bütün Ulular’ı dedim

31 ağustos 1970
Ulular da dünyadaki beden hizmetiyle bilinir
Yol öylece yürünür

5 eylül 1970
Gelenler, yol verenler birbirine benzemez
Aynı yolda yürümez
Ne var ki, aynı yola götürür

9 kasım 1970
Suyunu aldığın, yardıma çağırdığın her Ulu gelir
Ne var ki, sen birinin adını dilersin
Her Ulu, herkesin
......
Fincana Ulu girmez

tarihsiz(4) 1971
Dünya adı Lokman, ahiret ad almaz
......
Derdiğin gülleri
Sevdiğin Uluları
Hepsini dersen, yanında bulursun
Şüphen olmasın
Nasıl sığar? demesin
Dedim; An gelir noktaya girer
An gelir dünyayı doldurur
Sevenlerle bir olur, bir kalıp doldurur
An gelir dağılır, gönüllere sığdırır

26 ocak 1971
Dünyaya gelmiş göçmüş cümle Uluları bilir misiniz?
Söylense tanır mısınız?

12 şubat 1971
Allah’ımın adına çağırdığın Ulu seni bırakmaz

25 şubat 1971
Ulu’yu sen seçmezsin
Allah’ım sana gönderir

27 şubat 1971
Bu yolun tek mürşidi değilim
Danışır konuşur
Yardım der koşuşuruz

04 mart 1971
Zaman bize andır

14 mart 1971
Ruh gelmez diyene de ki;
Ruh gelmezse Allah’ım göndermez mi?
Kim gelir?
Peygamberlere kim iletir?
Allah’ımın gönderdiği
Çok yüce ruhlar vasıtasıyla
Niyazları, kitapları ne verir?
Ruhları bırakın diyene de ki;
Tutmaya zaten gücümüz yetmez
Gelen vazife için gelir
Sözün şurası doğru ki;
Gelene dünyadan boşuna sorulur
Söylenen, zaten gün gelince görülür

17 mart 1971
Her Ulunun bir verişi vardır
Verdiğim de sudur. İman.
Dağdaki de Uludur; Verdiği güç yoludur
Bağdaki de Uludur; Verdiği göç yoludur
Benimki aşk yoludur
Ulu vardır, namaz niyaz yolu verir
Kulu o yola çağırır
O yolla Allah'ımı bildirir
Ulu vardır, yolun sadece yardım ile olduğunu öğretir
Ben de, sevginin zaten her ikisine götürdüğünü bildirir
Evvela sevmeyi öğretirim

21 mart 1971
Ulular anıldığı yerde, anıldığı an bulunurlar
Topluca anılırsa; Meclisi kurarlar
Andığınız an muradınız ile anın ki
Cümlesi alsın, Yüce’ye iletsin
Kefil olan, olduğu kulun gönlünü bilendir
Almayı bilene veremem demez
Olmayacağı kula müjdelemez
Ulunun kulu olmaz; Ulu kula vasidir
Ay ışığı nasıl her yuvayı aydınlatır
Ne var ki, penceresi açıksa

27 mart 1971
Ne kulun, ne Allah’ımın aracıya elbet ihtiyacı yok
Kul zaten Allah’ımın nurundan yarattığıdır
Ne var ki, yolun karanlık ise
Allah’ım yoluna rehber gönderir
Işık verir, aracı değil
......
Unutulmasın,
Allah’ım hiçbir kulunu
Yardımcısız bırakmaz
Tesadüf dediğin her olay
Senin gücünün yetmeyeceği
Hesaba dahildir
Ve bu tesadüfü sana
Ulun vasıtası ile gösterir
İnsanın bulmasına ne hacet
Yüce Allah’ım gönderir
Seçim, ne kulun ne Ulunundur
Sadece Allah’ımdandır

