

YUŞA ALEYHİSSELAM,
NUH ALEYHİSSELAM’ın oğludur.

Uykuya niyet ettim, gönlümü
ALLAH’ıma havale ettim ki;
yanlış yola bakmasın, mantığım sakat
olmasın.
Çünkü uyku cansız kalır.


YUŞA’yı düşünün.
Ne yerden, ne şerden korkmadı.
Doğrusu yazıldı, ALLAH’ımı bildi, O'na
sığındı.
Düşündü, AŞK’ına dünya dar geldi.

Ovaya düzden bakan, yerine oturmayandır.
Dağın
üstünden bakan, tam yerini bulandır.
Kuşa özenen, yerini özenti ile alayım
diyendir.
Yerini özenti ile değil, meziyetin ile alırsın.


Küçüğü büyüğe vurma, komşu
kapısına sergini kurma.
Küçük gaflet, büyük kaygudur.
‘Kaygu gafletten
doğar.’ denirse yanlıştır.
Kaygu; kulun mantığına uymayana
isyanıdır.
Gaflet, nefsi yanıltan duygudur.
Onun için birbirine vurma.
Gaflet
küçük dedim, unutulmasın;
küçük büyümeye namzettir.
Kaygu büyüktür dedim, elbet
her an için olabilir.
Büyüme istidadı olmaz.


Yuyanı olana, dünya yolu
kumludur.
Yuyanını bilmezsen,
taşa ayak vurursun, yolunu
şaşırırsın.


Adımı, ŞUAYİP ile karıştırdınız;
yumuşak yolumu, yolunuza
bağladınız;
andınızı bilmeden, buldunuz sormadan.
EYVALLAH diyelim, her
hale uyalım.
Silelim her olanı, kaderi gönlünce böleni.
Oymayı verenden bilelim,
elde dilde gönülde BİRLİK olalım.
Cümlenize selam olsun,
HAK YOLU’na adım atılsın.
‘Atmadık mı?’ derseniz, durmak yok.
Her atılan adım, yeniden
doğuştur.
Dursan attığın adım nerde kalır?
HAK YOLU’nda durmak
yoktur.
Müsterih olasınız, RESULÜ’nün Şefaati’ne sığınasınız.
Cümlesine
kanat açtım, gönüllerine uçtum.
Umut; bedenin değil, gönlün nasibidir.
Beden,
nasibi ne ise onu görür.
Gönül, umut ettiği kadar alır.
Ne var ki umudunuz,
çapımız kadar olsun.
Umut ne ile beslenir? İman ile.
İmanınız üstün
olsun, umudunuzu buldursun.
Aynaya bakalım, ateşimizi yakalım,
ALLAH’ıma
emanet edelim.


Gelip gördüğüm, kâl ile
bulduğum,
her vergisinde ‘Şükür ALLAH’ım.’ dedim,
nasibin ile
sıfatlandım.


Ne YUNUS ne MEVLANA,
ne İSA ne YUŞA birbirine
eklenmez,
her biri ayrı kapıdan beklenmez;
ne var ki, RESULÜ ile denklenmez!

Bir yakadan bir yakaya ‘ALLAH!’ dedik bağırdık,
ÖZ’den ÖZ’ü, sözden sözü çağırdık.
Koyunlar sürü-sürü geldiler,
kuşlar ağaçları buldular,
balıklar derinden derine daldılar,
gönüller
HAK AŞKI ile kaldılar.

|