Acımak
17
 Yumuşak olanın çilesidir demeyin, o kuluna acımayın. 
ALLAH'ımın verdiğinde acınacak ne var ki.
(?)
Hayır yanlış anlaşılmasın.
Kulun çilesinin hakkı olmadığıdır, olmadığı kanaatidir.
Halbuki kula hak olmayan verilmez.
 Kula sevgi veriniz,
acınacak durumda olan sevmeyi bilmeyendir.
 
27
Acı yemeden tatlıyı bilmezsin,
karanlığı görmeden güneşe bakmazsın,
acımayı bilmeden sevmeyi öğrenemezsin.
VEYSEL

13
Gazelin dökülüşü sana hüzün veriyorsa,
acımamak elde değil.
Gazel dökümünden şikayetçi değil ki
sen ona acıyasın.

19
Acz içinde olana sen ağlama, 'Aczine yol bulayım' deme.
 Çünkü gücün yetmez.
YARATAN'ın yarattığı, 'Kulum' diye gözettiğine el atmak,
'Ağaca boy verdim' demek kadar garip gelir.
Sözün hatası şuradan gelir:
Kul dara düştü mü, ‘ALLAH’ım!’ der.
ALLAH’ım kuluna en güzelini vermiş, niye acısın?
Neden güzel olandan, kulunu kurtarsın?
‘ELHAMDÜLİLLAHİ RABBİLALEMİN’ derken;
'ALLAH’ım; Alemlerin VERİCİSİ olduğunu biliriz,
her halde hamd ederiz' demektir.


1-2
Yolunu çevirenden sual edilmesin,
‘ALLAH’ım öyle diledi’ denilsin.
Senin kulun mu ki sen düşünürsün?
YARATAN’ın kulunda, YARATANI görürsen;
acımaktan uzak kalırsın.


11
Acımak, kulun görevi değildir.
Dediğim yanlış anlaşılmasın,
‘Merhametsiz olunuz’ demedim.
Her olayı, ALLAH’ımın VERGİSİ’nde bulunuz.
Sen O’ndan büyük müsün ki, VERDİĞİ’ne acıyasın?
Sen sana düşen kulluk görevini yap.
Yardıma muhtaç gördüğüne, gücünce yardımcı ol. Yapacağın, odur.


2 ekim
Acıyandan olma, O’ndan gelene;
sakınandan olma, O’ndan verene.
Gelen gider, kalan sana öder.
Sakınma verdiğini.
Acımadan değil, paylaşmak niyetin olsun.
ALİ

5 aralık
Merhameti;
'Küçük' 'Büyük' demeden, ağaç dalı kırmadan,
kör olanı düşürmeden, 'Aç kalanı doyurma'dan bilelim;
acımayı YÜCE RABB’ime bırakalım.
O GÖREN’dir, O BİLEN’dir, O bileni gönderendir.

VEYSEL   YESEVİ