12 nisan 1971
Korku neden?
Unutulmasın;
Her kulun Ulusu başına gelir, Duasını ona verir
Ulusu her kulun gönül dalgasına göre olur elbet
MERKEZ EFENDİ,
İstanbul’da yatan asker Yorgi’nin de Ulusudur
Kendini Allah’ıma adayan
Kuluna hizmetim olsun diyen her kul
İster Hıristiyan, ister Budist olsun
Mertebesini alır

14 nisan 1971
Dede yolda yolcu
Kullarına hancı
Yollarına fenerci
Işığım yettiğince dileyene vermek vazifem
Her yolun yolcusu
Her yolcunun elçisi olur
......
Allah’ım ayağını atmasını bilmeyene
Yardımcı gönderir
Bilip de doğru atmayana
Yardımcı ne yapsın

01 ağustos 1971
Su aşktır
Suyunu kararsan hamurun olur
Ulun seni yoğurur

23 ağustos 1971
Seyahat size
Bizler ay ışığı misali her an her yerde

22 eylül 1971
Koruk, olmadan ermez
Ermeyen üzüm şarap vermez
Kul Ulusuz kalmaz
Gelen seni yalnız bırakmaz
Yeter ki dile, Allah'ım, de
Yardımcını iste

27 eylül 1971
Körük olandan ateşi sor
Allah’ım ateşini yakmaz
Ateşin senin malın
Ateşini yakan Ulundur
Ulunu bulduran yolundur
Yolunu bulduran gönlündür
Gönlünü yoluna bağlayan aşkındır
Hepsi zincir olur
Aynı daire içinde döner durur

04 ekim 1971
Yardımı alabilmek için layık olabilmek gereklidir
Her kulun Ulusu olur
Ne var ki Ulu yardımını Allah’ımın izni ile yapabilir
Allah’ım da layık olan kuluna
Ulu'sunu yardımcı gönderir
Ulu’su olup da yardımını yapamadığı günde
Ulu’su azap duyar, duacı olur:
Allah’ım yolunu çevir, dünyaya doyur ,ahiretini duyur
Uysun, duysun
Yardımcıyı bulsun

05 ekim 1971
Mahzun kalan Ulularını da
Allah’ım sevindirsin
Her kulun Ulu’su olur
O Ulu Allah’ımın izni ile
Kuluna yardımcı gelir
Eğer ki Ulu’nun yardımcı olduğu kul
Hata etmiş ise
Ulu’su mahzun olur
Faydalı olamadım der, üzülür
Eğer Ulunuzdan yardım gördüğünüzden
Şüpheniz var ise tövbekar olunuz
Allah’ımdan Ulunuzun yardımını dileyiniz
Daha önce dedim;
Gelenler Allah’ımın izni ile gelir
Hata eden kuldan izin kaldırılır
Elbet Ulunuz mahzun olur
Allah’ım izinleri kaldırmasın
Sizleri ve bizleri mahzun koymasın

2l kasım 1971
Neden sizlere geldim?
Dünyadan ahiret yolunu buldurmaya
Sorgusuz sualsiz mi gideriz? derseniz
Sorgu sualde yanınızda oluruz

11 mart 1972
Gönüllerde soru vardır;
Sizler güneşi görür müsünüz?
Bizler o kadar büyük Nur içindeyiz ki
Sizin güneşi görüşünüz
Bize gece yaktığınız kandil gibi görünür
Güneşte sadece kulu aydınlatan ateş mevcuttur
Bizlerdeki ateş Güneşten çok büyüktür

11 ağustos 1972
Hiçbir kul yardımcısız yol alamaz
Ne var ki yardımcı dünyadan değil
Allah’ımın gönderdiği
Kulumu gözet dediği alemdendir

10 eylül 1972
Bizim verişimiz kesintisiz olur
Dünya mürşidi ölçüyü bedenden gözler
Bizler gönülden
Doğrudan doğruya ruhlar ile buluşur
Yüce’nin verdiği ölçüler içinde konuşuruz
Olgunluğu beden ile değil gönül ile tartışırız

