ŞEMS-İ TEBRİZİ

21 eylül 1969
Çakır şaşma
Benzemez deme bana
Yumaktaki günüme
ŞEMS’i bulup kaybettiğim
Yolda semaya daldığım günler
Yürekten Hu! diye çağırdığım günler
Mani yok mümin olana

07 aralık 1970
Gelmesi anmanla bir oldu
Selamını kendi aldı
Cümleyi selamladı
Uymadı sözün yola
Karışılmasın Ulu’nun yoluna
ŞEMS-i TEBRİZİ Hazretlerinin
Sözü ağır gelmesin

13 şubat 1971
ŞEMS Hazretleri geldi:
Ne sahibisin
Ne sahibinden çok seversin
O'nun verdiğinden
Niye üzüntü edersin
Yaratanın kuluna verdiği
Sana şer gibi gelse de
Unutma ki en hayırdır

08 nisan 1971
ŞEMS’i görünceye kadar boştum
Görünce ona koştum
Doldum doldum
O zaman yaşadığımı bildim
Boş geçen ömür yaşanmış sayılmaz
Alırız buluruz dedik
Sabrını istedik
Kolaylık, ne senden ne benden
Allah’ımdan

22 mayıs 1971
(Resim verilir: ŞEMS-İ TEBRİZİ Hazretleri)

07 ağustos 1971
(Resim verildi: ŞEMSİ TEBRİZİ)
Kim olduğunu bilir misin?
Resimlere göz atsın
Duvara baksın, adını bilsin
Önünde kandili
Çiçekte arı, arıda balı
ŞEMS’in gönlüne eşit
Daha önce anlattım
Yazımız günde sadece
Garib eli ile verilir

04 ekim 1971
ŞEMS ile beraberdik
Sana yolunda olduğumuzu gösterdik
Renkleri verdim sana
Mordan maviye
Arada olan bütün renklere
Sevgimiz vardır dedik
Sana da, mordan maviye kadar
Sevgimizi gösterdik
Değişen renklerde
Gelenleri bildirdik
Dedim ya, her olayı nasibi olan alır

02 kasım 1971
ŞEMS neden gizli terk etti Konya’yı
Kimden korktu?
Mevlâna, Garib’i korumaktan aciz kalmaz
Ne var ki,
GARİB’in yoluna katılanlar da, emanet
Onların selameti emredildi

16 ocak 1972
Yanmayan odun
Kömür olmaz
Odun önce kömür,
Sonra kor olur
Kömür olanı geçtik
Kor olduk
Kor olana verdik
Küllenmek Hak yolunda yoktur
Ağaç idik budandık
Odun diye dürtüldük
Kömür olduk satıldık
Ateş diye yakıldık
ŞEMS’i öyle tanıdık
Yandık, yandık, hep yandık
Aşkı ile budandık
O’nu gönülde bulduk
Vuslatına öyle erdik
Varmayı dileyenlere
Görevli geldik

18 şubat 1972
Camdan bakana
Elden tutana
Yakaya gül takana
Selam dedik
Geleni selamladık
Allah’ım cümlenizden razı olsun
Güne kadar camdan baktı
Günde yakaya gülü taktı
Hoşnut olduk
Geldin dedik
ŞEMS’in selamını getirdik

11 mart 1972
Göçte ilk buluştuğum
Kimdi bilir misiniz?
(ŞEMS Hazretleri mi?)
Evet
Başucumda idi
Gölgeler silindi
Nur ile aydınlandı
Gölgeler dedim bildiniz mi?
(Madde alemi?)
Elbet
Gölgeden kurtuldum
Bedenden sıyrıldım
Aynen koza gibi
Kelebekte olana uydum, uçtum
Uçuş tek başına olmadı
Her yıldız gibi gördüğüm
Yanına vardığımda
Nur olduğunu bildiğim zatların
Arasından geçtim
Yerimi seçtim
Ben de onların arasına karıştım

31 mart 1972
(Resim verilir)
Almayı dileyene
Yuvanın sahibine verdik
ŞEMS ile babasını

