Nasip
3 ocak
ALLAH’ın RAHMETİ’yle kulların nasibi artar.

12
Olsun nasip, versin kısmet.

13
Olan nasip yenir, yerine konur.
Nasip değilse; göğü yere indirsen,
üzerine sen örtsen, faydasız.

14
Dün de nasibin kadar yerdin,
gün de nasibin kadar yersin.

18
ALLAH’ım kimsenin nasibini kimseye vermez,
yarattığından hiç bir gün geçmez.

1
Nasibini düşünme.
ALLAH’ım düşünür.

25
Misafire nasip sofrası açılır.
Gelen nasibinize nasip katar.
Yanılan kul, düşünür.
‘Misafir gelmesi, aşı yuvada yemesi;
nafakamız bitmesidir.’ Gafil.
ALLAH’ımın VERİŞİ’nden şüpheye düşmek,
ne büyük hata.
Ganimetin kimden geldiğini unutma.
ALLAH’ımın kime verdiğini unutma.
Denir ki ‘Misafir nasibi.’ Elbet.
Gelenin nasibini kısma, ‘Yarına kalsın.’ deme ki;
yarının nasibi kısılmasın.
Yediğini sayma

29
Gelmiyorsa nasibin, ‘Neymiş kaderim?’ deme, kanına-CAN’ına söz etme.
Arığını açmışsan, değirmeni kurmuşsan;
ALLAH’ına duacı ol, kuyuyu suyla doldursun.
Değirmen olmazsa, kovayla sularsın,
suyun var ise.
Her kulun nasibi bir olmaz.
Kiminde değirmen, kiminde cereyan,
kiminde kova.

2 temmuz
Nasip deyince, yalnız maddeyi düşünmeyin.
Bazı kul maddeden nasip alır,
bazı kul güzellikleri görür,
manevi nasibi boldur.

14
Kul kulun nasibi ile yarışmaz.
Her kulun nasibi verimine göredir,
ALLAH’ımın dediğine göredir.
Nasibin verilişi, kulunun dileyişidir.
Her dileyen alır mı, dileğini bulur mu?
Günü gelir alır.
ALLAH’ından dilersin, ALLAH’ına havale edersin.
Bekle gör.
Yanlış olay perde gerisinden döner,
meydana olayın hayır tarafı çıkar.
Kul sabrı sonunda görür, dileğini alır.

8-1
Yuvanın başı, hatun bedeni.
Bedensiz baş olma.
Yavrusuz eş olmaz.
‘Olur’ dersen, kardeş olmaz.
Yuva eş ile, eş yoldaş ile olur.
Yavrular yuvayı süsler.
‘Yamanın oluşu yavrudan.’ dersen, yanılırsın.
Yavru olmasa da yama olurdu,
ALLAH’ım nasibinizi kısardı.
Her doğan tayınıyla gelir,
tayın bedelini ALLAH’ımdan alır.
Deme ki ‘Nasibi bendendir.’
Senin olmadığın yerde, nasip yok mudur?
Doğan, ADEM’le nasip verildi,
her kul ile arttırıldı.

18-2
OMAR der ki:
“Kul nasibi kulda olsa, kulun elinden alınsa;
yalnız kuvvetli olanın nasibi bol olurdu.
Kulun nasibi, ALLAH’ımın takdirindedir;
kulun hatası, ALLAH’ımın tekdirindedir.
ALLAH’ıma eş koşan,
‘Nasip elimde, kılıç belimde.’ diyen;
görün ki belindeki kılıç, kendini vurur.”

24
Duvar örmek bina yapmak için,
önce temel atmak gerek.
Temeli atarsın, duvarı çıkarsın,
damını örtersin,
‘Oh! Bitti, oturmak zamanı geldi’ dersin,
yanılırsın.
Bakalım ALLAH’ım İZİN verdi mi?
ALLAH’ım İZİN vermezse,
mermer köşk yapsan,
‘Otursam.’ desen boş;
yer sallanır, yerle bir kalır.
Onun için; yapsam, görsem,
olsam, getirsem denmesin.
‘ALLAH’ım NASİBİN’e havale ettim.
Olanı beklerim, izin isterim.’ de ki;
HAKİKİ SAHİBİ’ni her vesile ile anasın,
alışından- verişinden hayır göresin.

