Davar
  8
Yabanın sözü, çobanın sazına benzer,
hep aynı havayı çalar.
Her davarın başında çoban olur.
Malumdur, çoban olmasa da davar ağılı bulur.
Ne var ki, yine çoban gereklidir.

9
Selam verdim kuluna.
Ana dilinin ötesine bakmasın, kandili dumansız yaksın.
Ne çobanın sazı, ne yoldaki sözü davara yol açar.
Davar, gidişi kendi bulur.

12
Beyinde gördüğünü, yürekte bulamazsın;
ciğer ile böbreği bağlayamazsın.
Ne var ki, hiçbirinden noksansız yaşayamazsın.
Davarın gidişinde ahenk görüldü ise birliktendir.
Çünkü davar, birliği bozmaz, bozanı affetmez.

22
‘Girdikte meraya, saydık kuzularını’ dendi.
Onbir’de kalsın, ötesi sayılmasın.
Sayan ile görenin, çobana azık verenin yoldaşı olduk. Saymadığımız kuzulara, otu ayırmadık.
Ayıranın olduğunu görmedik.
‘Niye saydın?’ diyene;
onbir’i öne aldım, onlara öğüt verdim.
‘Davarı sarın’ dedim, onları kuşak yaptım.
YUNUS

18
Kervan yola dizilir, kum ayağın altında ezilir;
her yolda gidene, her davar güdene YARDIMCI gönderilir.

15
“Bin davar bir olur da bir söze gelirse, güzelliğin özetidir. Her kulu bir kapıda bin davarın sözünü bulursa,
gönlünün hasetidir.
Hasetten maksat; AŞK’ını aramak,
arayana gıpta etmek, özlemek gözlemek…
Gerçeğini bulmak davarın özeti ise,
bulmayı her kulunun niyazında bilmeliyiz.
O zaman seni beni siler…
Gerçeğin ÖZ’ünü bulan,
BİR’liği kuran her topluluk davardır.
Davar; güzelin simgesidir,
dirliğin gürlüğün simgesidir.”
dedi, YUNUS’um

13
“Her sayıyı bilen, noktayı koyan değildir,
sadece noktayı okuyandır.
Davara yön versen, seni değil çobanını arar;
gece ile günde bildiğine sorar,
Güneşten aldığı ile verecek karar.”
dedi, KAYGUSUZ

1 haziran
Davar güdenindir, duvar örenin.” dedi, YUNUS’um

15
Düğümü çözeceğiz, el-ele gezeceğiz,
kalem olsun elimizde, bildiğimizi yazacağız.
Davar olmaz bilenler, değer vermez gülenler.