KAYGUSUZ ABDAL (1)

15 nisan 1972
KAYGUSUZ ABDAL der ki;
Kaygusuz dendiğim
Olaylara bigâne kaldığım görüldüğündendir
Aslında olaylarda O’nu gördüm
Hürmetimden secdeye vardım
Beni secdede gören
Sandı toprağı diledim
Bilen bilir
Şükür kuluna eğilmedim

12 ağustos 1972
KAYGUSUZ der ki;
Yanmadığımı sandılar
Beni tefe koydular
Dünya halimi ben bilmeden sildiler
Yoluma yardımcı oldular
Kazancım şuradan oldu ki;
Onlar dediler, ben aldım
Her kınadıkları halime
Eyvallah siz haklısınız dedim
Kendimi handan ötede buldum
Eyvallah deseydim
Hakkım deyip arasaydım
Dünyada kök salardım
Aramadan bulduğum yolumu
Kandil ile aradım
Kaygunun temeli toprağa kök salmaktır
Yaprak olmak güzel
Çünkü kökten aldığı halde bağlı değil
Ağaç ulular değil midir? derseniz
Uluların kulları için
Kök atmış niyetleridir
Sadece yaprak için yaşar
Kaygusuzlukta buldum huzuru
Cennette aradım hazırı
Aramayan bulurmuş
Kâbe’de mekan kurarmış
Yumuşak yolunda
Kumunu elermiş
Canan için helva karmak
Kullarına nasip dağıtmaktır
Eyvallah dedi
KAYGUSUZ yürüdü

20 ağustos 1972
KAYGUSUZ der k;
Cümlesi beni
Hatalı kıldılar
Her kulun hatasını
Bana yüklediler
Ne var ki
Suçlayan beden ağırlığına
Onlar düştüler
Ben aldığım
Eyvallah dediğim yük için
Bir mertebe yükseldim
Dünyada bilmedim
Bileydim yüklenmezdim
Elbet başkasının günahına değil
Sevabına ortak olmak dilerdim
Allah’ımı hep beraber
Bulmak isterdim
Güzellik uymadadır
KAYGUSUZ bunu bilir
Bildiği için uyar
Ne var ki mertebeyi
Cümle ile diler
Cümlenin arasında olayım
Onlardan gayrı kalmayım der
Mertebesini cümle ile
Paylaşmak ister
Mertebesini paylaşamaz
Çünkü ona da
Yüce’den verilmiştir
Sadece dileyebilir

09 kasım 1973
KAYGUSUZ der ki;
Ne oldum
Ne olsam demezsen
Ben gibi kayguyu silersin
O verdi
O gönderdi
O çağıracak
Bana ne kaldı düşünecek

23 temmuz 1977
(Resim verildi: KAYGUSUZ ABDAL)Dumansız olduğuna
Amansız bulduğuna
Şahit istemedi
Bilenin bildiğine
Görenin yorduğuna ortak olmadı
Olduğum gibi
Bildiğim kadar dedi
Sevdi sevildi
Sevdiğine sevindi
Yerimi sorarlar
Adımı ararlar
Gelene yorarlar
Ne gelenden ne durandandır
Sevabına ortak arayandandır

21 kasım 1977
Omar’ın sözünde
KAYGUSUZ özünde
Pabucun tozunda
Madde ile mananın özeti vardır


09 aralık 1977(1)
Ayağım yerde
Gönlüm sende dediler
Adımı ABDAL’a saydılar
Kahır bende olmadı
Kaygu bedene dolmadı
Yoğun yayan yürüdüm
Ağaca kuşak bağladım
Ne derlerse desinler
ABDAL’ı seyirde görsünler
Serden aldım
Yağmur dedim
Rahmeti çamurda buldum
Ekesiye biçesiye
Her damlası akasıya dedi
KAYGUSUZ selamladı

24 mart 1978
Elden ayaktan
Yüzden düzden
Aradığım şekli sordum dedi
Aynayı görsen
Aynada kendini sorsan
Kaygusuz yanlışta mı?
Yanılıp kaynaşta mı?
Değil desem
Rüyamı bilsem
Dağ ile ovayı bir tutardım
Hataya düştüm diye
Dağı pamuk misali ovaya atardım
Sorguya rüyamda düştüm
Günlerce uykudan kaçtım
Yapıcı olanı seçtim dedi
KAYGUSUZ cümlenizi selamladı

01 aralık 1978
Seni beni ararlar
Senden benden sorarlar
Dön kendine diyelim
Kendi aynasını gösterelim dedi
KAYGUSUZ söze girdi:
Ham meyveyi alasın
Söz ile biri bulasın
Değmez diyene de ki;
Suyu gür ise değirmen döner
Her dönüşte suyunu çeker
Duyan ile göreni yanına alsan
Bilenin gelmesi gerekir
Hepsinin birbirine uyması gerekir
Gönüller elbet birdir
Bir kalacaktır
Cümle için kainat birde bulacaktır
Her var olan
Yazanın yazdığını görecektir
Dost diyelim
Her kulunu dost bilelim dedi
KAYGUSUZ yürüdü

02 mart 1979
Dane dane atalım
Dostluğu gerçek bilelim
Attığımız daneleri toplayalım
Göreceğimiz çokluktur
Bileceğimiz tokluktur dedi
KAYGUSUZ sözü
Yunus’uma verdi:


31 mayıs 1979
Doğuya dost gelişir
Doğuda dost buluşur dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:

Her dost diyene uy sen
Her post vereni duy sen
Demde oluşan
Dostla buluşan
Olayları gör sen dedi
KAYGUSUZ yürüdü

12 ekim 1979
Serin yerde gezerim
Serin sudan içerim
Derin kuyudan geçerim dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:
At meydana gelir mi?
At bineni bulur mu?
Binen, atı bulur meydana gelir
Yorum da öyledir
Önce sonucu değil
Yapının temelini bulalım
Öylece duvarını
Örmeyi düşünelim
Katıksız yenmez denilen
Sohbet sofrasında her dilenene
Sunulan günde geldik
Bulduğun güzel dedik
Umduğunu alasın
Gökte yıldıza selam veresin
Güneşte ısınasın dedi
KAYGUSUZ yürüdü

16 kasım 1979
Dağdan aşayım dedim
Dostta sevgiyi buldum
Aşamadığım kayaya oturdum
Sevindim sevindim
Gördüğüm her var olanla kucaklaştım
Ocak başı sende mi?
Ocak taşı bende mi? dedi
KAYGUSUZ candan cana
Sevgisini sundu
Geldik bulduk eyvallah
Bulduk sevdik eyvallah
Sevdik doyduk eyvallah dedi
KAYGUSUZ yürüdü

23 kasım 1979
Gölde balık avladık
Külde avı tavladık
Yağ ile balı birbirine ekledik
Ne oluşur diye bekledik
Olan gelen değilmiş dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:
Balık avdan gelişir
Yağı ile oluşur
Arı balı çiçekten alışır
Kul olana ne karışır dedi
KAYGUSUZ yürüdü