19
Kendini dumandan sıyırmasını bil.
Kuluna el uzatıp deme
‘Elimi tut, dumanımı dağıt.’
Elinde olsa, kendi dumanını dağıtır.
Kul kula ALLAH’ım nasip etmediyse ne verir?

25
Her kul, nasibi ne ise alır.
Amma ALLAH’ım, her kulunu gözetir.
Kiminin bedenini, kiminin RUH’unu donatır.
Nasip.
Zengin isem kime ne, fakir isem sana ne?
Zenginden maksat taş torak ise;
ADEM’in dölü olan her kulun,
dünyadan nasibi vardır.
Dünya kavgasıdır o.
Benim hala toprağım var dünyada,
eğer benimse, o kadar.
Ya bir karış toprak, ya bir kök.
Ağaç sana şahitlik eder.
‘Burada biri vardı.’ der,
o da nasip ise eğer.

28
 ALLAH’ına sığınan da,
yolun üstüne durur,
‘Nasibinim senin.’ der;
istesen istemesen senin olur,
umduğundan iyi gelir.

1 kasım
Dünyanın kuruluşundan beri,
kul hep alır, almayı diler.
VEREN, ALLAH’ımdır.
Yalnız, kulun kuldan beklemesi hatalıdır.
Nasip yolunu ALLAH’ımdan dile;
sana yolunu açar, kulunu sebep eder.

28
Üçe-beşe söz etme, ‘Şükür.’ de.
‘Gecem-günüm aydın, nafakamı saydım.’
‘Yeter-yetmez?’ dersen, yanılmış olursun.
VERMESİ eksik olmaz, kul nasipsiz kalmaz.

29
ALLAH’ım nasibini ayağına getirir.
 Olacağı, tesadüf gibi gösterir.

7
Değirmene; umut ettiğin için değil,
elinde olanı götürürsün, alacağını bilirsin.
Aldığına sahip olacağın, nasip işidir.
Sakınmakla olmaz, nasipten çıkan durmaz.
Almayı dilediğini almak,
ALLAH’ımdan dilemekle olur.

destisini alan gelir, nasibi kadar doldurur.
Kimi yolda düşürür, destisini devirir.
Dedim, değirmenden çıkanda,
sahip olduğunu sandığın;
nasipse elinde kalır.
Ganimet, nasip kadar!

17
Aslında nasip,
ne sorulan ne görülendir, ayağa gelendir.

22
NUMAN der ki:
“Nasip ne sende, ne onda;
yazıyı YAZAN’da.”

26
Nasipten ötesi olmaz, hazine olsa durmaz.
Nasip ise toprak göçer, duvar açar eline geçer.
Ganimet harpte bile nasip kadardır.
Bazısı çok alır, bazısı geç kalır.

1 mart
AŞK odun ateşine benzemez,
kulunu dert diye bezemez.
Kul kendi dertlenir, olmayanı dert sanır.
‘Sende olan olağandır,
olmayan esirgenendir.’ dersin.
 
Ummak güzel.
Umduğunu bulmadın mı,
yanılmakla vakit geçirme.
‘Verilendir en güzel.’ de.
 
ALLAH’ım nasibi ne vermişse,
kul ona sahip olur.

4
Her şey ALLAH’ımdan dilenir.
Hak yiyeni ALLAH’ım şaşırtır.
Onun nasibi olmayanı,
eline alsa bile elinden kaçırır.
Dünya malı, dünyanındır;
dünya kulu, hummalıdır.
Düştü mü derde,
der ki ‘Gönül darda.’
Gönül dara girmez, kul öyle görür.
Gaileyi üstünden attı mı, gönlünü geniş bulur.
Bıraksa da bulsa da, elinde nasibi ne ise o kalır.
Vurduğu oltaya gelecek balığı, kul bilmez.

