And
4 eylül
ALLAH’ımın ADI’na, hayatının andına söz edene de ki; ‘Benim, YARATAN’ıma kulluk, vazifem’

19
Sahilimiz kumsaldır, gelen bilir;
yeminimiz HAK’tır, duyan alır;
yamayı dileyene veririz, gönlümüz paktır.
Yemin dedik, çözümünde yol arayana söyledik.
Gelişimiz denenden maksat;
gönüllerin akıştığı, aynı sahilde buluştuğudur.
Her verdiğimiz, mademki O’ndandır;
alan ile aramızda, antlaşma vardır.
Ant, yemin değil midir?
Ant içme ayrıdır.
Antlaşma oluşumun kutlanmasıdır.

12
“Diktiğim her çiçeği susuz bırakmadım,
yaprağına köküne çamur atmadım;
bilgim ile övünüp, ipliğimi satmadım;
bir demet gülden geçip,
binbir çiçeğe el uzatmadım.
Her varolan, VAREDEN’in eseridir.
Kendimden aldım, kendime saldım.
Bir de gördüm ki, zerrelerim cümleye katılmış,
‘ALLAH! ALLAH!’ deyip kainata atılmış.
‘Nerden neyi toplayım, kim ile kimi katlayım?’
‘Gel ADI’nı diyenlere, gel SÖZÜ’nü bilenlere,
gel ÖZÜ’nü görenlere’ dedim de,
her zerremi andına çağırdım.”
dedi, PİR SULTAN ABDAL


12
“Yandım GÜZEL AŞK’ına, döndüm güzel şaşkına.
Sevgili yolum açmış, çevreme çiçekler dökmüş.
Ben bilirsem kendimi, DOST ile bulurum andımı.”
dedi, YUNUS’um


20-1
 Yer gök selam verdi andımıza,
dedi ‘İnsan ile geldik kendimize’
YUNUS

6-2
Gelmeyi denediğimiz gün kulluğuna talib olduk,
öyle ise andımıza uyalım


9
Bağlamayı bilmediğin sözü defterine alma,
görmediğin güzeli ‘Tarif edeyim’ deme!
Yalan andını bozar,
her kulunun sevgisinde gerçek olanı çizer’


"...Bilmezsem YARATAN’ı, andıma duman gelir."
dedi, NİYAZİ


"...Bilmek-uymak, uyan ile duymak;
hakikatin andını yeniler."
dedi, SEYYİT OMAR