25 haziran 1972
Dünyayı oynatmazsan
Neticeyi bulmazsın dedi
ŞEMS’im geldi;
Gönülde aşk mı dolu?
Yoksa cümle mi kulu?
Elbet cümlesi kulu
Senin gönlündeki aşk
Sadece yağ kandili dedi
ŞEMS gönül ateşini yetersiz buldu
Kendi ateşini elbet
Sana söz demek
Kulunun haddi mi?
Sevginiz olmasa
Suyunuz akmazdı
Sohbetimiz bulunmazdı
Dostluğumuz ne senin ne benim
Ne de bir başka kulun
Sözü değildir
Sadece ol diyenin
Yol açanın emridir

01 aralık 1972
ŞEMS YM dedi
Selamette hayreti sildi
Güzel olacak
Uyduğuna sevinecek
Niyazını aldım ilettim YM
Gümüş kapandı
Altına yol verildi
Niyette açık kalsın
Yolu açık bilsin
Tek sözüm sadece
Helalde kalsın
Helalde teferruat aranmaz
Vicdanına yük olan her şey haramdır
Sözümü açık yazı yapsın
Gözünden ayırmasın
Ona sadece öyle olduğu sürece
Sonsuz yardımım olur dedi yürüdü

23 ocak 1973
Allah’ımın verdiğine şükür deriz
Yuvayı cümlemiz kutlarız
ŞEMS’in selamını
Gönülden gönüle veririz
Der ki:
İlk geldiğini unutma (Y.A’a)
Dileğini senden aldım deme
Sen nasibini aldın
Almadan gitmeyim demedin mi? Mevlâna’yım ben
ŞEMS’in sözünü ilettim
Yuva diledin ya
Allah’ım cümlenizden razı olsun
Ne var ki Allah’ım dedin
Niyaza durdun
Seni kendine döndürdü
Nasibini buldukta
Allah’ım kulu ile beraber dedin
Geldik cümle ile merhaba dedik
Niyaz ile döndük
Her yönü Hak’tan dedik
Allah’a emanet ettik
O’nda gönüllerinizi bulduk

23 şubat 1973
Mevlâna denildi
Ömrüne göz atıldı mı?
Aymayı Yüce’nin emri ile bildim
Onu ŞEMS’te buldum
Dünyayı böldüm
Bölüşte hatalı olduğumu bildim
Biliş de buluştur
Güzellikte aranan nedir?
Ne sınırı vardır
Ne derinliği
Kanala dolan çöpe söz edersen
Hatayı kendinde ara
Çöpü kanala gelmeden temizle ki
Sana zarar vermesin

26 kasım 1973
ŞEMS odur ki;
Yaktığı çerağda
Kaderden ferağ görülür
Aynayı ele alan
Onda kendini gören
Yüzünü Hakk’a dönen
Halkın selameti diye
Kendini silendir
Dönüşün kerameti
Cümlenin selametini...

04 nisan 1974
Vermeyi dileyenden
Almaya dileyene selamıdır
Aynayı yüzüne vuralım dedik
Hamurunu yeniden karalım
Yolunda hanlar kuralım
Giden ile gelenden
Haber soralım
ŞEMS’ten verileni
Yahya’dan bilelim
Yargıya günde değil
Gelende düşelim dedik
Çünkü karara yargı gerekmez
Yazılanın kararı kuluna düşmez

05 aralık 1975
(Resim verilir: ŞEMS ve Mevlâna)
Gelişim verişim
ŞEMS ile karşılaşım
Sevdiğim dedim
Sevgiyi onda çözdüm
Her aradığımı buldum sandığım
Sevgimin aşka dönüştüğünü
Yine onda gördüğüm vakıadır
Oluş gönlüme doluştur
Anılan sadece O’dur
Sevginin kulda başladığı
Aşka dönüşü bilinendir
Bilinmeyen zemini ve zamanıdır
Aşacağı yolu bilmeyen kul
Sadece yoruma düşer
Bilen kul var mı? denir. Elbet yok
Sadece soran ile bekleyen vardır
Sorsan ne alırsın?
Sorsan da sormasan da
Sadece beklediğini
Olduğu gün görürsün
Cümlenize selam olsun
Yol diyene Allah' ım açsın derim
Gençlik nedir? diyene de ki
Gençlik çiçek, yaşlılık meyve
Güzel olmayan hangisi
Güzeldir elbet her olan
Çünkü bilir Çizen