9
Tarlaya pamuk ekilir, buğday da.
‘Hangisi daha verimli?’ dersen, yanılmış olursun.
İklime değil nasibe.

15
Asmayı budarsın, ilacını atarsın. Vereceği meyve, umduğuna göre değil, nasip kadardır.

25
kul kulun nasibini paylaşır, bu paylaşma kutlanır.
Kurban bayramı, ramazan bayramı.
Kurbanı kim keser?
Nasibi bol olan, kıt olanla paylaşır.
Zengin fakir, genç ihtiyar halleşir, gönülle helalleşir.

Yer yerindir, nasip kulundur.

‘Yolumu ALLAH’ım çizer,
nasibim olmayan döner.’ dersen,
üzüntün yersiz kalır.

2 mayıs
Ağlayan, güleni görür,
‘Talihi benden üstün.’ der, mührü vurur.
Ne ağlayanın talihi kötüdür, ne gülenin.
Her kul, VEREN’i bildiğince nasibi boldur,
çünkü huzuru yerindedir.

21
Oltayı denize, balık alayım diye atarsın,
nasibin ne ise onu tutarsın.

12
Gözün bir sergide bir tabloya takılmış,
‘Nerde nasibim?’ dersin, hep aynı tabloya bakarsın.
Sergiyi gez, güzelden güzel ara ki, sana elini versin.

25
‘Geç kalan kulun nasibi kıt olur.’ denir,
kul gönlünce karar verilir.
Ne geç kalmada, ne erken dönmede,
nasibi bulmak.

7-2
Nasibin öyle ise,
bardaktaki su dahi seni boğar.

28
Küçük desti dilenmez,
ne var ki her kul dilediği destiyi bulamaz.
Ele gelen, nasibin olandır

Dünya malı, dünyanın.
Kulun nasibine göz dikenin,
kimlikten değil, varlıktan haberi yok.

8
Sergiye mal koyan, satışı bekleyendir.
Eğer nasibin ise, sergini kurarsın, satışı beklersin.
Nasibin değil ise, boşuna çaba harcarsın.

Alış-veriş nasip işidir.

21
Gayretin bereketli olur,
nasibe hizmet eder.

22-1
“GÜZELLİKLER GÖRÜLSÜN,
NASİBE BOYUN EĞİLSİN.”
denmiş, gelecek her olay sır kalmış.

27
ALLAH’ımın nasibi çok boldur,
nereden geleceği bilinmez. 

29-1
‘Ya nasip.’ dersen, denize olta atarsan;
geleni küçümseme.

29-2
‘Aşın kıt ise, ALLAH’ımı sevmez misin?’ diyebilen, ALLAH’ımın HAZİNESİ’nden nasip alandır.

4
Gayretle olmaz, nasibe söz geçirilmez.
Meyveyi yemek nasibin ise, ALLAH’ım oldurur.
Değil ise, ne sulasan ne gübrelesen faydası olmaz.
Ya soğuk vurur, ya sıcaktan erir,
ya hastalık verir, nasibini gösterir.

8-1
Nasibe yazılan, ancak kula hayır gelendir.

31
Dünya nasibi, nasıl olsa ALLAH’ımdandır.
Ben AŞK’ımı ararım, O'nun için yanarım;
bir lokma için değil, şarap için dönerim.

2 Kasım
Kulun kırılması, nasipten idi.
Ne var ki, kıran ç olmasaydı.

22
her dileyen meclisimize gelsin,
nasibini nasibi olduğu kadar alsın.
Her gelenin nasibi aynı olmaz elbet.

10
Nasip ayaklıdır, kulu oturduğu yerde de bulur.

18 Aralık
Senin nasibin gelir seni bulur.

6
Nasibi kul değil, ALLAH’ım hazırlar.

12
Unutmayın ki, her kul nasibi ne ise onu alır.

14
Soydan gelende darlık,
soysuz denende varlık yadırganır;
sanki nasibi kul dağıtır.

27
Niyetin, ALLAH’ımın nasibine bağlanmalı.

15
Güğüm dolduysa, ele geldiyse;
‘Nasibim.’ de, ‘Gayretim.’ deme.

18
‘Sende var olan, bende de olsun.’ dersen;
nasibine isyan etmiş olursun.

