![]() Yabanın sözü, çobanın sazına benzer, hep aynı havayı çalar. Her davarın başında çoban olur. Malumdur, çoban olmasa da davar ağılı bulur. Ne var ki, yine çoban gereklidir. ![]() Selam verdim kuluna. Ana dilinin ötesine bakmasın, kandili dumansız yaksın. Ne çobanın sazı, ne yoldaki sözü davara yol açar. Davar, gidişi kendi bulur. ![]() Beyinde gördüğünü, yürekte bulamazsın; ciğer ile böbreği bağlayamazsın. Ne var ki, hiçbirinden noksansız yaşayamazsın. Davarın gidişinde ahenk görüldü ise birliktendir. Çünkü davar, birliği bozmaz, bozanı affetmez. ![]() ‘Girdikte meraya, saydık kuzularını’ dendi. Onbir’de kalsın, ötesi sayılmasın. Sayan ile görenin, çobana azık verenin yoldaşı olduk. Saymadığımız kuzulara, otu ayırmadık. Ayıranın olduğunu görmedik. ‘Niye saydın?’ diyene; onbir’i öne aldım, onlara öğüt verdim. ‘Davarı sarın’ dedim, onları kuşak yaptım. YUNUS ![]() Kervan yola dizilir, kum ayağın altında ezilir; her yolda gidene, her davar güdene YARDIMCI gönderilir. ![]() “Bin davar bir olur da bir söze gelirse, güzelliğin özetidir. Her kulu bir kapıda bin davarın sözünü bulursa, gönlünün hasetidir. Hasetten maksat; AŞK’ını aramak, arayana gıpta etmek, özlemek gözlemek… Gerçeğini bulmak davarın özeti ise, bulmayı her kulunun niyazında bilmeliyiz. O zaman seni beni siler… Gerçeğin ÖZ’ünü bulan, BİR’liği kuran her topluluk davardır. Davar; güzelin simgesidir, dirliğin gürlüğün simgesidir.” dedi, YUNUS’um ![]() “Her sayıyı bilen, noktayı koyan değildir, sadece noktayı okuyandır. Davara yön versen, seni değil çobanını arar; gece ile günde bildiğine sorar, Güneşten aldığı ile verecek karar.” dedi, KAYGUSUZ ![]() Davar güdenindir, duvar örenin.” dedi, YUNUS’um ![]() Düğümü çözeceğiz, el-ele gezeceğiz, kalem olsun elimizde, bildiğimizi yazacağız. Davar olmaz bilenler, değer vermez gülenler. |