16 ekim 1976
Omar’ın dediğinde
Dünya günümü gördüğünde
Aşk beni sardı
ŞEMS ile kardı
ŞEMS’i aldı Mevlâna kaldı
Niyetim Omar’ın aşkına bürünmek
Resulü’nün dizinde sürünmek oldu
Sürünmekten maksat
Secdeye varmak
Aşkımı Yüce’ye eliyle sunmak
Elim üzerinizde
Aşkınızı vasıtasız sununuz dedi
Resulü selamladı
Cümlenize selam olsun,
Aşkınız vasıtasız iletilsin

25 temmuz 1977
ŞEMS güneş’tendir
Ne derse desin O’ndandır.

23 eylül 1977
ŞEMS misali olalım
Buğday misali dolalım

06 ekim 1977
Düzende bulduğum
Özen ile verdiğimdir
Özen ile verdiğim
Cümleye serdiğimdir
Sadece dünya günümde
Aşkımın kökünü bulamadım
Kimden geldiğini bilemedim
ŞEMS’i gördüm ondan sandım
Çiçek ile böcekten bildim
Kuyu ile havuzu gördüm
Yolum oradan mı? dedim
Dolana dolana deryayı buldum
Deryayı buldukta
Katrayı dahi sarmaktan
Uzak kalmadım
Yeniden aldığımı
Günümüze verdiğimi
Omar’dan bildim
Öylece O’nun aşkı ile
Aşkımda eşitlik buldum
Delice yazdım
Delice söyledim
Doluca sevdiğimi
Gönlümce dedim

10 kasım 1977(1)
(Soru: ŞEMS’in size ne faydası oldu?)
Ben ŞEMS’te Allah’ımı değil
Kendimi buldum
Kendimden Allah’ıma döndüm
Sen kendini “dayandım
Seyrinde güzeli gördüm”
Dediğin gün buldun
Daha önce dedik;
Düşünde verilir
Güzel öyle görülür
Dünyanın gündeki oluşumu
Kuluna gününe göre buldurur
Mevlâna misali
ŞEMS’i arayım dersen
Sahrada kalmış bülbüle benzersin

15 kasım 1977
Yorumda kendine göre yol ararsın
Kendin yoruma uysan
Sözü tatlıya bağlarsın
Ruhundaki dumanı attığından
Yükünü hafiflettiğindendir
Aslında beni değil
Yüce Allah’ımı özlersin
Benim adımla dile getirirsin
Ben de Yüce Allah’ımı
ŞEMS’te dile getirmiştim de
Sonra düğümü çözmeye çalışmıştım

10 şubat 1978
Rengine kanayım mı?
Şartına gönül koyayım mı?
Her çağıran ile döneyim mi?
Genellik toprağı gözler
Zanneder ki el ile besler
Alış veriş Yücedendir
Yapıcı gelen nicedendir
Korku aldım diyene
Yaprak buldum diyeni
Örnek verirsek
Korkusu silinir
ŞEMS’in verdiğini
Mevlâna sarınır
Her kulu Hakk’ın sırlarına barınır
Geyik misali yapısına
Yeşil örtü aranır
Görgü neden, neredendir?
Sanılmasın zordandır
Arıyı bilene sor
Gönlünü arıtanı gör
Halde sevgi
Kumda sergi görüldükte
Elbet yargı silinir
ŞEMS’in verdiği nedir?
Mevlâna’nın gördüğü kimdir?
Hepsi aynı gün, aynı yöndür dedi
Meryem sözü Toktay’a verdi

07 eylül 1978
Talip olan yuvamıza gelmeden
Yazımızı görmeden
Adımız anıldı
Mevlâna, ŞEMS diye diye yandı
Sadece Allah aşkına düştükte kandı
Var olanı seveceğiz
Aşkımızı varedene çevireceğiz
Yanmayan kor olmaz
Kor olmayan küllenmez

