Ali

 25-2
LEDÜN İLMİ’nin anahtarı ondadır.
Ondan dile, versin sana. HAZRETİ ALİ.

25
YA ALLAH!
ALLAH’ım YOLU’ndan geldim, cümlenizi selamladım.
Fidanlara su gerek, hava sıcak can gerek.
‘CANAN’a CAN versem.’ dersin.
CAN senden, CANAN senden,
sen benden, ben senden ayrı mıyız,
kulundan gayrı mıyız?
Gelen-giden alışır,
yolun bana, ALLAH’ım YOLU’na, kulu ALLAH’ına çalışır.
Zincirleme.
‘YA ALLAH!’ dedim, yürüdüm.
ALLAH’ıma sığındım, kuldan korku duymadım.
Korkunun olmadığı yerde kuvvet vardır.
Kuvvetin olduğu yerde, dünya kötüye dardır.
YUYAN’ın yumuşak olsun, yatağın sert.
İlle gönlün mert olsun, dileğin kuvvet ise.
Kuldan korkma, bir CAN’ı kötüye satma.
‘EYVALLAH’ dedim size, son verdim söze.
Ali

22
Hoş gördüm.
Kanımı helal ettim, yolumu hibe ettim, selam dedim.
'Yolumu sizlere hediye ettim.’ demektir.
ALİ’yim, yolumda VELİ’yim,
ALLAH’ımın kuluyum,
ELÇİ’nin damadıyım, sevgili kızının eşiyim.
Olmuşun yolunu almak kolaysa,
kuluna vermek zor olmaz, kul dilediği an geride kalmaz.
Almak kuldan, vermek ALLAH’ımdan.
ALİ’yim doluyum, yolumun kuvvetli kuluyum.
Benden değil ALLAH’ımın VERİŞİ’nden.
Aldığını, gününde sevindiğini,
anında ALLAH’ına şükrünü yap ki;
dilemeye yüzün olsun, ödemeye gücün olsun.
‘Olmuyor.’ dediğine gönül takma,
arkana dönüp yolun gerisine bakma.
Geçtiğin yol uzun gelir, başını döndürür. 
Gelen yola bakarsan, gelişi tez görünür, kul sevinir.
Selam sizlere.
Ali

14
Gönüller hep elde, ALLAH’ım dilde.
Dilde mi? Gönülde.
Sözüm size üç kelime.
Azdan, çoktan, yalandan kaçın; olmayı dilerseniz.
MEVLÂNA HAZRETLERİ size bildirir.
Alan, testisi kadar alır.
Dikkatli olun, taşa çarpmayın, testi kırılır.
Testisi olan düşünsün.
Çeşme başı ULU’da, ULU’nun eli GÜL’ünde.

Ali

8
Ne niyet edersen, o niyete uy.
Günden günü say.
Değişen ne gündür, ne olay.
Mümin kul bilir. Niyet niye edilir? ALLAH’ımdan istenir.
Verilenle yetinsen, ‘ALLAH’ım GÖRÜR.’ desen;
ne üzüntü çekersin, ne huzuru bozarsın.
Olay basit;
kul hesaba katılır, ‘Öyle değil böyle olsa.’ der,
kendi de hesabı şaşırır.
YÜCE’ye bıraksa, rahatı bulur.
Ali

11
Gelişim gönüllere.
Selam geldi sizlere, gönüldeki güllere.
GÜL’den geldim, Selam getirdim cümle mümin kullara.
“Sunduğumu bilsinler, selamımı alsınlar.
Şad olsunlar dualarına, kulluk etsinler ALLAH’larına!
Hepsiyle beraberim, ümmetimin yanındayım.
Dilediler, andılar. Şükür ALLAH’ıma, gönüllerindeyim.
Almışsam duaları, cümlesine veririm.
Yanlış yoldan döneni, ALLAH’ımın EMRİ ile görürüm,
Şefaatçisi olurum.
Tasa edilmesin, korkuya düşülmesin.
Ne cehennem ateşi, ne zebani sopası;
kulunu korkutmasın.
Kulunun kolu, harama katılmasın.
Kulun kuldan korkusu, dünyada görülmesin.
Selam cümleye, hayırlı buluşmaya.”
‘Amin.’ dedim duacı oldum, ilettim diye sevince düştüm.
Sevincim büyüktür, verdiğim müjdem kadar.