30 kasım 1979
Aldım geldim düz diye
Dağa baktım toz diye
Bilmeyene yoz diye
Ben dünyayı bileydim
Dünya bende diyeydim
Ne toz ne yoz demezdim
Kendime söz atmazdım
Alacak söz olsun dedi
KAYGUSUZ söze girdi:
Dünya küçük döndükçe
Ateş bende söndükçe
Bir olayım birde kalayım
Her gelene ben bakayım
Bakmaktan maksat nazardır
Bilenden alanın
Kendini bulanın
Açık gelen aynadır ömrü
Değişen yerde
Gelişen düzen olur
Dağılan demedim
Değişen dedim
Çeşme açtım
Suyu yok dersen
Kaynakta ara
Ara ki bulasın
Dost diye andığın
Bedir diye sorduğun
Geçmişi geleceği bir bilen
Birlikte düzeni gören
Elele alan
Dizini birlikte toprağa vurandır
Ay misali geceye yön verir
Bilmeyene gecede yönünü buldurur
Katı diye anılır
Cevize benzediği nerden bilinsin?
Bilinse kırılıp yenilsin dedi
KAYGUSUZ yürüdü

07 aralık 1979
Destede elim vardır
Güftede dilim vardır
Görmeğe gözüm vardır dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:

Yapıya gireyim de
Kapıyı öreyim de
Cümleyi göreyim de
Dilersem alırım
Dilersem kalırım
Demedim; Dünya vermez
Demedim; Bilen örmez
Veren görendir
Veren sevendir
Elbet kaderine gülendir
Kahrını bilendir
Gül diye kaygunu silendir
Gel elini tutalım
Güzel güne bakalım dedi
KAYGUSUZ yürüdü

21 aralık 1979
Attığım her adımda
Demir çivi düzledim
Her ağaca bakınca
Birbirine sözledim
Gün güne ekledim
Meyve nedir bekledim
Yoz geleni ayıkladım
Yerini dileyene
Sözünü ekleyene
Gedik açılır dedim
Gel dilersen
Gör beklersen
Bul saklarsan
Sır sendedir bende değil
Ser sendedir bende değil
Söz bendedir sende değil dedi
KAYGUSUZ selamladı
İki adım öteye bildiğindir
On adım öteye gördüğündür
Yüz adım öteye duyduğundur dedi
Selamladı yürüdü

28 aralık 1979 (1)
Yardım gelse yayadan
Rahmet inse kayadan
Güzel solmaz boyadan
Aldığı rengi bilir
Ahengi öyle görür
Gez gör, oku yaz
Öyle olacak gönüldeki saz dedi
KAYGUSUZ yürüdü:

06 şubat 1980 (2)
Atılanı aldım
Satılanı buldum
Ne gördüğüme
Ne bildiğime uydum dedi
KAYGUSUZ söze girdi:
Tahta oydum at dedim
Pazara ilet sat dedim
Değnekten at olur mu?
Satsan kimse alır mı? dediler
El ile
Elden verdiğim emek ile
Alay ettiler
Dilenen sözü kolay ettiler
KAYGUSUZ yerden bilmez
Sözden kalmaz
Bildiğini silmez
Yol akçesi
Kul akçesine benzemez
Atı verdim
Yola girdim
Her yerde dostu sordum
Kimi elde dediler
Kimi gülü gösterdiler
Sorduğum dostu
Nerde aradılar?
Gönülde nasıl buldular?
Elbet sora sora bulunur
Bulduğun günde
Çerağ gibi yanılır dedi
KAYGUSUZ yürüdü
Suyu gönlü misali sürüdü

21 şubat 1980
Toprak elden geçerse
Kul topraktan seçerse
Dost elini açarsa
Elbet toprağı altın olur
Kapıyı öyle bulur dedi
KAYGUSUZ fırlayan ok gibi geldi:
Toprak bana verdiyse
Sana gelendir
Toprak sana verdiyse
Gelene varandır
Elden ele ulaşır
Her kulunu dolaşır
Birde bine varırsın
Attığını görürsün
Toprağı taramazsan
Verdiğini aramazsan
Ne alır
Ne bulursun
Güne gelende
Ne görürsün dedi
KAYGUSUZ geldiği gibi döndü
Alacağın vereceğin dedi
Kendinde olanı söyledi

21 mart 1980
Delik pabuç giyerim
Toprağımı sürerim
Gökte bulut görürsem
Şimşeği de severim
Karınca kaçar olur
Böceği uçar olur
Yağmura el verenler
Toprağa düşer olur
Gel yerimi arama
Sen toprağı tarama
Yoldan yelden şikayete düşme dedi
KAYGUSUZ dost halinde yürüdü


28 mart 1980
Kara ata binersem
Karlı tepeye inersem
Yorum sizden gelmezdi
Bahçemde gül açmazdı
Dosta dostu anlatsan
Candan alıp Canan’a iletsen
Söze nokta koymazdın
Sen nefsinden soyamazdın
Altı atlı yola gitse
Altı çoban sürü gütse
Yol taş ile örtülür
Sürü kurt ile ürkütülür
Sahibi gölgeyi siler dedi
KAYGUSUZ yürüdü

02 mayıs 1980
KAYGUSUZ geldi söze:
Doğru veremeyen gelmez
Doğru demeyen gülmez
Hiçbir kulu yardımsız kalmaz
Dağılan bostan dağıtanın elindedir
Toplamazsa cürümündendir
Kaşığı tasa koydum
Sofraya her dileyeni çağırdım
Kaşığını alan gelsin
Aşını yiyen bilsin
Desin ki;
Tanrı kulundur
Olmaz diyene sözüm;
Allah’ım diyen
Varlığını inkar mı eder?
Elbet kul Tanrı’nındır
Tanrı da kulundur
Yaratılan her zerre
İster bilsin ister bilmesin
Sadece O’ndandır
Ol dediğindendir
Kül olsam
O’na varsam diyene sözüm;
Her an O’nunlasın, O’ndasın, O’ndansın
Kül olsan da
Taş kalsan da
Dünyaya geldiysen
Kendini bulacaksın
Ölmeden öleceksin ki
An denildiği yerde kalacaksın
Eriyen demirde
Sadece yük kalmaz
Ateşten alırsan
Yük kendini bulur

