Naz
7-1
Nazenin olanın niyazını,
niyetine uygun görürüz.
Nazlının nazlattığı. GARİB.
Nazlı, analığı.
‘Neden nazlı?’ dersen, şu manada derim.
Nazlanmaya layık olana, o paye verilir.
Dünya da, ahiret te böyledir.
Ne var ki naz, şımarıklılık değildir.
Uygun yolun, uygun kuludur.
Nazı da ALLAH’ımadır.
Biz de ALLAH’ımı çok seviyorsak,
elbet naz yapmaya hak kazanırız.

26-1
Nardan gelmesen,
NURU’nu bilemezsin;
nazına katlanmasan nazanı bulamazsın.
Dünya yaşantısı, nazıdır.
Dünyada ne görürsen, nelere katlanırsan;
dünyanın sana nazıdır.

15
Naz ile nazana sorulur,
sorguda sarahat görülür.
Seven sevdiğine nazlanır.
Yumuşak yolun, yumuşak kulu olur.

29
Çoğun olduğu yerde,
azın sözünü bilmeyene de ki:
'Az, çoktan bir parçadır.'
Kırılandan değil, açılandan olsun,
her kulu BİR'liği öylece bulsun.
'Kırılan nedir?' dersen; gönül.
Sevenin gönlünde açılan nazdır, kırılan değil.

17
RABB’ime naz edelim,
   sonra niyaza duralım.
   (Naz’ımız nasıl olsun?)
   Diyelim ki; ‘Naz SEN’inle, niyaz SANA,
   KENDİN’i bildir bana!
   Bildir ki; SEN’den gelene uyayım,
   SEN’inle SENİ duyayım,
   sevgimin sonsuzluğuna doyayım.’

14
“İki elinde desti, yolumu dostlar kesti.
‘Gün ağardı bilesin,
Güneş geldi gülesin.’ dediler,
her adımda niyazlar ettiler.
Bahçemiz çiçeklerle doluştu,
böcekler her çiçekte buluştu;
naz ehli candan geldi,
CANAN ile konuştu.”
dedi, HAMZA DOST

21
“Yağdan baldan söz ettik,
kamış aldık saz ettik.
Sofra kurduk, haz ile,
geldik durduk naz ile.”
dedi, HAMZA DOST sözü aldı:
“Açık sözümüz, nefes ile sazımız,
AŞK’ı ile hazzımız, ‘Versen.’ dedik nasibimiz.
Almayı bilen alır, aldığı ile naz ehli olur.”
dedi, HAMZA DOST soframıza,
saygımıza, sevgimize
RABB’imin MUHABBETİ’ni müjdeledi;
- (Müjdelenen hurma mı?)- ;
naz ehline dostluğun haberini verdi,
her hurma tanesinde
niyazlarınızı okudu, selamladı.
(Naz ehli kimler?)
“EMRE uyanlar, doğruyu bilenler,
‘Dost.’ deyip her yaratılanı sevenler,
güzel çirkin demeden gerçeğe gülenler,
aynaya gülen yüz ile bakanlar...”