16 kasım 1972
Bülbülü yuvada, leyleği havada görürsen şaşma
Gülde bülbül ses verir; Gönülde aşka yol açar
Yol geçer, kul seçer, çiftçi biçer, gelen göçer
Gelişten göçe kadar kul yolunu seçer
Hangi ulunun yolunu seçeyim diyen şaşar
Çünkü yol ulunun değil Yüce’nindir
Örnek alayım, öyle olayım diyeceğin tek varlık
Hazreti Muhammed’dir
Her ulu onun bir tek vasfı ile yolunu bulmuştur
O bütün vasıflarını bünyesinde toplamıştır
Her bir ulu onun yolunun tozunu tamamlar
......
Allah’ım uluları ayrıca lütuflandırmaz
Onlarda olan; Kapalı gözlerinin açılışıdır
......

Uluya giden kul
Aslında gönlünü Allah’ıma bağlar
Niyazı oldukta
Ulunun verdiğini zanneder
Allah’ım verir
Ne var ki Uluyu da kuluna sevdirir
Onu her an kuluna hatırlatır
Dilenen O’ndandır
Alınan O’ndan
Yapılan hatalar da gene O’ndan
Ne var ki kulun niyetine uysun

14 aralık 1972
Her kul ulusunun aşkını çeker
Ta ki aşkı noktaya gelip bir oluncaya kadar
Noktaya gelip bir olmak nedir?
Noktadan başlayıp kainatı sardıkta
Varacağın nokta yine aynıdır
Aşkın sana şimdi kainatı sardırmada
Ta ki başladığın noktaya geldikte
Ulunu Yüce’nin gölgesi göreceksin
Onda kainatı bulacaksın
Hepsi bir nokta imiş diyeceksin
Birliğe orda ereceksin
Çünkü ne sen O’nda ayrı, ne O senden gayrıdır
O’ndan gelmedik mi?
O’nu bulmadık mı?
Sıfatları ile var olmadık mı?
Aslında zatı ile var olduk
Sıfatları ile varlığımızı bildik
O’na dönmedik mi?
Demek ki O’ndan ayrı değiliz
Ve O’ndan gayrı değiliz

04 mayıs 1973
Adı bilinmedik ulular
Dünya ile kıyamet arasındaki ruhların yardımcısı olurlar
Onları dünyada bilmenin gereği yoktur
Dünyada adı bilinenler
Dünyanın kuluna hizmet eder

27 temmuz 1973
Ulular sözünden alacağın şudur;
Cümle dinlerin üzerine çıkmış
O’nu her hali ile idrak etmiş
İdrakini dünyada bilmiş
Bilmeyene vermiş kullarıdır

25 aralık 1973
Dünyadan her ayrılan dünyaya vazifeli gelmez
Uluların dünyaya yardımcı oluşu
Dünyadaki hizmetleriyle değil
Dünyadan gelenlere de hizmetleri gerekir
Gelenin vazifesi dünyaya
Gelmeyenin vazifesi dDünyadan gelenlere

01 mart 1974
Ulular sadece ışık tutar, yol gösterir
Hakk’ın emriyle yolunu korur
Veren de O
Gören de O
Ele gelen de O
O’nun ile doluyuz
O’nun Hay vasfı ile halliyiz

30 ocak 1976
Ayağın yok gelmeye
Dilin yok söylemeye dediler
YUNUS olduğumdan şüpheye düştüler
Yazan söyler, çizen çözer diye akıl koydular
Yazan bilmez, çizen çözmez
Öyle oldukta gelenden şüpheye düşülmez
Sizlerin var olduğunuzu bildiğiniz kadar
Bizler de varız, var olacağız
Birlikte bulduk, birliğe gidenle beraber olacağız
Çevreden mi, çehreden mi gelirsiniz? dendi
Çevreyi dünyada bıraktık
Çehreyi dileyene sattık
Aldığımız kadar veririz
Yedi yönde dünyayı çeviririz
......
Ayağımız yoksa kaynağımız var
Dilimiz yoksa elimiz var
Cümle ile olan gönlümüz var
Yok olan var olana gelir mi?
Bilmediğini verir mi?