06 haziran 1980
Aştığım yerde
Kendime düzen aradım
Kumdan taneyi gördüm
Saysam sayamam
Dursam göremem dedi
KAYGUSUZ söze girdi:
Lafı lafa bağlayan
Günü günden bekleyen
Yersiz kayguya düşer
Olana günde şaşar
Koruk rengi bulacak
Gönül aşk ile dolacak
Her arayan görecek
Dilediği yerde kalacak
Saymaya niyet kursan
Her yaprağa damla versen
Alacağım sende desen
Dağılana el verirdin
Çember dileyen olmaz
Dileyene hayır demez
Dostluk çemberi elbet
Geldim sevgi bağına
Döndüm aşkın ağına
Öğüt veren aradım
Her kapıyı zorladım
Kara bulut dediler
Rahmet diye gözledim
Sazı aldım elime
Ses verdim kalemime
Söz geçirdim gönlüme
Dedim; Yalan yaraşmaz
Dedim; Haram gelişmez
Dedim; Seven sürtüşmez
Dedi; Uyduğu gibi
Kara bulut denilen
Nefis ile yenilendir
Yediğin ile boğulursun
Her hale eğilirsin
Dost zahmete rahmet der
Her kulu pişmemiş aş yer
Yerini bulunca
Ocakta olunca
Elbet aşını pişirir
Bilmediğini aşırır
Meyhane derman ister
Sakiye ferman göster
Aldığım yeter dersen
Gönülden dileyene sor
Sevgini eleyene sor
Geçici olandan
Kendini ayır
Kaymayı dileyen
Buza yönelir
Yanmayı dileyen
Güneşe yönelir
Saydığın her halde
Kulun niyeti görülür dedi
KAYGUSUZ yürüdü

09 haziran 1980
Üç öğün aşa
Üç güğüm taş vermezsin
Beş öğün namaza
Onbir öğüt almazsın
Elbet yoldan kalmazsın

13 haziran 1980
Birde ben
Birlikte sen olursan
Kendini ayrıda bulursan
Yakın gel çözeyim dedi
KAYGUSUZ söze girdi:
İpte adım atamazsın
Çünkü cambaz olamazsın
Geyik yerini bilemezsin
Doyumsuzluk nerden dersen
Kendini bulamazsın
Geldik yaya durduk ağaya
Dedik; Ne oraya ne buraya
Yapıya el verdik
Kapıya söz ile durduk
Konuk geldi diyene
Eyvallah dedik
Geçit dileyene açıktır dedi
KAYGUSUZ yürüdü

11 temmuz 1980
Tavuk tüyü yolamam
Yumurtasını bulamam
Civciv olsa veremem
Altın kafes aldılar
Gül bahçesine koydular
Bülbül gelse dediler
Yerden çiçek
Daldan meyve aldılar sayısız diyene de ki;
Her gün kayıtladır bilinir
Sanılmasın çerçevesi silinir

Geldim gördüm
Sevgimi verdim
Değdiğim her yaprak
Niyaza geldi
Sevenin elinde
Kendini buldu
Sevende yerini veren vardır
Sevenin dünyada
Her günü kardır
Sevdim, sevenlerde birliği buldum
Cümlenize birlikte kalın dedim
Duyana eklenen olmaz
Bilmezsen kaygu vermez dedi
KAYGUSUZ yürüdü

19 nisan 1981
Konduk suyun başına
Ayak koyduk taşına
Karışmayalım işine
Niyaz edelim dişine dedi
KAYGUSUZ söze geldi:
Benden değil O’ndandır
Yangın söndürendendir
Gel alalım düzünü
Pak tutalım yüzünü dedi
KAYGUSUZ yürüdü

07 mayıs 1981
Hay diye geldik size
Sizde durduk düze
Altın gümüş sayacağız
Ağacı oyacağız
Tahtını kuracağız
Güzel böyle mi olur
Yoksa geldiği gibi mi kalır? dedi
T
abduk, KAYGUSUZ’a söz attı
KAYGUSUZ, T
abduk’un bildiğine
Kendi tuzundan kattı
Hay dediler ay güldü
Güneş gölgede kaldı
İzin Hak’tan gelirse
Hak’kı kulu bilirse
Elbet bulduğu olur
Sevgi kendinde kalır dediler
T
abduk ile KAYGUSUZ yürüdüler

28 temmuz 1981
KAYGUSUZ geldi söze
Dedi; Ne verdi öze?
Gündüz gece bağlanır
Kul gördüğü ile eğlenir
Gözün sözü değildir
Özden alırsın
Yerde bulduğunu
Hak’tan bilirsin
Sende bende olanı
Dost ile bir bulanı
Arayana vermezsen
Görmekten kalırsın
(Haksızlık olmaz mı?)
Aldığın sende kalsa
Sende düğümü bulsa
Yerli yerinde midir?
Senden O’na dönecek
O’ndan yenisi gelecek
Hiçbir zerre devretmeden
Kendini yenilemez
Sende kalan mahkum olandır
Akmayan kan
Kendini yenilemez denildi
Bilgi de öyledir
Vereceksin ki yenisi gelsin dedi
KAYGUSUZ Hak’tan asla
Haksızlık gelmeyeceğini söyledi

13 kasım 1981
 Kuşun kanadı açık
Görgüsü benden seçik
Daldan dala uçuşur
Sinek böcek kaçışır dedi
KAYGUSUZ söz diledi:

Dalda elim olaydı
Elde gülüm kalaydı
Benden seni sormazlar
Sende beni anmazlardı
Yaprak yaprak dolduysa
Meyveleri olduysa
Güneş alıp erdiyse
Benden değil O’ndandır dedi
KAYGUSUZ yürüdü

25 aralık 1981
Toprak ekilesiye
Ekin biçilesiye
Kul kul ile ölçülesiye değerlendirilir
Kulun gözünde;
Ekilmeyecek toprak taranmaz
Ekilmeyen ekin biçilmez
Değersiz olan toprak mıdır ekilmedi diye?

Her kulu birdir, birliği bilirse
Her kulu erdir, körlüğü silerse
Anda erliği bulursun
O’nun ile O’nda kalırsın
Yeter ki kulu kul ile ölçme
Kendini uymayan fistan ile biçme
Toprağı çamur gördü isen
İçinden geçme
Ne var ki
Dönüp çamur diye tükürme
O da senden
Sen de ondan
Kuluna ettiğin her söz
Senin özündür
Göçtüğün günde
Elinde kozundur dedi
KAYGUSUZ salına salına yürüdü

15 ocak 1982
Bilenden olalım
Elele yürüyelim dedi
KAYGUSUZ söze girdi:
Ayva narı alırsan
Çiçekleri bulursan
Yediğin ile kalırsan
Duyduğun senindir
Uyduran Hak’tan
Yapımız açıktır
Girip bakarsan
Yapı nedir? denildi
Her kulun gönlüdür
(Soru: Ayva, nardan murat nedir?)
Saya saya oluşan
Mevsimlerde buluşan
Yaprağı birbirine çalışan dedi
KAYGUSUZ yürüdü

19 şubat 1982
Destiler dola dola
Kazları yola yola
Çağırdın bildirelim kula dedi
KAYGUSUZ ABDAL sözü aldı:
Suya gelsen
Destin boş mu kalır?
Destini kırsan
Gönlün hoş mu olur?
Sular bize bizden gelir
Her güzellik Hak’tan bulur
Dolan desti bizde mi kalır?
Sultan suya göz atsa
Desti verip söz etse
Gölgesine sığınmam
Etrafında dolanmam
Gel beraber alalım
Hakk’ı Sultan bilelim derim
Ekmek aşı, su başı
Tatlı tatlı yerim dedi KAYGUSUZ
Cümlenizin gönlünde kalan kaygulara
Yoksul kalsınlar dedi
Yanılma yok
Kaygu yoksulu olsunlar dedi
Selamladı yürüdü

