

Bende aradığını kendinde bul ki,
kulluğun mühürlensin.
Kaçanı kovalama.
Vermeye niyeti olsa kaçmaz.
Zor ile
alınan haramdır.


Sahile inmeyen,
denizi
görmeyen,
tuzunu tatmayan kuluna.
Dilesin.
ALLAH’ım nasip kılar,
dilediği
deryada kulunu yıkar.


YUNUS ALEYHİSSELAM yoldaşlarından birine:
‘Bildiklerini anlat ki,
bilgime
ekleyim.’ dediğinde,
‘Ben senden öğrendiğimi, sana mı vereyim.’
der.
YUNUS ALEYHİSSELAM:
‘Ben onu dün biliyordum, bugün yeni doğdum.’
Doğuş, yenileniştir.
Bir bildiğini, bir daha tekrarlarsan;
geriye dönmüş olursun.
Halbuki dönüş yoktur.


Ayranı içelim, güzeli seçelim, PİRİ
gelse soralım.
“Çizenden aldım,
güzelden bildim, çizdim.”
Sözü alayım, sözün açığını vereyim.
Sözün
açığı; gönül gözü ile görüşte oldu.
Anda sahilini buldu, tüy eline
geldi,
çizdirene uydu, gönülden kimliğini duydu.
Çizdiren YUNUS
ALEYHİSSELAM.
“Söz aldık bitirelim,
deryayı gönüllerde arayalım.” dedi,
gelişi
gibi selamladı yürüdü.

AŞK ile geldik söze,
AŞK ile girdik
ÖZ’e,
AŞK ile durduk düze.
Ne sen beni bilirsin,
ne ben senden kalırım,
aynı dilde bulurum,
aynı dilde olurum.
Ben divanda kalırım,
sen divandan
alırsın.


Denize ağı gerdim,
ağ içinde balık gördüm,
konuya güzel diye girdim.
Sözü balığa bağladım,
deryanın
güzelliğine ağladım.
Kim dilerse gelsin nasibini alsın,
YAR diye-diye
güzeli bulsun.
Oymayı yerinde bilen,
kemendi peylediği ata savurana…
Ayağından genişleyen,
attığını bağışlayan,
görgüsü ile
gerçekten
yerini bulana selam olsun.


Her düşümde SEN’i gördüm,
diz üstünde niyaza durdum,
gemiden
karaya yelkensiz indim.
Kuşlar kanat çırptılar,
balıklar suyun üstüne kalktılar,
komşudan komşuya kapı açtılar,
‘Selam’ dediler düzene döndüler.
SEN’den gelen,
SEN’de bulan,
beni SEN’den diye övüp kum üstüne salan,
bin bir
soruyu aldıkça
gerçeğin sırrına dalan YUNUS ALEYHİSSELAM;
sözden söze
ulaştırdı,
aldığı yağı sırtına bulaştırdı.
Gam demeden, ham
yemeden,
en güzeli bildi isek; gülelim,
SEN’in yolunda YUNUS ile yürüyelim.
|