27 eylül 1979
Bilen gelir
Gören bulur
Uyan olur
Ver seni bilmese de
Ver sana gülmese de
Var sende olmasa da
Güldüğün gün
Öldüğün gün olacak
Allah’ım varlığında
Cümleyi erdirecek
Ocağın tüttüğü yerde ateş vardır
O ocak mı? Bu ocak mı? demeyelim
Ocağımız semadır
Ateşimiz ŞEMS
Birliğimiz kainatta şanstır

30 kasım 1979
Derman ne onda ne bunda
Sadece Yüce'dedir
Düşte gördüğün güneş
Yerini bildirir
ŞEMS ile birliğini gösterir

20 kasım 1981
Gayret kapıyı açar
Hayret kulundan geçer
Rüya diyene de ki;
ŞEMS de 'Gölge' demişti
Mevlâna’yı öyle bulmuştu

19 nisan 1983
Her ata binebilsem
Her köşeyi dönebilsem
Aşkı ile yanabilsem
Kalacağım, kalacağım dedi
ŞEMS her gölgeyi anında sildi
Açın güzel gönülleri
Bilin veren kanalları
Bir öğüt bin sevabı getirir
Bir fit bin sevabı götürür
Dedi cümleniz ile selamlaştı

22 aralık 1983
Derman senden Allah’ım
Selam sana
Mevlâna ile dostluğumu
Sundum cümleye dedi
ŞEMS selam ile söze geldi:
Altını aramadım
Su buldum
Destiyi soramadım
Söz verdim
Duvarı öremedim
Gönül verdim
Cümlenizi doğuşta göremedim
Yaprak yaprak oluşur
Bir ağaçta buluşurlar dedi,
Mevlâna cümlenizden
Allah’ımın rızasını diledi
Doğuşta buluşmadık
Oluşta söyleşiriz
Doğuşta maksat:
Cümlenin toplandığı
Mevlâna’nın anıldığı
(Şeb-i Aruz Törenleri mi?)
Eyvallah
Yol bizleri bağladı
Hal her bileni eğledi
Gönülden gönüle köprüler kuruldu
Dayandığımız güçte Allah’ım vardır
Sakındığımız suçta affı...
Yapraklara ses sordum
Esen yel ile dediler
Toprağa ses sordum
Akan sel ile dediler
Kuluna ses sordum
Allah Allah dediler
Alalunağme’de cümlenizi
Var olanlar gördüler dedi,
ŞEMS selamladı

12 ağustos 1984
Omar der ki Yesevi’ye;
Söz veren
Yunus ile öz saran
Beklemekten kalmayan
Yerini yolda alır
ŞEMS-İ TEBRİZ’i bilir

28 ekim 1984
Yoğurt aldık
Layık olanı gördük
Karıncadan serçeye
Selam verdik
ŞEMS ile sofrayı kurduk
Bayram güzeldir dedik
Gelene görgümüzü verdik
Gün güne eşit olmaz
Yerden göğe çeşit vermez
Hiçbir zerre
Bir yerde kalmaz
Döner döner
Gönüllerde
Yanar yanar
Bir nur ki;
Sanılmasın bir an söner
Benden yare selam olsun
Yerden gökten selam alsın
Niyazını cümlede bulsun
Dayalı odunu ocağa koydum
Kayadan kayaya adım attım
Sevgi ile varlığını tattım
Dost sofrasına
Yerden gökten aldığım
Selamı kattım
ŞEMS ile söyleştiğimiz anda
Gönlümüz her yanda
Gelene selam verdik
Selamımızı ilet dedik
Soframız dörtlü idi
Sözümüz tatlı idi
ŞEMS, Mevlâna
Gelen gülen Hoca
(Hoca Nasrettin mi?) Eyvallah
Üç sözcü, gelen gözcü
Yoğun sohbete daldık
Konuk demedik
Selam verdik
Mekke’de Medine’de
Selamımız okundu
(Niyazlarımızın cevabı mı?) Eyvallah
Kâbe’de niyetlerin
Gerçeği dokundu
Kamer gölgeyi sildi
Yolunda kum olsun diye
Taşları böldü
Dar gelen sohbete
Kendini sildi
Dostluk adına söyleştik
Kaygu vereni paylaştık
Söze söz katanı alacağız
......
Her canlıya selam verdim yürüdüm
Cümle sevgiliyi
Sevgim ile sürüdüm
Süresin her geleni
Sevesin her bileni dedi ŞEMS bana
Dedim ki;
Nagünü açacak Yüce Mevlâ
O zaman sen ya ŞEMS?
ŞEMS’in bana verdiğini
Cümlede göreceksin
Seni beni cümleyi
Ağ gibi öreceksin
Bayram bu gün dedikte
Selam diyenleri bildikte
Cümlesini selamladık
Selamet diledik
Umdukları buldukları olsun

