Yahya


22
Derdime derman olanı arı sandım,
arıya inandığıma yandım.
‘Arıya derman veren, ALLAH’ım.’ dedim,
bildim.
Yahya

30
Gören göz, görmeyenden kördür,
eğer VEREN’i bilmezse.
VEREN’i gördüğün halde bilmezsen,
‘Kuluyum.’ demekten kork.
Yahya

14
Kul göçünü özledimi,
bil ki yoluna altın serpilir;
dünya bağı çözüldümü,
sırtına kanat takılır.
Yahya

19
Nefesler ölçülür, HAZRETİ YAHYA’ya iletilir.
Her kulun AŞK ölçüsü,nefesi ile verilir.
Her kulun nefesinde,
ALLAH’ını andığı kadar ölçü bulunur.
Ne var ki, dil ile değil, gönül ile anış.
HAZRETİ YAHYA:
“ALLAH’ımı her ananın,
anmayana duacı olmasını dilerim.” der.


23
Yabana gitmedim, çobandan kaçmadım.
Yerli yerinde, her kul serinde değerini bulur.
Yahya

26
Gönülleri YAHYA PEYGAMBER ölçer.

15
Sondan evvelki gün unutulsun.
Yahya

26
Yedeğe gelmeyin,
varsın lokmaya mahrum kalın.
Somunu alayım diye, yedeğe gelen;
kula köle olandır.
Yahya

31
DOST ile dost kalmayı bilenin, postta yeri alınır;
DOST'un sözü bilinir, her halde,
her kulda O'ndan sözü edilir.
Yersiz olan söz kalmaz,
yersiz sözün değeri dağdan inmez.
'Kaydını.' dedik, daha önce verdik.
'Değersiz söz.' denilse de,
gün geldikte o da değerini bulur,
binadaki noksan görülen yerde kendini buldurur.
Yahya

17
YAHYA adını verdik,
HAZRETİ YAHYA’yı gönülden andık.
Bizden uzakta olduğunu sandık,
el ele bulduk, dört kapıda BİR’likte kaldık.


17
Azdan çoktan sordular, kement atıp karara vardılar.
Anadan babadan, müyesser olan OBA’dan,
benim adıma izin aldılar.
Beni, MERYEM ile sahraya saldılar.
Dediler ki:
‘Rehber olasın,
TOKTAY’a elini veresin,
oluşumunu niyaz ile göresin!’
Gördük bildik, yerine vardırdık;
alacağı öğütte, her dileyeni sardırdık.
Yahya

84-1
Secde, kulun gerçekle perdesini aralar.
(Namazdaki secde mi?) EYVALLAH.
Yollarda arayana, düzen verir kurallar.
Mayasız ekmek olmaz;
yaprağa, kök almazsa su varmaz.
Dost ararsan, kendine yönel.
(Kendi kendine kal?) Değil.
Kendine yönelen, kainat ile dolar.

Yahya

23-1
Serdik tezgaha yolluğunuzu,
sevinçle okuduk günlüğünüzü.
Yerden göğe hoşnut olduk,
YEMEN’den aldığımız selamı ilettik.
Yahya

10
Sürmeden el eline, sormadan GÜL diline;
‘Erdim, piştim.’ diyemezsin, HAK lokması yiyemezsin!
YAHYA (PEYGAMBER) söze geldi de,
elde somun buldu da, kandile yağı koydu da;
‘Nerden?.. Kimden?..’ demedi,
TOKTAY’a halden sormadı.
Dağdan taştan aşırdı, akan suyu taşırdı,
bakan gören şaşırdı.
‘Düzlük, RABB’imin EMRİ!’ dediler,
cümlesi selam verdiler.


6 temmuz
"Hayır olan her yazıda RESULÜ'nün Gönlü vardır,
RABB' imin her EMRİ'ne şüphesiz uyanlardır,
doğruyu bilip eğriyi silenlerdir." dedi,
YAHYA; her dilden,
her gönülden aynı niyazı aldığını söyledi.


6 temmuz
"Doğan güneş, cümleye yeterlidir;
akan sular, bilen için tutarlıdır;
girdiniz bahçeler, aldığı ile biterlidir.
Bitmekten maksat, yeşermektir.
MESNEVİ okuyan her kulu, elbet bulacaktır yolu.
(Verilen bu sohbetler MESNEVİ mi?) EYVALLAH.
Çünkü, verdiğimiz tane-tane KUR'AN'dandır.
Bağlı düğümü çözen, saygının ölçüsünü çizen,
her anında gül bahçesinde gezen;
elbet ayrı söze girmez,
dünden bu güne yetmeyeni vermez." dedi,
YAHYA dünde-günde cümlenizi selamladı.
"Hoşnut olduk, hoşnut kalsınlar,
her adımlarına BİNBİR TEVHİT alsınlar.
"