Ali

17
İmzanın sahibi ALİ. HAZRETİ ALİ.
Bu dünyanın idaresinin kimde olduğunu sandınız.


10-2
ER ile ar bir olmalı, yudum alan bunu bilmeli.

  ALİ’yim.
ALİ oluşum, müstesna yaratılışımdan değil.
AŞK’ım söylenir, bedenim dinlenir, RUH’um demlenir.
Soluk alanla veren, hep birdir;
aradaki beden farkıdır; sen ile ben gibi.
Ali

11-1
Gönüllerden çıkmazlar ki,
dillerden düşmezler ki, yolundan geçmezler ki.

GÜLÜMÜZ’ün Gülleri’dir demedim mi?
Aldığınız kuvvet o'nunladır,
çözdüğünüz hikmet o'nunladır.

Ali

4-2
Yıldızlar EVLİYALAR’dır.
Yumağın demeti, Güneş,
PEYGAMBER EFENDİMİZ,
alemlerin PEYGAMBER’i; yeri değişmez.
Aydan gelen, ALİ’ye uyandır;
yıldızdan gelen, VELİ’ye uyandır.
‘ALİ’ye gücendim, VELİ’ye uydum.’ dersen;
yıldızın parlağını göstersem, ben mi yanılırım, sen mi?
Gönül en parlağını seçer, bize ne söz düşer.
Bana parlak gelen, sana gelmezse;
ben mi hatalıyım, sen mi?
Hayır, ne sen ne ben.
Her kulun yıldızı, kendine parlak gelir.


15-2
ALİ’yim geldim, ‘Selam cümlenize.’ dedim.
Kahır ile duymadan, dünyayı bilin.
Cümleniz dünya kullarını karşılıksız sevin.
Sevgiyi gönülde bohça misali sarın.
YASİN okuyandan ALLAH’ım RAZI olsun.
Elim, elinde kasın.
MEVLÂNA’nın kızı, cümlenizi aydınlatsın.
(GARİB mi?) Evet.
Yolumu almak değil, yolunu bilmektir asıl olan.
Ehil olanın zillete düştüğü görülmez.
Zillete düşene tekme vurulmaz.
Vurulan tekme, ona denk olandandır.
Selam cümlenize.
ALLAH’ımın kulları, aydın olsun yolları.
Milyonları aldım, cümlenize duacı oldum. Selam.
Ali

15
Zillete düşen; varsın düşmanın olsun, sen onu tekmeleme.
Ali

20
(Resim verildi: HAZRETİ ALİ ve eşi HAZRETİ FATIMA)
Doğruyu idrak eden,
ALLAH’ımın NURU’ndan olduğu için sevgisine düşen,
O’ndan geldiği için hürmette kusur etmeyen
HAZRETİ ALİ ve eşi HAZRETİ FATIMA.
Kusursuzluk beklemeyelim, ‘Kusur.’ deyip dönmeyelim.
Kusur gördü isek, kusurun sebebini arayalım.
Yoksa hataya ‘Hata.’ demek, en kolaydır.
Ne var ki seçilen, yolun en zorlusu.
HAZRETİ ALİ’yi örnek alalım.
Elbet PEYGAMBERİMİZ örneğimiz.
Ne var ki, PEYGAMBERİMİZ’in
ilk yetiştirdiği kul HAZRETİ ALİ’dir.
HAZRETİ FATIMA’da, bütünlük mevcuttur.
Kusur arayan kul, bütünlükte de bulur.


5
Verdiğimiz yazımız da,
kuş misali dağılsın, elden ele dolansın.

Komşuda olmayan, bende fazladır.
Ali

5
‘YA ALLAH.’ dedikte, RESULÜ’ne sarıldıkta,
HAZRETİ ALİ kılıcını salladıkta;
kale kapısında durmadı, kulunu hayırsız görmedi.


