
YUNUS’um söz aldım,
‘Yandım’ dedim saz aldım, sazı geçtim suya vardım,
suyun akışına ayak uydurdum.
‘Uğrak’ dedim sudan çıktım, sığındığım yere geldim. ‘Sığınmak’ derim,
kul düşünür. Sanki sığınan yalnız benim. Hangisi mülkünü ahirete
getirmiş?
Herkes bir yer bulmuş sığınmış.
Her fakirim diyene bakma.
Fakirlik, gelen kulun cümlesinde.
Ne var ki, kulun kimi emanetçidir, kullanır gelir.
Dünyadan geçen VELİ bunları düşünür:
‘ALLAH’ın EMANETİ’ni,
hak yolunda mı kullanırsın?

ALLAH’ımın her kulu, güzelliğe layıktır.
SAHİBİ’nden söz almadan, emanetine söz etmeyin. YARATAN’dır SAHİBİ, gözetendir emanetçi.

ALLAH’ım güvenilecek tek kapıdır.
Şahsım değil varlığım, O'nun EMANETİ’dir.

‘Sahip olduğum’ deme,
‘Emanet aldığım’ de.

CAN kafesini kendine yük bilirsin.
Ne var ki, ALLAH’ımın EMRİ’ni beklersin.
Emanet, elbet emanetçe bakılır.

‘Emanetine verdim, her halini gördüm’ dersen,
yanılmış olursun.
Sen kimsin ki, sana emaneti olsun?
Emanet dediğinin halini başka görürsen,
kulu kuldan ayırmış olursun.
Unutma ki her kul, O’nun himayesindedir.
Ayırmayın, kayırmayın derim.
ALLAH’ım hiçbir zaman kulunu kuluna gözettirmez.
KENDİ GÖRÜR, KENDİ GÖZETİR;
vesile kılar, sana imtihan kapısı açar.
‘Gözetirim’ diyen, ALLAH’ıma şirk koşmuş olur.
‘ALLAH’ım şükür vasıtası kıldın,
koruyucu İSM-İ CELİLİN’le beni ihya ettin’
İhya ettiği İSM-İ CELİLİ’ne layık olmaya çalış ki,
sende daim kalsın.
Verilenin değerini bilmeyen,
hüsrana uğrar.
YUNUS

Akıl yok oluyor ise, beden de yok olur.
Var edilen hiçbir yaratılan yok olamaz,
YARATAN’ımın BİLGİSİ kulunda kaybolamaz.
Az verse, çok verse,
O’ndan gelen gerçeğin emanetçisi olduğunu bil.
Akıl ile, beden ile, RUH'unun emrindesin.
O RUH ki, kayıtsız şartsız uyumdadır.

VAREDEN, varlığına hükmeder;
bilen ile zahmetine himmetini yar eder.
Gel aldı isek bedeni, bilelim YARATAN’ın verdiğini.
Bir beden senden sorumlu ise,
seni gönlünden eden yorumlu ise;
bağladığın düğümü çözesin,
satır-satır okuduğunu, her gününde çizesin.
Ben, aldığım emanetten sorumluyum, sen gibi.
Ya ağaç, ya toprak, ya su, ya yaprak?
Onlar da sana verilen emanetlerdir.
Onları gözet, onlara güzel söz et.

“Bağladık atımızı ağaca, düzenin sergisi böyle;
bekledik gelecek güzeli, YAZAN’ın sargısı böyle.
Her aldığımız emanet, bizden bize yakındır;
dinlendirdik atımız; yolculuk, dilenen yere bakımdır.”
dedi, KAYGUSUZ

Emanet, olduğu yerde korunan;
emanete, halden hale bürünen.