Somun alan katık arar,
nasibi ne ise onu bulur.

27
yediğini nasipten saysın.

Kaşığına uyan nasibini verir.

5
‘Dünyaya geldim,
nasibimi O’ndan yedim.’ dersin.
Yarını düşünürsen, O’ndan şüphe edersin.
ALLAH’ım her kula, bir nasip ölçüsü verir.
YM deyim, açayım.
Günde yediğini arttırabilir,
‘Daha önce peynir ekmek yedim,
günde de öyle yiyeyim, kalanı arttırayım.’ dersen;
hataya düşmüş, yarından şüphe etmiş olursun.
ALLAH’ım her şeyin fazlasını haram etmiştir.
Durumunu düşünüp, yarınına üzülürsen;
hataya düşmüş olursun.
Nasibinde olanı yersin, arttırdığını değil.

Eğer dünyada yoksulluk çekmek nasibin ise,
çekeceksin.
Sanma ki para biriktirirsen kurtulacaksın.
Çekilecek olan;
kayıtsız şartsız çekilir, görülür.

11
Alacağımız, beklediğimizdir;
uyacağımız, nasibimizdir. 

2 nisan
koyun ile kuzu, çobana nasip için vesile.

selamı, nasip olan alır.

18
ganiden nasip alacak

19
Kaşığına geleni, sen seçemezsin;
nasibe yazılanı, düzene koyamazsın.
Olacaktan, yedi kartalın
kanadını gersen koruyamazsın.
Koruyayım diye üzerinde dursan,
gafletten kurtulamazsın.

24
Ne gayret, ne hayret;
nasibi ne arttırır, ne eksiltir.

Nasibi olmayan, burada da bulamaz.

26
Kucak ile alan, kucak ile döker.
Döküleni nasibi olan toplar.

12
‘Tencerem büyük olsa,
aşım çokça kaynasa.’ dersin,
ateşe koyarsın.
Nasibin olmayan, tencereyi de götürür.
AYİŞE

25
Çünkü hiçbir kul, eğer nasibi değil ise;
niyet ettiği yere varamaz

15
Alamadığın maddeye, gönlünü koyma.
‘Nasibim kıt.’ deme.
Nasip bolluğu, gönülde olsun.
Kazancın, ALLAH’ımın NURU’ndan gelsin.

7
‘Pişen aş, benimdir.’ diyebilir misin?
Sen pişirdin, bakalım nasibin midir?

8
Nasibin, sana ayardır.
‘Namerde muhtaç oldum.’ diyen yanılır.
Aslında namert dediği, onun sevap kapısıdır.

1 şubat
YUNUS’um der ki:
“Sözü açayım, misal vereyim.
Kul nasibi ile yetinmezse,
komşusunun nasibine göz koyarsa;
ALLAH’ım, onun niyetine kapı açar.
Açtığı kapı, ayna misalidir.
Niyetin kötülüğünü, orada görür.
Çünkü hiçbir kötülük, cezasız kalmaz.”

18
‘Attan inmeyeyim.’ diyen, nasibe uymayandır.
Attan günün sordun mu, yükünü hafiflettin mi,
onun da sana emanet olduğunu bildin mi?

11
Maddeyi dünyaya vermiş, manayı gönle koymuş.
Kainat senin olsa, kullarına nasip dağıtamazsın.
Halbuki sevgin, kainatı defalarca sarabilir.

13
ALLAH’ım kuluna gülsün,
varsın dünya nasibini kıt versin.

2 kasım
Senin kainattan,
sadece alacağın-vereceğin;
sevgindir.
Gerisi nasibindir.