27 şubat 1976
Kul kendi bulamayacağı yolda yardımcısı gelir
Niyaz ile ruhuna yardımcı olmaya çalışır

10 kasım 1976
Yerimiz, yönümüz gönüllerde
Gelişimiz, dilendiğimiz anda

16 ekim 1977
Yaprak yaprağa benzemez
Çiçek aynı kokuyu vermez
Ulular her yuvaya postu sermez
Katıldık sohbete diyenlerde
Her hal ile sabır görülmez
Olanı olduğu gibi alalım
Sevgimizi bilene bilmeyene verelim
Bildiğim denilmesin; Elbet bilinendir
Ne var ki, yazımız cümleye okunandır
Ulular vericidir; Allah'ım vazifeli kılar
Sabırda olmayan Uluya gelmez
Sabırsız olsa Ulu denilmez
Sabırsızlık kuldadır

17 ekim 1977
Konuk değiliz, Yuvadayız
Denilmesin yerde değil havadayız
Kucak açan her kuldayız

21 kasım 1977
Aldığımız kadar veririz
Sonsuza kadar görürüz
Sonsuzdan maksat;
Her kulun görüş, alış, duyuş frekansıdır

10 ekim 1979

Gelen gelmeyen denmez
Her var olan gelmez
Her var olanın görevi vardır
Sadece selamını iletirler

04 ocak 1980
Yemen’den geldiğimiz
Görenden olduğumuz
Seveni bildiğimiz açıktır

25 eylül 1981
Gelmeyi dilediğimiz için değil
Emrine uyduğumuz için geliriz

28 ekim 1982
Her kulun yardımcısı vardır
Ne var ki yardımcı
Allah’ına yöneldiği anda hizmetini yapabilir
Kul Allah’ıma yönelmezse
Allah’ım yardımcısı ile arasına perde gerer

07 ocak 1983

Geleceğin yazısı günden hazırdır
Düzeni kuran
Kurduğu düzende görevleri veren O’dur
Sözün düzenini biz veririz

31 mayıs 1983
Ne ayrıdayız
Ne sizlerden gayrıdayız
Yüzünüzde peçe varsa
Elbet biz de kaygudayız
(SORU: Peçe nedir?)
Şüphe
Senden benden gelişmez
Şüphe bizlerde buluşmaz

02 şubat 1984

Katkımız sevgidir
Etkimiz evrensel

02 mayıs 1984

Anadolu’da ve
Dünya’nın her yerinde
Yaşamış ve yaşamakta olan
Gönül erleri vardır
Mevlâna’lar, Yunus’lar
Hacı Bektaş’lar, Pir Sultan Abdal’lar
Bize örnek olmuşlar
Kurdukları çevrede hala yaşamaktalar ve
İlanihaye yaşayacaklardır

17 ağustos 1984

Biz güzele güzel deriz
Biz kuluna yol veririz
Allah’ım açtı ise yürür

21 ağustos 1984
Yüce’ye sığındı isen Ulular yardımındadır

14 şubat 1985
Nehirler taşmasın
Topraklar şaşmasın
Taşlar yola düşmesin diye
Yollarınızı bilir de geliriz
Dileyenleri görür de buluruz
Resulünün selamı ile gölgeleri sileriz

26 eylül 1985
Kainatın her bir konusunda ayrı görevli görevini peyler
Sonra da hizmetlerine paylar

05 aralık 1985
Aynı sofrada oturur, aynı aşı ayrı ayrı pişiririz

22 mayıs 1986
Destan yazmaya değil
Gönüllere fistan dikmeye geliriz
 

Sohbetler                           Resim Galerisi                           Gelenler                           Derlemeler


Derlemeler1968-2017yılları arasında
© Sabahat AKŞIRAY tarafından alınan sohbetlerden
  elde mevcut olanlara göre derlenmiştir