

ALLAH’ım, SANA ulaşmaya
çalışmadım,
çünkü varamam ...

‘Güzel.’ denilmiş, ALLAH’ıma varılmış.

Varmanın tek ve taşsız yolu; sev ki
sevilesin.

Almayı-vermeyi bilenler;
gezmeyi-görmeyi, sevmeyi de bilsinler.
Dünya görüp
bilmek için,
gördüğünü sevmek için,
sevip de varmak için.
Seversen, varırsın.
Denir ki ‘Sevmezsen varmaz mısın?
ALLAH’ım kulunu zorlamaz,
sevmediğini
buldurmaz,
öyle bir yapı ki, düzeni bozulmaz.

ALLAH’ıma
varış, bir merdivendir.
Ne kadar seversen, o kadar çıkarsın.
ALLAH’ım,
cümle kulunun önüne sermiş o merdiveni.
Kim dilerse çıksın, ALLAH’ına
varsın.
Çıkmayanın hatası kimin?
Kendi gönül yolunun.
Varlığına inananın,
çıkmaması için sebep yok.
Derseniz ‘Merdiveni görelim.’;
kul yapısına
değil, ALLAH yapısına heves edin ki göresiniz.
‘İnen olur mu?’ derseniz,
hiç merdiveni bulan inmeye heves eder mi?

Hiçbir kulun,
ALLAH’ımın yolundan yürüyüp de
varamadığı görülmemiştir.
Demek ki ALLAH’ıma
varmak,
kulun isteğiyle olur;
kuluna vermek,
ALLAH’ımın
DİLEĞİ’yle olur.

Kula verilen sözdür, huzura varan ÖZ’dür.
Beden gelir, CAN alır; görür,
varır.
Nereye? Çağırıldığı yere.

Gidiş, tek bir noktadır;
varış, sadece O’nadır.
‘Döndüm.’
deyip kendini O’na varmış gören nice kullar;
ya sel ile, ya yel ile, kaybolur
gider.
|