Abdülkadir Geylani

14-1
(Resim verilir: ABDÜLKADIR GEYLANI HAZRETLERI) Yerden gökten sudan alan, gönül ile kainatı saran, ABDÜLKADIR GEYLANI HAZRETLERI. Tarla kuşu, ekinin dişinde. Günün konusu, kuşun yapısına uygun.  

25
ABDÜLKADİR GEYLANİ geldi: “ ‘Sunsun.’ dediler, tasıma şarap doldurdular, “KULLARIMIN” dediler, YÜCE’den EMİR verdiler. AŞK ile dolduk dolasıya, dünyayı sevdik ölesiye.” dedi, selamladı.

16
“Sahrada gidersen, ‘Susuz kalırım.’ deme. Su verenin gelir, tası ile sunar. Aldık geldik, selama durduk. EYVALLAH cümleye.” dedi, GEYLANİ selamladı.

10
“Yaprak ağaçta değerini bulur. Yere serpilen her tohum, ağaç olmaya namzettir. Çamur olsa bulansa dahi, asla kaybolmaz. ‘Yerinde, kalsa mı?’ dersen, ALLAH’ıma havale et. Düzeni kurulacak, elden ele dolanacak. Şüphen olmasın, gönlünde kaygu kalmasın. Gurbet bedendedir, gönülde değil. Merdiven yormaz, adım-adım çıkarsan; duman sarmaz, şüpheye düşmezsen; korku kalmaz, ALLAH’ıma havale edersen.” dedi, YEMEN’den GEYLANİ selam iletti.

2 eylül
"Kervan beni alır mı, YAR YOLU'na varır mı, DOST ile postta durur mu?" dedi GEYLANİ söze geldi: "Kervan sizin, aldığınız yol sizin. Gidene el verecek, yolunda gönlünü açacak. 'Bizden gelsin.' denilir. Olmayanda ev bulmaz, yolun kapalısı ALLAH'ımın İZNİ'nden gelmez. Aynayı eline verelim, cümle ile BİR olalım." dedi selamladı.

13-2 
"Yoğurt yesem yağı yok, tatlı yesem balı yok, soğuk desem karı yok. Yerden göğe savaşsam, SEVGİLİ'ye kavuşsam; benden başka soru yok." dedi ABDÜLKADİR söze girdi: "Dertte derdi bulanın, mert ile derdi silenin; öğütten alacağı, söğütten bulacağıdır. Söğüdü gördüm su başında, elbet köyün dışında, çatık olmayanın taşında, yeri boşalmayan düşünde. YUNUS yolunu buldu, merdiven diye eşiğe tutundu. Merdiven yüceltirse, yoğun çalışanı kocatırsa; ömür boyu çıkarım, çalışmaya koşarım." 

31
"Ceylan sütü içenin, Seyhan suyu geçenin yoludur." dedi, demde GEYLANİ söz aldı: "Demde yolumuz vardır, cümleye gönlümüz kordur. Aldık verdik bilerek, 'Cümle bizden.' diyerek. Kör gözünü açar, kâr sözünü geçer." dedi, GEYLANİ selamladı.

14
“Altı elma sayarsan,
ele alıp soyarsan;
yorum sende kalırdı,
ağacı bilen yolda yürürdü.”
dedi GEYLANİ söze geldi: “Ömür sözle oluşmaz,
kömür yanmadan bilişmez,
kul sevmeden bölüşmez.
Kapı-kapı soralım,
güzel çirkin saralım, ‘Nedir halin?’ diyelim,
aşı beraber yiyelim.
Döne-döne geldik hale,
gönüllere kurduk kale.”
dedi GEYLANİ yürüdü.

17
Az esti suyu seçti, ABDÜLKADİR GEYLANİ sohbette yerini aldı: “Göz ile NUR’lanan, söz ile kirlenmez! Şarap mahzene girmeden sırlanmaz!..” dedi, GEYLANİ selamladı. 

15
“DOST SOFRASI’dır sohbetin varlığı, silecek gönüllerdeki darlığı. Semaya açılan her eli RABB’im görür, sedirden gafleti sildirir. Seymen düzende yerini bilir, gölgenin olduğu yerde bilene buldurur.” dedi, ABDÜLKADİR cümlenizi selamladı. (Sedir, Sadr mıdır?) EYVALLAH. (ABDÜLKADİR GEYLANİ mi?) Konunun, her konuğa açık olduğu bilinsin! EYVALLAH.

26
“YESEVİ ile ABDÜLKADİR GEYLANİ sözün özüne girdi, her birinize ayrı-ayrı sordu; ‘Gönül verdin mi yola? ‘ALLAH! ALLAH!’ deyip, girdin mi kola?’ Şüpheyi kayguyu sil de erliğine soyun, deme ‘Nasıldır huyum?’ Huyun, suyun akışından yolunu bulur; sevgi ile saygıda kuruyan yapraklar kaybolur, kainat cümlenizde kalbolur.” dedi, YESEVİ ile GEYLANİ selamladı.