29
Damda akıntı var ise, oluğunu düzenle.
Damı aktarmak, akıntıya karşı koymak demektir.
‘Hatalı mı?’ derseniz; hata, zamanını bilmemektedir.
Rahmet yağarken, dam aktarılmaz.
Rahmetten önce tedbirini al ki, şikayet sende kalmasın.
‘Takdire, tedbirin faydası var mıdır?’ derseniz;
‘Damını zamanında aktarırsan akmaz.’ demedim,
‘Senin şikayetin olmaz.’ dedim.
Göğün altında mıyız, üstünde miyiz?
Kainatın içindeyiz.
Kainatın vergisinde, kulun payı nedir?
Kainat senin için, sen cümle için yaratıldın.
Senin payın, kainatın yöresidir.
Kainatı madem çevreliyorsun, payına el atmış oluyorsun.
Senin olmayana el atabilir misin?
‘Kainatı seviniz.’ dediğim odur.
Senin olmayanı sevebilir misin?
‘Yalnız ben miyim yaratılan.’ dersen,
‘BİRLİK.’ deriz ya.
Sen yaratılanı sevdiğin an,
O’nunla BİR olmuş oluyorsun.
O’nunla kainatı sarıyorsun.
Sevmeyi deneyen, sevilmeyi düşünmemeli.
Kemerde darlık olmaz, ölçüyü bulmuş isen;
olayda zorluk gelmez, ‘ALLAH’ım.’ demiş isen.
Asmayı diken, vereceği üzümü bekler.
‘Danışmak yersiz mi?’ derseniz, sen katkını ver.
Çünkü sana verilen ÖZ’üdür.
ÖZ’de güzellik değil, olgunluk vardır.
Sen ona emeğini kat, olgunu güzellikte cem et.
Ali

3
Gelmeyi diledim. ALLAH’ımın İZNİ ile,
HABİBİ’nin Selamı’nı getirdim.
Kaynayan kazandan nasip alsınlar,
kaselerini kepçe ile doldursunlar,
her oluşta bizi bilsinler, bildikleri gibi bulsunlar.

Umutsuzluk ummayanda olur,
ALLAH’ımın AFFI’nı bilmeyende olur.
O’nun kulu olana, Şefaatimiz namütenahi olduğu bilinsin.
‘Kulunun yokluğuna kıyamaz.’ denilsin.
YARATTIĞI eğitir, kulunun hatasını öğütür.
Gam edilmesin, ‘Buluşmak yok mu?’ denilmesin.
Buluşacağız, kavuşacağız.
Ali

Elde ALİ dilde VELİ olsun.
Her kulu O’nun ADINA gülsün.
Gülde şebnem, gecenin noktasıdır bilinsin.
Gecenin oluşu, güllerin şebnemlenmesidir.
Öyle ise, neden geceyi ‘Hayırsız’ diyelim?
Gaflete düşen, O’na saygı ile eğilendir.
Çünkü gafletten uyanmak, O’ndan af dilemeye denktir.
Orası burası bir oldu, KABE’de toplanıldı, ALİ sözcü geldi.
Güneşin doğuşu, ışığını gönderişinden bilinir.
Işığını gördükte, NURU’na şahit olunuz.
mevlana

11
YÜCE’nin vergisi, kulunun görgüsüne göredir.
‘Paylaşalım.’ diyebilen kulu, şüpheyi silendir.
Yaprağı toplarsan, ağaç yapraksız mı kalır?
Bu sene kalsa, seneye donanır.
Onun için şüpheye düşmeyiniz, vergisi kadar harcayınız.
Özlediğin her olay, yakınına gelendir.
Ali

