
Güzelliğe aşığım, çirkinliği görmedim;
VERDİĞİ’nde YARATAN’ımın, hatalı bir şey çözmedim. Verdiğini hayır yolunda verir,
ne var ki kulun niyetine uymazsa
‘Kötü’ der yoğurur.
Unutmayın, ‘Hayırsız’ dediğiniz her olay
hayra açılan kapıdır.
(Manayı çözmek için anahtar mı lazım, yoksa seziş midir?) Anahtar, her kulun gönlüdür.
Manaya kapı aç ki, gönlüne dolsun,
çözüm dilendiği gibi yapılsın.
Çünkü yazıların çözümü, günden güne değişir,
her açanla değişir.
Ağacın tarifi, gördüğün taraftandır.
(Çözemediğimiz manaları,
ULU’muzu çağırdıkta gönlümüze koyar mı?)
Çözemediğin, günü gelmediğindendir.

Meclis kurulmuş.
Olanlar:
Parlak bir yıldız
(HAZRETİ ALİ imiş),
MEVLÂNA HAZRETLERİ,
MERKEZ EFFENDİ.
YUNUS EMRE koşa koşa geldi.
Elinde iki dal. İkisi de size verilir.
GÜL dalı hal ehline verilir, uyunuz!
Asma dalı dil ehline verilir, yayınız!
Hal, alan;
dil, yayan;
el, yazan;
gönül, çözen

Çözemediğiniz yorumda kainattan örnekler alınız,
öylece çözüme çalışınız.

Çözen, kendi çevresini çözer.
Ömrü, çizgisine teğettir.

Asmaya can verirse, karıncayı görürse;
senin yolun gitmez mi, davarını gütmez mi?
Atmadığın adımında, yolun bitmesi beklenmez.
Ok atmazsan hedefi tutamazsın,
bilinmeyene bakamazsın.
Yolun sözü gizli kalmaz,
kaderin çizgisi bilenden çözülmez.
BİLEN, YÜCE ALLAH’ımdır!
O vermeden bilemezsin,
‘Bileyim’ desen çözemezsin”
dedi YUNUS’um