19 mart 1982
Bağışlayan O’dur beni
Esirgeyen O’dur beni
Benden alırsa beni
Ben silerim kendimi dedi
KAYGUSUZ geldi söyledi
Sözünde kendinden kendini bekledi:
Pay senden
Hay benden
Güzel senden
Seninle oldum
Bu da benden
Kapalı kalamadım
Kabuğu bulamadım
Kırsam açsam içini
Taş nerde bilemedim dedi
KAYGUSUZ kendinden kendini
Silmeyi anlattı yürüdü

30 nisan 1982 (2)
Dur sözümü vereyim
Bir bohça da ben sereyim dedi
KAYGUSUZ söze geldi:
Her açılan bohçadan
Bir dosta sesleniriz
Yerde gökte
Cümle için süsleniriz
Baka baka gelene
Yakan ateş verene
Acele etme
Bende beni bulursun
Acele edersen
Sen de mecnun olursun dedi
KAYGUSUZ cümlenizi selamladı

21 mayıs 1982 
Toprağı kazdım
Yerdeki yaprağı ezdim dedi
KAYGUSUZ söze geldi:
İlk ile son birdir
Her yol kardır
Kaygu vermezse
Kayıtsız kalmazsa
Bağladığın at çözülmezse
Olumunu sabrın ile çözersin
Seyrin ile çizersin
Kah güler kah kızarsın
Meydan her kulunu bir eder
Sendeki eksik
Ondaki fazla demezsen
Gerçeği aradım bulamadım diyene de ki;
Kaygusuz kal
Ne toza ne yoza
El dil uzatma
Sen senin ile ol
Sen O’nun ile kal
Sen cümle ile bul
Bendeki benim noksanımdır
Tamamlayacağım senden gördüğüm ile
Sendeki senin noksanındır
Tamamla bende gördüğün ile
Demek ki;
Her kulu Birbirine aynadır dedi
KAYGUSUZ yürüdü
Selamını sizlere iletti

28 mayıs 1982 (1) 
Söz diledim Yunus’tan
Alamazsın demedi
KAYGUSUZ asla kendini
Yardan ayrı bilmedi
Kemer dar geldi diyene de ki;
Kemeri çekelim
Sefere çıkalım
Yolu bulduk bakalım dedi
KAYGUSUZ yürüdü

03 kasım 1982
Sözüne uyana değil
Kur'an’ı gönlünde duyana uyalım dedi
Yunus’um sözü
KAYGUSUZ’a verdi:
Elden aldım sözde durdum
Her kapıya niyaz ile girdim
Yok dediğin günde
Yanında oldum
(?)
Karanlık perdeyi açana
Resulü ile yola çıkana
Az yiyelim dediysek
Çok yiyeni gördüysek
Düzene ayak verenden oluruz
Her adıma senin ile geliriz
Çağırsan da bilene
Yüklesen de görene
Yol yokuş çıkamam demez
Her olayı alacak
Her gönülde bulacak
Güne gün ekleyecek
Güzel günü elbet bekleyecek
Az yiyene aş
Çok diyene baş gereklidir dedi
KAYGUSUZ yürüdü

17 aralık 1982
Bilen her zerre
Bulan zerreleri birleyen
Dört erene danıştım:
Anda sözünüz var mı?
Mevlâna dedi; Kabınız dar mı?
Yunus dedi; Harcınız var mı?
Hamza Dostdedi; Korkusuz kalın
KAYGUSUZ dedi; Durmayın el ele verin


28 aralık 1982 (1)
Tepside narı gördüm
Kovanda arı gördüm
Ekilecek darı gördüm
Hepsini aldım
Gönülden buldum
Sana verdim dedi
KAYGUSUZ elden ele
Sözden dile
Gönlünü cümleye verdi
Açtığın ocak
Sana senden öteye
Açtığın kucak
Hakk’a bizden öteye
Hamza Dost ile söyleştik
Ne güzel hal dedik gülüştük

H
amza Dost dedi ki;
Kuş uçayım der, uçar
Çünkü kanadı vardır
Tazı kaçayım der, koşar
Çünkü güçlü ayakları vardır
Kul gizli kalan özünü
Bulmak için
Her halini eğitirse
Nefsini öğütürse
Öylece özünü bulur
Kul ne mutlu kuldur ki
Hali ile cümleye verir
Söyleştik selamlaştık
Sözü H
acı Bayram ile paylaştık
Bekleyene yersiz deme
Ekleyene sersiz deme
Bekleyecek ekleyecek
Öylece gerçeğe dönecek

Yanan ocak odun ister
Yuva büyük kadın ister
Kulu kul ile besler
Bahçeyi çiçek süsler
Bilmeyi dilemek
Kulun gerçeğini tanımasıdır
Gerçek nedir? dersen
Ol denileni özünde bulmak dedi
KAYGUSUZ ile
Hacı Bayram yürüdü
......
Yazıya yer verdi isek
Kayguyu sildiğimizdendir
KAYGUSUZ’a danıştık
Resim diye konuştuk
Eyvallah dedi
Çizgiye geldi
(Resim verilir: KAYGUSUZ ve Anası
) 
Saydık geldik sözüne
Yolu ile izini
Verdik geldik
KAYGUSUZ ile Anasını
Yumuşak huyu ile
Güzeli bilen soyu ile
Meltem misali salındı
YESEVİ’ye el attı
Onun sözünü tuttu
Oğlun adına kattı
Adını sordunuz
Anasının adı Ayişe idi
Yola düştü güne şaştı
Döne döne koştu

tarihsiz 1983
Ayva nar çiçeklendi
Yapraklar böceklendi
Dost kapısını dilersen
Eşiğinde beklendi dedi
KAYGUSUZ söze geldi:
Arpalar buğdaylar
Boy boy oldu, gözlendi
Seferde olan
Güzele gizlendi
Özlediğin her konun
Bilen ile izlendi dedi
KAYGUSUZ selamladı yürüdü


18 ocak 1983
KAYGUSUZ’un adına
Güzel dedik andına
Uyduğun, yardımcı olduğun
Her konuda
Allah’ımın rızası vardır dedi
KAYGUSUZ selam verdi yürüdü
......
Yoğun aldın
Bilgisi ile oldun dedi
KAYGUSUZ dost kapısında
Güneşi gördü:
 Uzun olan her sözde
Katkı vardır diyene de ki;
Gerçek olan
Sözün ne uzunu
Ne yazanı gerçeği silemez
Aldığım beni
Gölgeden uzaklaştırıyor ise
Hak, sözünü verdiğindendir
Şüphe, kaygu
Elden ele ulaştırılan
Dilden dile geliştirilen
Bilgide mantık siliniyor ise
Gerçeğe aykırıdır
Benden sorulan
Sende de biliniyor ise, gerçektir
Bağladığın çemberi çözen olmaz
Dizini yere koydu isen
Çizen olmaz
Güzeli güzelde çözelim
Olayı güzelde gözleyelim
Verdiğini ise gün gün özleyelim
(Resim verilir)
......
Yaprak döktüm yuvama
Gelsin girsin havama dediğin gün
Yanında olduk dedi
KAYGUSUZ selamını gönülden iletti
Dedi ki;
Aldığını bildi mi?
Dökülen yaprak dedi güldü mü?
Aç açıkta kalmaz
Tok ile beraber olmaz
Düzeni düzende bilir
Gönlünü cümlede bulur

