
Sayı ile değil, değerimizi bilenle;
beyti ile değil, sohbeti ile tanınır MEVLÂNA.
Sen aldığını dostun ile yaz.
Yalnız yazın elden olsun, beyinden değil.
Bizim yazımız eldendir, senin aldığın beyinden.
Uyumadan alsana, bir tebliği versene.
Vücut yapısı, ağız kapısıdır.
El yapıcı, ayak götürücüdür;
beyin, alıcı.
Yalnız alışı ayık verirsen, dediğin sana uyar.
Uyur verirsen, sen ona uyarsın.
Burada uyan benim, orada uyan sensin;
aradaki fark, budur.
Üstünlük söz konusu edilmesin,
kula ölçü verilmesin.

Yazmak her kula verilmez.
Üstünde durma
Gelenin dediği dinlenir,
mantığa vurulur, uymayan elenir.

Yazımız, günde sadece GARİB eli ile verilir.
‘Yazarım.’ diyen, günde kendini oyalar.
Ona de ki, ‘Söz uzasın mı,
daha uzun yazılsın mı?’ demesin.
Aymayı bilenin, yolunu öğrenenin,
‘Ben de yazayım, etrafa vereyim.’ demesi yersiz.
Çünkü VEREN’in, YÜCE olduğu bilinir.
YÜCE’den vazife istemek, O'na yol göstermektir. ALLAH’ım, vazife vereceği kulunu kendi seçer.
‘Ben vazifeye layığım.’ diyen,
kendini yüksekte görendedir.
Yanılmadır bu.
Kul çalışır, ‘Ben çok çalıştım,
beni müdür yapın.’ mı der.
Elbet dünyada öyle.
Bu yolda beklemek dahi, övünmektir,
kendini layık görmektir.
Duacı olmak şöyle.
‘ALLAH’ım beni de layık kullarından et.’
‘Ben layık oldum, vazife ver.’ demek yersiz.
Yersiz ki daha önce bildirdim,
‘Günde GARİB’e verildi.’ dedim.
Bu demektir ki, beklenmesin.
Bildirmedim mi, ‘Yedeği yok.’ demedim mi?
MEVLÂNA günde sadece buraya verir,
ve burada verir.
Bu YUVA’da, GARİB’ten başkasına mı verir?
Dedim ya, postumuz GARİB’in gönlüne serildi,
YUVAMIZ orası bilindi.
Bizde mekan, gönüldür.

Kimliğin değil, verilenin önemi vardır.
Eğer seni şüpheye düşürürse ondan uzak kal.
ALLAH’ım ADINA dediğince, dediği gibi al.
Gelişini hoş karşıla, gidişi gibi.
Deyişini mantığın ile ölç,
mantığın olmadığı yerde kalemi bırak.
MEVLÂNA dilediği yere değil,
izni olduğu yere gider

Sohbet yok ise,
gelen RUH’un vereceği nedir?
Kainatın sırrını almak içinse,
İZİN ALLAH’ımdandır,
gelenin gücünden değil.

Almayı bilensen, alışına şükret.
Verişim, yer değişmez,
post günde başka gönüle konulmaz.
Daha önce dedim,
postumuz GARİB’in gönlüne serildi.
‘MEVLÂNA ile konuşan çok.’ diyene derim.
ALLAH’ım RAZI olsun,
ne demek istediğim yanlış anlaşılmasın.
Post niye serilir?
Gelen CANLAR’a dostluk etmeye.
Dünyaya değil, salihe bakılsın, ötesi silinsin.
Asmayı YM dikendeniz,
yolunu kul için yürüyendeniz.
ALLAH’ıma emanet olasınız.
Kullara yazı verilse bile, post serilmez.
Post, her dünya devrinde bir kula verilir.
Onun için, ‘Bana da.’ denmesi yersiz.

Unutulmasın, GARİB’te olanın yedeği yoktur.

Kendini sözümüz ile avutana.
‘Yazısı değil.’ denmesin, hayali bozulmasın.
‘MEVLÂNA yazdırmaz.’ dedim ona,
ne var ki, ‘MEVLÂNA’nın himayesinde yazılır.’ der,
kendine öylece sohbet arar.
Varsın öyle bilsin,
muradı HAK YOLU’ndan olsun,
dileği HAK YOLU’ndandır.
ALLAH’ım muradını versin

Yazımız, bir elden verilir.
'Yazanlar, nerden alır?' denilir.
Denize yol veren, kaynağını nehre bağlayan.
Daha önce verdik, 'Tek elden.' dedik.
Göller, kuyular da verir, susayana hizmet eder;
ne var ki, deryaya götürmez!
(Diğer yuvalarla irtibat kuracaklar mı?)
Asla aralarına çamur karıştırmayan.

YEMEN’den gelmeyen bilgi;
beynin düzenine hükmeden akıldan oluşur,
fikir ile buluşursa; kaynakta söyleşir.
Ne var ki; düne göre, güne göre oynaşır,
peyleyen ile buluşur.