İş
13
İşten sorana.
Hazır beklenmesin, aransın.
Arandıkça bulursun.
‘Kolay değil’ derseniz;
zorluğa katlanmazsan,
dinlenmenin tadı olmaz.

24
kul önce bünyesine uygun işi arar,
olacağı ALLAH’ıma havale eder.
ALLAH’ımın ADINA başladığın işinden, şüphen olmasın.

26
Uysal tayın yemi bol olur.
Aşını başından beklesin, işinden değil.
‘İşimi aşayım, başka duvara kement atayım’ derse, elindekinden olur.

15
Dünya sonu kul için nedir? Ömrünün sonu.
‘Bana dünyanın sonu göründü’ dersen, yanılırsın.
İşsiz kalmaz, kalmak dünyanın sonu olmaz.
Bir işin bittiği yerde, başka bir iş başlar; er veya geç. Dünya işi bittiği yerde ancak ahiret işi başlar.
Denir ki ‘İbadet yaşlılıkta, dünya işi gençlikte’
Güne gelene kadar yozlaşmış.
Dediğim şu; dünyadan elini çekmek için,
mesuliyetin altında kimse kalmamalı,
senden bir şey beklenmemeli.
Senden bir şeyler bekleyenlerin var ise,
o senin mukaddes vazifendir.
Onu yaptığın an, ALLAH’ımın YOLU’ndan gitmiş olursun. İbadetin kalmasın, doğruluktan şaşılmasın.
Ne var ki dileğin olan ermek-görmek,
mesuliyetinin bittiği yerden başlasın.
Üzerinde bir kedinin dahi mesuliyeti var ise,
onu ihmal etmemelisin.

13
Ustanın elinden çıkan tablo, çok değer bulur.
Mesaidir anılır, vazifeye ara verilir.
Eğer vazifenin üstünde ise, yorgunluk unutulur.
Vazifenin değerinde ise.
Evet, eğer angarya ise, verimi boş olur.
Angarya yapılan iş, yapılmaması daha hayırdır.
Onun için vereceğiniz iş size menfaat sağlıyorsa, karşındakini de gözet ki;
severek çalışsın, seni daha çok zarara sokmasın. Sunduğum, yalnız iş mevzu değil.
Her olay birbirine bağlıdır.
Namazı ölçü verelim.
‘Vakit’ deyip,
gideceğin yeri düşünerek kıldığın namaz; angaryadır.

20
Asmayı budayan değil, üzümü bekleyen alır.
Elbet budayanın gözü kalır.
Onun da hakkını ver ki, yoluna gitsin.

4-2
Yormadığın merkep, yalnızca kendini besler.

4 ağustos
Yemeyende yudum görülmez,
huyu ile doğana öğüt verilmez,
merdane tutana mayala denilmez.
Yufka açmayacak ise, eline merdaneyi almaz.

27
Asmayı budamadan meyvesini alamazsın.

26
Ben benden, sen senden sorumlusun.
Ne var ki, ben senin sevabın için görevliyim.
Güçlük yok. Sadece duyabilmektir, ağacı oyabilmektir. Senden sehpa istersem, yaptığın banadır, işlediğin sana. ‘Nasıl?’ denildi.
Tahtanın altına dört ayak koyarsan sehpadır,
oyar da koyarsan yine sehpadır.
Benim için aynı, senin için özelliktir.
Özellik, güzelliktir.

13
Ne iş selamettir,
ne işsizlik selametsiz.