Fani-Baki
13-1
YUNUS’um! ‘Yanılmadım’ dersem, yalan derim.
Fani olan yanılır, o yolu dumanlı görür.
Elinden tutan olsa, yolu gösteren olsa;
ALLAH’ımın sevgili kulu olur.

25
Mesnevi, dünün; verdiğim, günün misalidir.
 
Beden kafestir, RUH’un kafesi.
Bilsen kafes olduğunu,
Mesnevi’de okuduğunu o zaman anlarsın.
Bilmeden okunur, gönlünce yorumlanır.
Günde gelişim Mesnevi açışımdır.
Çok söz edilmiş, bir öze denilmiş.
Söz o kadar çok ki, kitap küçük kalmış.
Güzellikler, fanice anlatılmış;
ne var ki, okuyan da fani.
Demez zavallı, ‘Bu kadarcık mı?’
Aldığım yol kitabımda yok.
Gördüğüm güzellik, vardığım NUR, kitabımda yok.
Kitapta olan, dünyayı saran görüntü.

4
Neydim, ne oldum. Fani idim, baki oldum.
Ne aradım, neyi buldum?
Aradığım SEN’din ALLAH’ım,
SANA vardım.
Geldim, yolum aradım,
arayınca buldum, bulunca yürüdüm.
Bulmadan yol yürünür mü,
boş yere dağ taş aranır mı?
Yol bulmayan; ya tarlaya sapar çamura batar,
ya dağlara çıkar dikenine taşına çarpar.
Yol bulmak için öncü gerek.
Öncü yolu bilir, dileyene gösterir.

19-1
Fani ile baki, deniz ile göğe benzer, birbirine kaynar.
Ne var ki sen göğü göremezsin, sonu nerde bilemezsin. Denizi elle tutarsın, gözünle görürsün.

1 aralık
kulun kula uyduğu çoktur.
Ne var ki HAK yanında olanlar,
HAK ADI’na diyenler;
kulu HAK YOLU’na çağırır,
‘Cümleniz gelin.’ diye bağırır,
kuluna elini verir.
Amma, asla haline uymaz.
Çünkü fani oluştan, baki oluşa geçmiştir.
Cümleniz geçişe uyunuz.

27
 HACI BAYRAM söze selam ile girdi,
selamda cümlenizi gördü;
her bir fanide bâni olana, sevgisini sardı:
“Doğduk fani, kaldık bâni.
Ne dünü sildik, ne günde yok olduk,
öyle ise gönüllerde kaldık.”
dedi, selamladı