Masanın üstü yiyecek dolsa,
her kul midesi aldığınca yer.
Kimi kolay hazmeder, kimine ağır gelir,
kimi daha olsa der.
Aydın aştan, masa taştan olsa;
her iştahı olan âlim olurdu,
her taşı bulan hayatını kurtarırdı.
Nasibe boyun eğin.
Aydın olmak kalem ile defter ile değil;
dost bilmek, dost saymak, dost sevmek iledir.
Aydın, niyazını cümleye verir,
aydın cümlede selameti görür,
aydın eli ele verir,
aydın aldığını
almayana bilmeyene bulmayana da dağıtır.
Aydın olan bilsin ki,
yerini kimse almaz,
eğer verebiliyor ise;
gönlünde nokta kalmaz,
görebiliyor ise.
"...YEMEN’den söze geldik,
söz aldık size geldik,
günün yorumunda dize geldik;
aydın olan her kul ile,
gönül ağı kurduk."
dedi, İBN-İ SİNA
Aydın, sende olanı sana açar;
yobaz, kendinde olanı sana yama yapmaya çalışır.
|