9
Her nasip, kulunun alışında değil, bünyesindedir.
‘Bu mudur?’ denen, elbet budur.
Yemediğin aş, senin değildir,
sofranda olsa dahi.

1 aralık
NİYAZİ der ki:
“Deryanın balığında,
HAK kulu kılığındadır.
Nimet, nasibin ölçüsündendir;
nasip, her günün katkısındadır.”

19
Gönül zenginliği, deryadadır enginliği.
ALLAH’ım, her kulunun nasibini verir.
Ne var ki, kulunun gönlünü yoklar.

Nimet dünya nasibi.
Kumun götürdüğü, selin getirdiğidir.

21
Bulacağını, ALLAH’ım karşına çıkarır.
Bulmayacağını;
kainata çember çeksen, gözünden kaçar.

30
Nasip, ölçü ile değil, oluşa göredir.
Yanılma yok.
Nasip denen, maddeden sorulandır,
yetmeze varılandır.
Yetmeyen, ALLAH’ımın vergisinden değil,
kulunun yargısındandır.
Seymenin yolu, niyetine göre midir?
Duruluk, yargıdan olmaz.
Kulunun nasibine kul ortak gelmez.
Her kul kendi nasibini alır, ölçüyü kendi verir.
‘Akan çeşmeden doldurayım,
susuz kalmıyayım.’ dersin.
Ya testiyi kırarsan?
Avuca mı kalırsın?
Sıyırdığın dalda tomurcuk nasibini yitirmiş mi olur?
Yoksa nasibi olmadığından mı sıyrılır?
Gelenden yargıya düşülmesin,
VEREN’den şüphe edilmesin.
Alan gelir, gelen bulur.
NUMAN der ki:
“Arpa tanesi yere düştü ise,
gelene nasip verdiğindendir.
Yerden toplanan senin,
toplanmayan onundur.”

10
Unutulmasın, yazılan yenir.

20 kasım
Nimetini VEREN bilir,
her yarattığını nasibi ile gönderir.

5 aralık
‘Yamalı giyeyim, soğan-lokma yiyeyim.’
diyenin dünyayı sildiği sanılmasın.
Nasibini bilen, olanı olduğu gibi görendir.

7
"...Sabah çıksan ayaza, ezan sorsan yobaza,
der ki: 'Kulağını aç, nasibin yok, yolumdan geç.'
Sanki, kulun nasibi kuldan sorulur."
der YUNUS'um

31
'Azık sende sana kadar,
iman bende bana kadar.'
diyene de ki:
Herkesin nasibi kadar.
Arayanda kainata kadar.
Doyanda midesi kadar.

2 kasım
"Yoğurt yiyenin kaşığına büyük dersen,
yoğurdu parmak ile yalarsın."
dedi, YUNUS'um

13-1
Damlayan her terde,
emeğin yeri var ise de,
nasibin yazıldığı kadardır.

13
Senin her harcadığın lokma,
senin nasibindir, başkasının değil.

25
Atamadığın adım nasibinden olmayandır.

1 şubat
“Ayran aldım içmeğe, çiçek gördüm seçmeğe.
‘Güzel ne güzelmiş.’ dedim,
nasibim olanı yedim.”
dedi, YUNUS’um

11
"...Yerden aldığın dünya nasibi,
sudan aldığın mana nasibi,
havadan aldığın yumuşak günün iki alemin nasibi.
Kulun sevindiği gün, yumuşak gündür.
ALLAH'ıma emanet olunuz."
dedi, SARI ANA

29
“...Yedik içtik şükrettik,
nasibe inandık.”
dedi, KAYGUSUZ

8
Soğuktan sıcaktan beklediğini,
yetenden yetmeyene eklediğini sorsalar,
diyesin ki;
‘Her lokmanın bir nasiplisi vardır,
bilmezsen zordur, bilirsen kardır.’
FATIMA

7
Kulunun nasibi; RABB’imin yazdığındadır,
kulun gezdiğinde değil.

3
verdiği her kırıntıyı,
nasib dedim dökmedim.
VEYSEL