
Sultan dediğin, dünya sultanı değil.
Gönül tahtını kuran, ahiret yolunda gidendir.

Nöbetçi nöbet tutar;
kulun kulu olduğu için değil,
vazifesini yapar.
Kapısını kapayan kul, yuvasının sultanı olur.
Memleket sultanı da, yuvasının sultanı da;
benlik kaygusuna düştüğü anda eşittir.
Kimin kimin sultanı olduğu bilinmez,
kimin kime hizmet ettiği çözülmez.
Sultanın vazifesi nedir?
Halka hizmet edenin nasıl kulu olursun?
Çözülmez.

Sultan olsa taht da varsa, taht onun mu?
Nasibi kadar kalır.
Dünya ne sultanlar devirir,
kulunu eninde sonunda kendine çevirir.
Sultan, eğer gönül sultanı ise;
dünya etrafında yıldız misali döner,
kulunun gecesini süsler.

Sultan olsam, cihana gelsem, kul önünde dursam;
gene de taç almam, kula önümde eğil demem.
Çünkü verseler, cihan sultanı olmam,
olanın da önünde eğilmem.
Sultan dünyayı dilerse, bir yere kadar gider.
‘Dur’ denen yerde durur.
Sultanın duruşu, kendi iradesi midir?
Hangi dünyayı dilerdi?