01 şubat 1983
Gelmeyi dileyene de ki;
Çağrılandan değil
Dökülenden aldım
Ekileni değil, büküleni sardım
Aşk bağına girdin
Desteğini sordun
Aşk bağı bilenedir, yolana değil
Aşk bağı, sarhoş olanadır, yıkılana değil
Gerçek, KAYGUSUZ’a
Dönüşte değil, bilişten verildi
Her sayfada O’nu
Her satırda kendini buldu
Uyduğun gibi
Gördüğün yerde
Bulduğun kadar dedi
KAYGUSUZ selamladı, yürüdü

07 şubat 1983
Mevlâna, beyaz bulut gibi
Yumuşak gelir
Yumuşak verir
Kulunun her halini hoş görür
Olanı olduğu gibi
Kalanı bulduğu yerde selamlar dedi
KAYGUSUZ söze girdi:

Temeli oluşmadan
Binaya söz edilmez
Uyumda olanlara
KAYGUSUZ soru vermez
İzin ile geldik
Selam ile gördük
Denize göz edeni
Yolumuza söz edeni selamladık

08 şubat 1983
Birden aldığımız
Gülden bulduğumuz
Satır satır okuduğumuz
Cümle ile
Hayır dokuduğumuzdur dedi
KAYGUSUZ söze geldi:
Az aşı yemeyen
Çok kışı bilmeyenden olmayın
Sarılan her yarada
Silinen her karada
Adına selam yazılır dedi
KAYGUSUZ gönülden katıldığı sohbetine
Yüce’nin rahmetni diledi
Zahmet belini bükmez
Elinde olanı dökmez
Kulu bilse bilmese
Allah’ım asla silmez dedi
KAYGUSUZ yürüdü

14 şubat 1983
Gerçek sende bendedir
Gerçek güzel gündedir
Yol alırsan handadır dedi
KAYGUSUZ söze girdi:
Yumağına söz etme
Yudum yudum aldığına
Asla acı katma
Günün verdiğine
Yersiz diye
Gönülden şüphe tutma
Ne sen seni silebilirsin
Ne sana söz eden
Düzende uyumu bulur
Bilen verir, bilmeyen kalır
Allah’ım diyen
Kendinden kendine
Öz olanı görür dedi
KAYGUSUZ yürüdü

01 mart 1983
Her kulun özünde
Var edenin sözünde bulursun
Kendinden kendine
Öylece varırsın
Kendinden kendine varmak
Zorlu mudur? derlerse
Bilene Eyvallah
Bilmeyene Hay Allah
Her sözün bağladığı
Her özün beklediği
Özüne varmaktır
Yedi kat giyindiğini
Yedi hamlede
Soyunduğun an
Gerçek açıktır
Nasıl giyindik?
Nerde soyunacağız? dersen
Dünya doğduğun günden
Giydirmeye başlar
Doyduğun gün
Saymayı düşler
Doyduğun gündür
Hakikate doğduğun gün
İşte o zaman
Giydiğin yedi katı
Soymaya başlarsın
Elbet bir günde
Hepsini atamazsın
Al diye kimseye satamazsın
Dumanı attığın gün
Birinci fistan gitti demektir
Her olay
Düzeni kuran konuya hazırlanır
Yaratanın düzenine uydum dersen
Dumanını atmış olursun
Şüpheden uzak kalırsın dedi
KAYGUSUZ aldığı selamı
Cümleniz ile paylaştı

08 mart 1983
Kopmayan her meyve
Ağacın malıdır
Her ne kadar koparan
Kulun eli ise de
Ağaçtan koptu
Sepete girdi ise meyve
Sepetin sahibinindir dedi
KAYGUSUZ sevgi ile dolaştı:
Yoğun oluşur günümüz
Kement atılan olayda
Güzel çalışır kolumuz dedi
KAYGUSUZ dört duvarın
Her köşesine
Niyaz ile baktı yürüdü
Meryem ile söyleşti
Selamı paylaştı

22 mart 1983
El üstünde tuttuğumuz
El altında sattığımız
Her bilene kattığımız
Kalede ok attığımız
Döne döne anılır
Er diyenle görülür dedi
KAYGUSUZ söze geldi:
Saf saf oldu atlılar
Güzel dedi dost bildi
Dost ile yuvaya geldi
KAYGUSUZ’a tatlı aşını sordu
Tadını vereceğiz
Yuvada kilimi sereceğiz
Her aş diyene
Yapıya uyum gerektir diyeceğiz
Atlılar ile verilen nedir denildi;
Daha önce verdik
At ile cümleye gidilir
Cümlesi beklenir
Mana madde
Gönülde birleşir dedi
KAYGUSUZ yürüdü
Selamını cümlesine iletti

29 mart 1983
Altın güğüm alacağım
Seni yolda bulacağım
Er yoluna geleceğim dedi
KAYGUSUZ gönülden aldığına
Gönülden selam iletti

05 nisan 1983
Dağlar selam alır mı?
Derya bileni bulur mu?
Dost kapısında kalır mı? dedi
KAYGUSUZ selam ile geldi
Her ağacın gölgesi ayrıdır
Her yaprağın vergisi de ayrıdır
Onun için olan kulun
Görgüsü de ayrıdır
Selvi uzaktan selamlar
Yumak olsa gelse
Gönülde bulduğunu bilse
KAYGUSUZ’dan sormazdı
Elbet soracak
Gönül deryasına dalacak
Aldığına kah gülecek
Kah ağlayacak
Emeğini verdiği her yaprak
Niyazına şahit olacak
Doğmayan her zerre
Eğitimsizdir
Dünya her zerrenin
Eğitim merkezidir
Yaprakta sayılıdır okuyana
Toprağa ekersen
Aldığını bilirsen
Yerimi gördüm dersin
Kendinde olana uyarsın
Bilgiden maksat
Daha önce verdiğimiz
Gerçektir
Gerçeğin özünü bulduğun an
Her zerren ile uyduğun andır
Ağaç altında
Tefekkür ediniz dedik
Niyazımız yapraklara
Tab edilir
Sela vakti niyaz ediniz
Dediğimiz o idi
Hepimiz ayakta olur
Yaprakları alırız
Yani niyazlarınızı toplarız
Allah’ımın izni ile
Dilenen işareti veririz
Güzellik yaprakta toprakta değil
sendedir
Toprak doğuran
Yaprak doğan
Ağaç besleyen ve beslenen
Yani mana ile maddeyi birleyen
Yapraklardan aldığını düşün
Yapraklara verdiğini gözle
Seversen gül açar
Sevmezsen kul kaçar dedi
KAYGUSUZ selamladı yürüdü

