
Ses veren ses alır, yolunu öfkeye çevirir.
Öfke kula iyi değil.
Dünyayı da ahireti de kaybettirir.

Öfkenin tadı çabuk geçmezse,
zehri, seni de yavruyu da zehirler.
Ne var ki, olgunluk öfkeyi bastırır.

Gülmeyi gösteri olsun diye değil,
gönülü parlatsın diye kullanın.
Öfkeyi korku versin diye değil,
kaldırıp çöpe atın.

Kusmak, safrayı atmaktır;
sevmek, öfkeyi hafifletmek.
Seversen, kırmaya kıyamazsın,
sövmeyi denemezsin.
Kırık gönül;
yoluna atılan, ayağına batan cam gibidir.
Gezmeyi, yol yürümeyi güçleştirir.

Mandanın değeri nerededir?
Cüssesi yerinde, derisi üzerinde,
ne var ki öfkesinde durma.
Değerini bilmeyen,
öfkesinden dolayı mandayı suya atabilir,
suyun yolunu tıkayabilir.
Onun için, öfkeyi değil yumuşak yolu seçin,
değerli olan verginizi sergileyin.
Sükunet, yoluna verileni arttırır;
öfke, rüzgar misali kumu ortaya dağıtır.

Zapt edemediğin öfkende,
keramet arama.
Öfkelenip kızanlar,
ters harekette bulunanlar için.
‘Bu da ALLAH’tandır’ deme!
Çünkü zapt edilmeyen öfkenin,
kuluna emredilemeyeceğini bilmek gerekir.
Öfke, sadece nefsin isyanıdır.
Nefse isyan hakkı tanımayınız.
Arının bütün meziyetlerine rağmen sevilmeyişi,
nefsini acı ile koruyuşudur.
Unutulmasın ki;
arının mantığı olsa, iğnesini kullanmazdı.

Öfkeyi bal ile karınız.
O dahi şifalıdır, o dahi vefalıdır.

Yumuşak olalım, her olaya gülelim;
amaç hakikat ise,
öfke aracına binmeyelim.