![]() “Ya MEVLÂNA” dedi, YUNUS söz aldı: “Çölde adım alanda, pazarda balın satanda; gönül ararsan, teraziye koyarsan; değerine paha biçilmez, gönül ile pazarlığa girişilmez. Kulun beden haline bakıp, gönlüne ölçü vurulmaz. Bal ile sirke elbet karılmaz. Manaya açılır, beden desti diye geçilir. Sirkeye kötü dersen, niye üzümü ekşitirsin? Sirkede bulduğun, bal ile kardığın değil elbet. Ne var ki veriminde alacağın, baldan gerekli de olur. Sirke, mana halinin ilk basamakları. Sırasında kekrer, sırasında kükrer. Gün gelir gönle yatmasını, gönlü AŞK ile döndürmesini de bilir. Sirke olmadan, şaraba dönmez; şarap olmadan, kulu sarhoş etmez. Gel sirkeye de ‘EYVALLAH!’ de ki, gönlünü günü geldikte yaksın. ![]() Dağlar benden sorulmaz, giden asla yorulmaz, sirke ile bal karılmaz AŞIK GARİB ![]() Bala bir damla sirke katarsan, değişen sirke olur, balda kendini bulur. Sirkeye bir damla bal katarsan, sirkeye uyar, olayları sirke misali duyar. Doğuş, yerli yerinde; katılış, yersiz olmasın. 'Nasıl?' dendi: Balın doğuşu baldır, sirkenin doğuşu sirke. Öyle ise oluşu bilmeliyiz, balı yerinde, sirkeyi, kabında görmeliyiz. Birbirine katmaya çalışmamalıyız. ![]() bal alan sirke satmaz MERKEZ |