12 nisan 1983
Her adımda aldığın
Her sorunda bulduğun
Sayarak getirdiğin
Soyarak götürdüğün
Senindir, senden olandır dedi
Hamza Dost selamladı
Pir Sultan’ın aşkına
Yerden bakma
Ne oldu? diyen şaşkına dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:
Oldum alacağım diyen
Hak yolunu bulacağına inanan
Her kulu önce şaşkındır
Arayacak yolu
Kuru dalın altında
Arayacak kulu
Yüce dağın ardında
Öylece bulacak
Kendinden kendine dönecek
Allah’ım senden razı olsun dedi
Yolcuya gösterdiğin hancı
Görevin için niyaza durduğunu
KAYGUSUZ söyledi yürüdü

19 nisan 1983
Göze baktım nurdandır
Söze baktım gürdendir
Her adım yumuşak gelir
Ne var ki yorumu zordandır dedi
KAYGUSUZ söze geldi: 
(SORU: Zorluk nedendir?)
Zorluk yorumdadır
Olayda değil
(SORU: Başkalarının yorumu mu?)
Eyvallah
Meydan seni aldı ise
Gönlün Hakk’ı buldu ise
Asla zor yoktur
Her adımın yardıma açıktır dedi
KAYGUSUZ söze
S
arı Ana ile geldi:
Her bohça açılır
En güzeli içinden seçilir
Renklerde güzel öyle görülür
İşleyene yardımcıyız
Düşleyene destek
Haşlayan bizden değildir sözdendir

Her destek dilendiği gibi
Hakk’ın emrince verilir
Doğuşta düzen vardır
Destek de düzenin bir parçası
Öyle ise oldu, olmadı diye
Destek asla yerilmez
Yerildi ise gönülden değil
Sadece sözdendir dedi
Her yolun başında durdu bekledi
Elinde sarı mendil olsun
Cebinde dursun dedi
S
arı Ana selamladı yürüdü

01 mayıs 1983
Sevdim övdüm
Gerçek diye gördüm
Olumsuzu yere serdim dedi
KAYGUSUZ söze geldi:
Dört bir yanın örülü
Bilen bilmeyen sarılı
Neden niye demeden bekleşir
Dost olsa diye söyleşir
Dost sendedir senin ile
Dost bendedir O’nun ile
Düne güne bakalım
Yarına gönlümüzü açalım
Öylece bilinen yoldan geçelim
Hatalarımız dedik
Her günümüze yandık
Doğruyu öylece bulduk dedi
KAYGUSUZ cümlenizi selamladı yürüdü

17 mayıs 1983
Bağla eli düzenli
Dar gelse gelmese dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:
Ne ipek ne çarşafla
Pamuk sargıyla değil
(?)Bez
Dumanını sil önce
Beden ile değil
Neden ile düştün
Elden kaydı demeyesin
Destek diye bastığın
Sert geldi yastığın
Ne öyle ne böyle
Olmasın asla gaile
Ne sefer ne seher
Cevap vermedi dersin
Gönlünde olan ile
Aklına geleni
Pişmeden yersin
Ne denirse denilsin
Bil ki sevilen sensin
Gölgeyi silecek
Perdeyi bölecek
Elbet gelecek
......
Doğuşa el verdiysek
Satır satır verdiysek
Bilenin halindendir
Soranın yolundandır dedi
KAYGUSUZ dağda bağda
Gönlünü her dala koydu

19 mayıs 1983
Her satır bilenedir
Benim deyip alanadır
Aşkı ile dolanadır
Gönül beşikte ise
Bilgin eşiktedir
Damarda kan var ise
Sevginiz candadır dedi
KAYGUSUZ söze geldi:

Gölden uzak kalmadım
Deryaya selam salmadım
Çünkü deryadan adımımı almadım
Her kuş kanadını bilmeden çırpsa
Döne döne çarpışırlar
Kana kana yarışırlardı
Düzene öyle uyarlar ki
Dağılmadan gezerler
Mevsimini sezerler
Kondukları her dalda
Bir bütünü gözlerler dedi
KAYGUSUZ cümlenizi selamladı yürüdü

24 mayıs 1983 (1)
El aldık ele geldik
Birlikte güle geldik
Az ile çokta
Allah’ımın adına uyduk
Sen gel diyen ile
Cümleyi bekledik dedi
KAYGUSUZ söze geldi:
Yama sana gerekli
Fistan ararsın
Her bilene aydın gelecek
Şifa sorarsın
Üç halde alacağın
Sana yardımcı olur
Dost deyip gülersen her gelene
Dost deyip ararsan her yaratılanı
Gölgeyi kesin silersen
Elinde olana
Şüphesiz inanırsan
Aldığın her gerçeği
O’ndan bilirsen
Kimseden sorma
Gönlüne danış
Gönlün ile aracısız konuş
Bil ki anda elinde olanı
Yarın öğrenecek
Kaygunu sileceksin
Her bağışta
Kendinden kendine soracaksın;
Aldığıma mı, bildiğime mi uyayım?
Aldığın ile bildiğin
Ayrıdan gelmez
Birbirine sorduğun günde
Hataya asla düşülmez
Anda yanımda de
Gölgeden uzak dur
Kahır diyene
Doz ile yoruma gir
Doz ne demek? denilir
Şüpheye düşüren
Yarın öbür gün
Gelen her gün
Birbirine bağlanır
Hata gibi gelen olayda
Düğüm çözülür dedi
KAYGUSUZ selamladı yürüdü

24 mayıs 1983 (2)
Bastığım yer çamur değil
Çünkü düzeni buldum
Hizmetine talip oldum
Bilinmeyene sordum
Bilineni sardım dedi
KAYGUSUZ her adıma sahip oldu
Hizmete sahip olmak
Adımına sahip olmaktır
Gerçeğe nokta koyarsan
Yazılana uymuş olursun
Cümle kayguyu silmiş olursun
Allah’ım razı olsun dedi
KAYGUSUZ selamladı

31 mayıs 1983
Esen yelden haber sordum
Fırtınayı kötüye yordum
Yerden gökten beklemeden
Sözü sohbete eklemeden
Aradım gördüm ki;
Ne yelden cevap gelir
Ne fırtına olmayanı haber verir
Her olayın düzeni vardır
Düzenin de yazanı
Ne öylesi ne böylesi
Bitti gönül kavgası dedi
KAYGUSUZ söze geldi:
Suya bakarsan
Yüzünü göreceksin
Öylece nuruna ereceksin
Varsın taşlar yığılı dursun
Gönülde eğitim kendine kalsın
Aldığın her damla
Sende bende oluşur
Her güzel
Gölgeleri silerse buluşur dedi
KAYGUSUZ
Yunus ile söyleşti
Düşün bir kaşık aşı
Nasıl bitirir taşı
Acı ile tatlı ile
Ekşi ile tuzlu ile
Bileşir bütünleşir
Bir tek kapta bulursun
Tadına varamazsın
Yemezsen duramazsın
Her birine söz ettik
YUNUS MEVLÂNA dedik
Her satıra göz attık
Demde oluşan halde
Cümlenize katıldık
Kaşığımız sofra oldu
Cümlemiz adınıza geldi
Sunulandan aldınız
Allah’ım ne güzel dediniz
Nerde nasıl denilir
Oylarınız sevgililer ile
Sevgililer elbet cümlenin dedi
Yunus ile KAYGUSUZ
Açık olan her düğümü bağladı

