
ALLAH’ım kulunu isyandan korusun.
İsyan, kulu korktuğuna, kaçtığına uğratır.

İsyan, tövbeye en çok müsait olan bir histir.
İsyan etmemek, tövbeden daha önce düşünülmeli. YUNUS’um der ki:
“İsyanın getirdiğini, bin tövbe götürmez.
İsyanın akıttığını, şelale aksa temizlemez.”
İsyan ne için, CAN için mi?
Senin mi sahip çıkarsın, SAHİBİ’ne isyan edersin?
Babayı düşün; evladı isyan ederse,
duman kırk kazana dolmaz.
Kazan ne ile kaynar? Ateş ne ile yanar?
Kazan ne ile dolar?
“YA KULUM.” der ALLAH’ım;
“ATEŞ YANMASIN, KAZAN KAYNAMASIN.”
Kazan ocağa kondu mu, ateş atanı odun katanı çok olur. Ne kazan ol kayna, ne kazana odun at.
Yalnız duacı ol; haline şükür edici ol. Anlaşılmadı. Anlatayım. İsyan, kazanda kaynayan suya benzer;
düşün ki ateş sönmüş, su soğumuş,
evlat gelmiş odunu ateşlemiş.
Evladın attığı odun, meşeye benzer;
kolay yanmaz, yandı mı sönmez.
Dediğim budur, ölüm-kalım değil.
Kulun ALLAH’ına isyanı da budur.
Asma kütük iken yanar, yaş ağaç yanmaz.
Yumak su ile yıkanırsa, isyana yer vermez.

En büyük isyan, ALLAH’ımın VARLIĞI’nı inkar.

Yamalı değiliz, damalı da değiliz.
Dama olmadık, ele gelip ordan oraya vurmadık.
Kula köle olmadık, kulu köle bilmedik.
‘ALLAH’ım!’ dedik, her geleni O'ndan bildik.
‘Kötü gün de SEN’den.’ dedik, boyun büktük,
hayır olduğuna inandık.
Güzel güne, ‘Şükür’ dedik, el açtık.
Her günümüzde SENİ andık.
Üzüntü etsek te, isyana yer vermedik.

Her olay, O'ndan dilenir, VERECEĞİ beklenir.
VERDİĞİ hayır bilinir, niyetine uymasa bile.
Denize girişin, sıcağa isyan edişindir;
sobayı yakışın, soğuğa isyan edişindir.
Sıcağı-soğuğu kabullendin,
‘ALLAH’ımdandır.’ dedin.
Niye olayları söz edersin?
Onu da ALLAH’ımdan bilsene.

Kömür ateş olunca, güzelliğini bulur.
Odundan ne alınır, kömürden ne verilir?
Ateş; hem bedeni, hem gönlü ısıtır.
Soğuk olmazsa, sıcağa dönülmez;
isyan olmazsa, AFFI’na sığınılmaz.

‘Derdim var’ diyene,
‘YÜCE’nin EMRİ’dir’ dersen; isyan etmez mi?
Etmemeyi bilen; şikayetçi olmaz, olanı dert bilmez.
Dert bilmeyen, isyan etmez.
İsyan, O’na uymamaktır, verdiğini görmemektir.

Savaştan beklemeyen, sulha yaprak eklemeyendir.
Ne var ki savaş, isyan edene olsun, isyanı durdurulsun.

Her kulun değişen düzene isyanı olur.
İsyan yanıltsa da, gün gelir doğruyu buldurur.