31 ekim 1985
Meram yolumuz
Mekan durağımız
Makam muradımız
Korkuya yer vermeden çıkalım yola
Diyelim; Cümlemiz uyalım Gül’e dedi
ŞEMS sözünü yerden göğe dağıttı
At ile deveyi birde sarmayız
Birinin verdiğini öbürüne sormayız
Karlı yollardan geldik
Çamurlarda izimizi serdik
Cümlesine sorduk;
Yolun kimin yoludur?
Denildi ki; Rabb’imin
Aş diledik, baş verdik
Aşk diledik, düş gördük
Dağda yolda cümle taşlara sorduk
Gelenden mi alırsın?
Gidenden mi bulursun?
Kendin kendinle mi olursun?
Cümlesi Eyvallah dediler
Kendi özlerine kendileri katıldılar
Gittiğimiz yollarda
Her adımımıza atıldılar dedi
ŞEMS selamladı

25 ekim 1989
ŞEMS ile sözleşmek
Mevlâna ile söyleşmek
Yunus ile Eyyüb ile dertleşmek
Meryem ile, Sarı Ana ile Rabia ile paylaşmak
Kulluğunda bulduğundur
Dost adını sevdiğindir

10 ekim 2006
Mevlâna yazanına diz çöktü
Rabb'im adına içine döndü
ŞEMS'te ışığını gördü
Sevenlerine sofrasındaki aşı sundu
Her birimiz onu tadalım
Sofrasında buluşalım.

16 ağustos 2009
(Resim verildi) ŞEMS-İ TEBRİZİ
Her derdin devasını
Çözmekle görevlenen..

29 ocak 2010
ŞEMS-İ TEBRİZİ'ye sordum:
Güneş gibi parlak mısın?
Alemde misin? Kalemde misin?
Zorlu insanın yolunda mısın?
Dedi ki:
Alemler sözü hoştur
Malına güvenmek boştur
Derdini atarsan
Kalemi defteri elde tutarsan
Yazdığın her satır
Basamağın olur
Gönlün yolunu bulur
Seni tanımak zor dedim
Yolumu adım adım yürüdüm

15 nisan 2010
Mevlâna ile ŞEMS
Gelip durdular hana
Dediler, birlik olup
Bakalım her bir yana
Kime baksak yeridir
İnsan olmak,
Yaratılmışın kârıdır, dediler
Selamladılar

03 temmuz 2012
Açık vermeden geldim
Cümlenizi selamladım,
Dedi Mevlâna
Dost elinden
Dost dilinden
Selam getirdi
ŞEMS'in selamını
Selametle sundu

28 kasım 2013
ŞEMS-İ TEBRİZİ dedi ki;
Sözü gümüş diyenler
Altına sarılırlar
Ama hem gümüşten
Hem altından sorgu alırlar
İnsan bilmeli ki;
Dünyaya kör gelmedik
Dünya görgüsünden uzak kalmadık
Ama ne derlerse desinler
Hiçbir olaydan sorumluluk almadık
Çünkü O’nun bize verdiğine inandık
O’nu bildiğimize güvendik
Sadece O’nun varlığına sığındık

02 ocak 2015
ŞEMS’in kapısında durmak
Aydın olanı görmektir
Görgünü yıkamak demektir
Sevgini aklamak demektir
Emeklerini paklamak demektir
MEVLANA ile çıktığı yolda
Beklemek demektir
 

Sohbetler Derlemeler
YAZICI


Derlemeler1968-2017yılları arasında
© Sabahat AKŞIRAY tarafından alınan sohbetlerden
  elde mevcut olanlara göre derlenmiştir