Ne ayrıdayız
Ne sizlerden gayrıdayız
Yüzünüzde peçe varsa
Elbet biz de kaygudayız

(SORU: Peçe nedir?)
Şüphe

Senden benden gelişmez
Şüphe bizlerde buluşmaz
dediler yürüdüler

04 haziran 1983
Aydan yıldızdan
Gözüm alamam
Kainata gönül verdim
Asla silemem
Cümle birde oluşacak
Sen ben diye bölemem dedi
KAYGUSUZ söze geldi:
Dizi dizi duracağız
Geyik geldi vuracağız
Kalk gidelim dese bile
YUNUS misali kalacağız
Ne eksik ne de fazla
Yemen’den çıktık hazla
Çevrenizde oluştuk
Cümleniz ile buluştuk
Demeyiz; Gelirler nazla dedi
KAYGUSUZ selamladı yürüdü

06 haziran 1983
Sofrana koyduğun aşında
Durduğun ocağın başında
Alacağın yeterlidir
Bildiğin tutarlıdır
Az yese çok dese
Seni senden alamaz
Senin ile yaprağı buldu
Dalını kıramaz
Eğilen her başta
Gelinen her yaşta
Düzenin çizdiği vardır dedi
KAYGUSUZ söze geldi:
Bir çeyrek günün kaldı
Bilinen yönün açıldı diyene de ki;
Özden öze kavuştuk
Düz yolunda buluştuk
Ayrık otu sarmadan gel
Güzel güne sormadan gir
Günün yarısı orada
Yarısı burada
Kalan çeyrektir
Enlem de boylam da
Düzenlenen vakitte özümlenir
Niyazımız cümleyedir
Alınacak şifayadır dedi
KAYGUSUZ selamladı yürüdü

21 haziran 1983(2)
Döne döne geldik size
Aldık verdik girdik söze
Üç öğünde bir olduk
Gönül yandı kor olduk dedi
KAYGUSUZ söze geldi:
Komşuya söz atmayız
Gönülden alıp posta yatmayız
Dost olduk dost geldik
Her sevenle gönül serdik

28 haziran 1983
Pey aldım pay verdim
Sarı danayı tarlada gördüm
Anası olaydı
Sütünü vereydi diye düşündüm
Az gelse bağırır
Çok gelse geğirir diye
Kendimi teselli ettim dedi
KAYGUSUZ söze geldi:
Hep beraber geldik
Yenenden söz ettik
Kağnı dolu yük ile
Günler doldu tok ile
Aç geleni alalım
Allah diyeni bilelim
Lokmamızı bölelim
Bir sana bir bana diyelim
Her halimiz ile
O’na yönelelim
Cümlemiz anda buradayız
Düğün sofrasındayız
Düğün haftasındayız
Gelen günde her düğüm çözülecek

29 eylül 1983
Yol aldık kula kula
Sofrada kurduk yağa bala
Her lokma sayılırmış
Meyveler soyulurmuş
Yedik içtik şükrettik
Nasibe inandık dedi
KAYGUSUZ söze geldi

04 ekim 1983
Eğri doğru kul ölçüsüdür
Yağmur çamur
Hakk’ın yapısıdır
Yolunu bilirsen
Çamuru silersen
Kulluk görevini yapmış olursun
Rahmetin zahmeti
Çamura yol vermektir
Akan suyun olduğu yerde
Elbet çamur vardır
Düzen senden gelir
Kul güzeli akıl ile bulur dedi
KAYGUSUZ söze geldi:
Binaya talip olsam
Talebimde dost kalsam diyene
Sahurda kalktığında
Sahifeye baktığında
Umduğuna parmak koydun
Gönülden aldığına doydun
Gönül gönülde birleşir
Gönüller hep bir olduğunda korlaşır
Suya bak göreceksin
Renklerden gerçeği bulacaksın
Geyik boynuzunda işaret vardır
Dağılan toplanır
Birbirine eklenir
Dört yönden
Hakk kelamı beklenir dedi
KAYGUSUZ selamladı yürüdü

08 ekim 1983
Elden ele aldığını
Götüremem deme
Olumsuz diye kayguya düşüp
Bitiremem diye kayguya girme
Er olan destiyi Hakk’tan bilir
El alır kendini bulur
Yeniden aldığın gibi
Eskide gördüğün kadar
Kendini eğit
Her konuda öğüt dedi
KAYGUSUZ selamladı


12 ekim 1983
Hangi ata bineyim?
Hangi kılıcı giyineyim?
Yorgun gelen savaşçıya
Nasıl aşı yedireyim? dedi
KAYGUSUZ söze geldi:

Donduğum her konuda
Güneşe döndüm
Sen de öyle olasın
Atı aldım
Nereye bağlayayım demeyesin
Yuyan gelir söz verir
Dileyene saz verir
Arayana göz verir
(?)
Adağına durmayan
Adını aydan alan
Minnet Hakk’a dönüşedir
Mihnet halk ile savaşadır
Senden alan bilirse
Yapısında bulursa
Sen de mutlu olursun dedi
KAYGUSUZ selamladı

16 ekim 1983
Pir Sultan söze geldi:
Sulara bastım buz gibi
Gülleri gezdim söz gibi
Her ağacın gövdesinde
Yerler var göz gibi
Ağaç beni görür mü? dedim
KAYGUSUZ ‘a sordum:
Elbet görür
Derdin varsa alır dedi
Ağacı bana dost kıldı
Dalları uzayacak
Toprağı kazıyacak
Meyvesi olsa olmasa
Bilene hizmet verecek


31 ekim 1983
Dağılan ile oluştum
Eğilen ile buluştum
Kar yağsa ağaç ile eğleştim
Yol senden gelse
Kul benden bilse
Yine de gayretin
Yeri sana buldurur dedi
KAYGUSUZ söze geldi:
Denenmiş olana baktım
Değerinden aldığına şahit oldum
Eşine düşüne
Eteğindeki taşına
Yardımcı olacağım
Yolun başında duracağım
Kalayım deme
Doyan ile doğandan ayrı kalma
Beklediğin söze arkanı dönme
Elbet gelecek
Satır satır aldığını bilecek
Bakacağım satırlara
Diyeceğim ki;
Gül güzel güneş güzel
Gölgeyi nerden alırsın?
Oğul güzel bal güzel
Aşına niye tatsız dersin? dedi
KAYGUSUZ selamladı

