Soru
4
 Dinmeyen ağrıda, aradığımız nedir?
Cefa mı, sefa mı?
‘YA ALLAH!’ dersen, sefadır,
‘Hey ALLAH!’ dersen, cefadır.
YA ALLAH; verdin, alırsın.
Hey ALLAH; neden çektirirsin?
Senin ALLAH’ıma soracak sorun var mı ki?

15
 HAZRETİ OMAR der ki:
“Ummadığın olursa,
‘Bu nedendir?’ der misin?
O’na sual eder misin?
Yağmuru bekledin yağmadı,
ümidini kestin ‘Ekinim yandı.’ dedin.
Sabaha kalktın, yağmuru buldun;
sual açabilir misin?
Her olmadık gibi görünen,
olumunda kulu şaşırtan O’ndandır.
Onun için hiçbir olaya sual açmayalım,
‘Neden olmadı?’ diye suçlamayalım,
sonra ‘Nasıl oluştu?’ diye şaşkınlığa düşmeyelim.
Dile düşürür, ölçülere vurur.
Olaylar olmasa, kullar ne ile ölçü alır?
Göre-göre ağaca vurursun.
Hata sende mi, ağaçta mı?
Ne ağaçta, ne sende, ne de O’nda.
Çünkü hata, O’ndan sadır olamaz.
Olaylar; niyetin olgunluğunu, kulun hamlığını,
ALLAH’ımın YAZDIĞI’nın
ne denirse densin bozulmayacağını gösterir.
Merdaneyi, hamura değer vermek için kullanırsın. (Merdane olayları mı temsil ediyor?)
Evet.
Konuşan da O, konuşturan da;
bize ne düşer.
Olumun mayalıdır, geçtiğin yol kayalıdır,
vardığın sahilidir;
ayağına takılan, takılacak olan her taş,
HAK YOLU’nun halidir.
Ne var ki; kumda yürüyenin ayağına,
neden zarar verir bilinir.
Kumda ayak gömülüdür, taş ona nasıl vurur?
Sadece yolunda durur,
elbet zarar vermez.”

10
Yenmeyen aşın sözü edilmez,
sahilde yol sorulmaz.
Yol boyu bilinir, götürdüğü yere gidilir.
Açan görür, gören yürür.
Soran bilmeyen değildir,
yanılmayım diyendir.

12-1
sorulan her sorunun cevabı
bin soruyu getirir;
öyle oldukta bildiğini götürür.
Olumlu her olayda,
sorgunun önemi varsa da;
 sorgu içinde sorgu aramak,
çölde kumları saymaya benzer!