
HAZRETİ HÜSEYİN,
şehitlerin PİR’i. Geçit aramadı, kadere boyun eğdi.
HÜSEYİN, yumağına edilen ezadan; HASAN, düşürüldüğü kazadan
şehit oldu.

Gönüller sultanı, vurduğu
yerin altında su bulduranı. ‘O’ndan değilsin.’ diyene. “Ayağına geldi
isem, ADINA geldim. Seni uyardı isem, ADINA uyardım.” dedi, suyu yedi koldan
akıttı. RUH’unu suyun başında, bedenden sıyırdı. RUH bedenden
ayrıldığı için, beden soldu. Meyveyi olduran, HÜSEYİN’i şehit
bildiren olay.

(Resim verilir: HAZRETİ HÜSEYİN) “Her kul,
aradığı DOST’u bulur. Her kul, kendinde olanı bilir. Her kul, sevdiği
kadar sevilir.” dedi, HAMZA DOST selamını cümlenize HÜSEYİN ile iletti.
Niyazınız, gönülleri hoşnut etti. Sofranızda anıldık. Komşudan
komşuya, soyundan gelen ile sözümüz edildi. ALLAH’ım RAZI olsun.
HÜSEYİN! Soydan adını alana: ‘Doğrudan şaşmasın! Elden eli
bilsin! Halinde kalsın!’ dedi, niyazını bildirdi.

“Sabah akşam geçerlidir, niyaz her kulunda
yeterlidir, bildiği niyet ile tutarlıdır.” dedi, HÜSEYİN selamını
iletti.

(Resim verildi: HAZRETİ HÜSEYİN) HAZRETİ
HÜSEYİN, “Gölgeleri silsinler. Her günlerine hayır desinler, gülsünler.”
dedi, cümlenizi selamladı.

(Resim verildi: HAZRETİ HASAN ve HAZRETİ
HÜSEYİN) Gönlümüz
BİR’liğine, sevgimiz gürlüğüne… RESULÜ’nün sevgilileri. (HAZRETİ HASAN ile
HAZRETİ HÜSEYİN mi?) EYVALLAH.
HASAN ile HÜSEYİN bir araya
durdular, RESULÜ’ne, gelen-gideni sordular: “Düz ovaya konan kuşlar mı
emeğini getirir, kayaların zirvesinde duranlar mı?” RESULÜ dedi ki; “Her
kuş, kendi gerçeğini uygular.” Bağlayan değil çözenden
olunuz ki, her zerrenizde O’nun NEFESİ’ni biliniz.“ dediler, HASAN ile
HÜSEYİN “HAY!” diye-diye MEYDAN’daki yerlerini aldılar.