15
Kayıt O’ndan, gelen O’ndan, yol O’ndan,
O’nun en güzel YAZISI’ndan.
ADI’na yazdı, gönüllere Kendi Adı ile kazdı.
“KAİNATI ONUN ADINDAN BULUNUZ,
ONUN İLE BİR OLUNUZ.” DEDİ.
O'nun doğuşunda, kendi doğuşunu bulasın,
bulduğun ile övünesin, övündüm diye sevinesin.
YM geldim, adımı o’ndan aldım, ALİ’yim.
ALLAH’ımın ADI’na, RESULÜ’nün Şefaatine,
günün doğuşuna verilen hükme.
‘BÜYÜK ALLAH’ım,
yazının en güzelini görmeyi nasip ettin.’ dedim,
başımı yere koydum.
Hükmün adaletinde, ADI’nın cemi vardır.
Olmadık yazıyı YAZMAZ, RESULÜNÜ ADI’ndan ayırmaz.
Şefaati O’ndan bildik, O’nun HÜRMETİ’ne sığındık.
AZİM O’nun, ŞAN O’nun, RESULÜ O’nun, cümlemiz O’nun.
Mümin olan bilir.

Ummayı değil, bulmayı denesinler;
ALLAH’ımın EMİRLERİ’ni, RESULÜ’nden alsınlar,
her Hali’ne uysunlar, kayguyu silsinler.

Ali

25
Değerinin büyüklüğü adında, adının yadındadır.
Adının yadı, kulunun gönlündedir.
Verilen, kullarına sunulan resim, kuluna hediyesidir.
(t’nin sormak istediği, o ara gönlünden geçirdiği:
'Resim o günkü yani bu alemdeki haliyle kıyafetleriyle
nasıl oluyor da verilebiliyor?
RUH halinde bu nasıl görülebiliyor?')

Kul gözünün ölçüsü dışındadır.
Sadece yaşadığı günün görüntüsünde verilir.
Var olduğu an, sadece NUR’dur.
NUR, kul gözünde görüntü olmaz.
‘Her var olan O olduğuna göre, NUR değil mi?’ derseniz;
gördüğümüz her var olan, O’nun sadece gölgesidir.
Aslını görmeye, kul bedeni dayanamaz.
Onun için görgümüzle hal olalım,
her olaydan mucize havası çıkarmayalım.
Her olaydan mucize havası çıkardıkta,
kendimize paye vermiş oluruz.
Mucize topyekûndur.
Her yaratılana, mütevazi oluşta saygı vardır.
Saygıda sevgi vardır, sevgide O vardır.
Hummalı olmayalım, ‘Biliriz.’ demeyelim,
bilgiye hudut koymayalım.
Ali

19
ALİ’yim geldim, selamı cümlede buldum.
Verilende, verende, alanda birliği; birlikte, dirliği buldum.
Gemiye her girende, yolculuk vasfına uyuşu gördüm.
Sorulardan,
en üstün varlığın çözümünün manasını çıkardım.
Maddeyi manadan çıkarırsan,
her var olanın adım-adım O’na yaklaştığı görülür.
Her yaklaşan, bedeni ile bekleyene vergisini gönderir.
Onun vergisi nedir? Halinde bulunduğu NUR.
Alınan sinyal, O’ndan gelendir.
Namını sorarsan, sadece NUR’dur.
Yakın olduğu kadar, güçlü vergisi olur.
Görülen ışık denilen, O’na yakın olanın gönderdiğidir.
Sizin aldığınız, sinyal değil mi?
(Aldığımız tebliğler)
Gönlünüz NUR olsun, muradınız O olsun.
Mutlusunuz ki, sinyalin açığını alırsınız,
çözmeye çalışandan olmazsınız.
Selam ile geldim, gördüm hoşnut oldum.
‘ALLAH’ım cümlesinden RAZI olsun,
gönülleri NUR ile dolsun.’ dedim,
GÖNDEREN’e şükrettim.
Onsekizbin perdeyi aştım geldim,
sizlere ulaştım buldum.
‘ALLAH’ım!’ dedim,
‘Selameti bulandan olsunlar,
perdeleri aramadan bulsunlar.’

Ali

              

Resim