03 kasım 1983
Ayrı gelse sözümüz
Bilin birdir özümüz
Cümlenizde gözümüz
Beraber çalacak sazımız
Ayak vurduk duracağız
Elele olduk güleceğiz
Seni beni soracağız dedi
KAYGUSUZ selam ile söze geldi:

Yolu açtım güle geçtim
Seni beni serde seçtim
Altmış güğüm aldım
Altmış halde sayıyı saydım
Görgüyü bilmeyene
Yargıda bulmayana
Senden soranın
Elinden alanın
Yapısına uyma dedim
Demde alana
Gül gelende vereceğini bil dedi
KAYGUSUZ selamladı yürüdü

17 kasım 1983
Kavak dalı ince gelir
Çam dalı gövdesinde kalır
Çınar dilediğince yayılır
Selviye uzun yol sorulur
Ne var ki,
Asmanın yanında beklenir
Meyvesi yaprağı ile süslenir
Gayrette selamet var derlerse
Sevgide asıl olan geçerlidir dedi
KAYGUSUZ söze geldi:

Çarşaf alsam yatağa
Gerçek desem butağa
Yolu açana
Yerden göğe kulu seçene
Nedir denileni verelim
Hükümlere kararında sorumsuz olan
Yersiz olan her olayda
Doğruya adım atan
Katıldık kul sözüne
Uyduk senin yazına
Geldik sohbeti kurduk
Resulü adına
Helvayı kardık yedik dediler
Yemen’den geleni bildirdiler
Verenin vergisine sahip çıktılar
Dedi selamladı

18 kasım 1983
Korkuya düşenden
Yargıya koşandan
Yolumu çevirdim
Kuruyan ağacı devirdim
Cümleye adım ile yol verdim
KAYGUSUZ diye sohbete geldim:
Er adımına uydum
Serde adını duydum
Cümle kaygumu sildim
Ne gelirse eyvallah dedim
Ne verirse şükre durdum
Allah’ım cümlenizden razı olsun
Her bilen bilgisinde yerini bulsun
Yerden göğe sözümüz var dedi
KAYGUSUZ selamladı

24 kasım 1983
Doydum, her doyanı saydım
Dar gelse soydum
Umulandan gerçeği buldum dedi
KAYGUSUZ dost çağrısına uydu
Söze geldi:
Bağlı atı çözelim
Doğrudan geleni bilelim
Aslına yer verenin
Gerçekte kar görenin
Elinden aldık, gönlüne uyduk
Selam olsun
Koza ile örülenden
Gerçeği bulsun dedi selamladı
......
Satamadım üzümü
Tutamadım sözümü diyen ile olalım
Bağda asmaya hizmet verelim
Arayalım bulalım, dedi KAYGUSUZ ABDAL
Kayalardan aşar da
Düz yolda şaşarım ,diye korkar
KAYGUSUZ dağılanı toplar da
Bohçada olan dağılır, diye korkar
Kayguya kaygu katar
Olmazsa demedik amma
Bulmazsa diye kayguya düştük
Günde değil, dünya günümüzde
Komşuya yardım dedik
Yoldan geleni sardık
Sanmayınız her gelen ile övündük
Komşuya yolcuya sevindik
Allah'ım razı olsun dedi
KAYGUSUZ selamını
Cümlenize iletti

01 aralık 1983
Altından kalem alsam
Kalemde nurunu bilsem
Elbet yazacağım gerçektir
Çok yolu aradım diledim
Avda avlananı kovaladım dedi
KAYGUSUZ söze geldi:
Tuz aldım sofrasından
Haz duydum sohbetinden
Diledim halde kaldım
Avlanmayı sorusuz bildim
Dağlara izim verdim
Avlananlar size kalsın
Avlayanlar bize gelsin
Cümlesi söze gülsün
Suyun aktığı yerden
Ağacın kökünü ararsan
Keçiyi dala bağlarsan
Gündüz gece beklersin
Her olayı birbirine eklersin
Elbet dalı kırdırmazsın
Yaprağı yıldırmazsın
Kendine kendi yerini bildirmen
Özüne açık olmandır dedi
KAYGUSUZ selamladı

08 aralık 1983
Suya daldım derinde
Hava dedim serinde
Yolu aşıp gideceğim
Yerden alıp vereceğim
Temel attım binamı kuracağım dedi
KAYGUSUZ selam ile söze geldi:

Sular derin, gidemezsin dediler
Tahta buldum, salı kurdum
Sahilden sahile vardım
Niyet ile Hakk'ın dediğini bildim
O’na güvendi isem
Ne suyun derininden
Ne havanın serininden asla korkmam
Hakk sofrasını buldum
Allah’ımın izni ile kalkmam dedi
KAYGUSUZ selamladı

22 aralık 1983
Yerden aradım
Yapraklar döküldü ise
Toprağı taradım
Eken ile ekileni
Birbirine bağladım
Toprak veresiye
Kulu alasıya
Rabbim cümlenizi göresiye
Akacak su besleyendir
Duyacak kul kainatı süsleyendir
Yoncayı ele alırsak
Yaprağı dile verirsek
Gönlümüzde oluşanı dağıtırız
Sevgi elbet akımdır, müsbet akım
Toplulukta ne verilirse o alınır
Kin, nefret geçersizdir denirse de
Sevginin olmadığı yerde
Menfi akım iletilir
O da bulaşıcıdır.
Onun için sevelim
Ne derlerse desinler sevelim
Ne yerlerse yesinler sevelim
Ne giyerlerse giysinler
Sevelim ki sevgi bağını kuralım
Sevelim ki sevgisizlik dalını kıralım
Allah’ım cümlenizden razı olsun
Sevginiz ile her engel kırılsın dedi
KAYGUSUZ selamladı

29 aralık 1983
Ağaçtan ağaca ipi bağladım
Dost kapısında
Hak sözünü sağladım
Uyandım güzeli bekledim
Bildim buldum
Gün gün okudum
Bilge oldum diyene
Okuyan bilge oldu mu? derse
Seyirden uzak kalır
Kendi kendine evhamı bulur
Bilen; Dayandığı gücün
Sonsuzluğunu idrak edendir
Bilirim diyen kalıpta kalandır
Allah’ım kalıpta bırakmasın
Dardayım deyip
Kuluna yük atmasın
Çevreyi dolayalım
Yapıda gönlümüzü halleyelim
Meydana her gelen ile
Sözümüzü belleyelim dedi
PİR SULTAN ABDAL kayıtsız söze girdi
KAYGUSUZ ile ipliği bağladı
Danışılan yoldadır
Yağmur akarsa seldedir
Doyduk uyduk
Selam ile geldik
Selam dedik döndük

devamı KAYGUSUZ-2-

Sohbetler Derlemeler
YAZICI


Derlemeler1968-2017yılları arasında
© Sabahat AKŞIRAY tarafından alınan sohbetlerden
  elde mevcut olanlara göre derlenmiştir