

Elbet ANA-OĞUL.
Sevgi yolunu açtı, anasına tesirini verdi.
Nasıl
mı? Onu CAN’dan düşünerek.
Kendinizden ölçünüz.
İçinize düşen
ani bir özleyişin sonunda,
nasıl kavuşursunuz özlediğinize.
Onlar
da ANA OĞUL öyle.
HAZRETİ YUSUF.
Sevgi onları ayırmadı, ayrı olmadıklarını
bildirdi.
Çünkü sevgi yoluyla birbirinin tesiri bozulmadı.
Anlaşılmadı.
ANA,
OĞUL’un kaybolduğunu duydu,
öldüğüne inanmadı, çünkü devamlı
telkin aldı.

Güzellik benim değil, ALLAH’ımın
NURU’nun.
Çirkinlik senin değil, görenin körlüğünün.
Eğer ALLAH’ımın
NURU, kulda gizli kalmışsa;
sen onu ara, ara ona da bildir.
Gizli kalanı,
o da görmemiştir.


‘Güzel değilim.’ diyen,
ALLAH’ımı inkar edendir.


Kuyuya bağırdık, nasibi çağırdık,
YM dedik, olaya uyduk.
Saf
gelen yerin alır, sof diyenlerin durur.
Ne saftan geçtik, ne softan,
el aldık,
HAZRETİ YUSUF’tan.
Dedi ki: “Güzellik bende kalsa,
hani beden nerde?
Beden yapısı, açık ise kapısı;
ne mutlu sana.
Yüzde aranmasın güzellik,
gönülde
aransın.”

Gidişe karar
verdinse, dönme;
‘Dönüşte hayır var mı?’ deme.
Hayır olan yazılandır.


Giden-gelse, gelen-gülse;
elbet o’na
uyardı, kuyuda kainatı duyardı.
Resmini selam ile verdi, dileyende gördü.
Dünyaya verdi, cümleye serdi.

Çevrede YUSUF ALEYHİSSELAM dönüşü verecek,
dağılan MÜHÜR o anda
birleşecek!

|