Kanaat
18
OMAR der ki:
“Elden alma, elden de olma.
Elindeki ile kanaat et,
elinde olanın kıymetini bil.”

28
Duman kulu bunaltır.
Madende çalışanı düşün.
Nafakayı dipten alır, dünyaya bulanık bakar.
Üçe-beşe söz etme, ‘Şükür’ de.
‘Gecem-günüm aydın, nafakamı saydım’
‘Yeter-yetmez?’ dersen, yanılmış olursun.
VERMESİ eksik olmaz, kul nasipsiz kalmaz.
Fazla gelen, fazladan harcanır. O da yerinde.
ALLAH’ımın VERİŞİ,
kulun her yönde mantığını çalıştırışıdır.

25
Meyve çok kimse tarafından tadılır.
Ne var ki, toplamasını belleyebilen gerek.
Kul var, olmuşunu toplar;
kul var, ‘Çoğunu yiyeyim’ der,
hamına taş atar.

12
Hasıra yüz çeviren, ‘Halı serilse’ diyen,
hasırı da bulamaz.

17
ALLAH’ımın VERDİĞİ’nden ötesini istemeyin.
Veriş, elbet görüştür.
Ne var ki, dumansız olmak,
her verilene uymak gerek.
Dedim, ALLAH’ımın VERDİĞİ’ne boyun eğilsin,
‘Daha verse’ denilmesin.

5
Yemini yiyen kuş, görür güzel düş.
Yemi fazla gitmiş ise, tazı ona der koş.
Ne az ye, ne çok.

30
Alanın azı çoğu değil,
doldurduğu yerdir mühim olan.
Bazen çok büyük çukura gelir, dibinde kalır.
Az küçük çukura gelir, artanı elde kalır.
ALLAH’ım, kulunun kanaatine göre
çukurunu da verir.

7
pazarda, elime geleni nasibim diye aldım.
‘Azına kanaat, çoğuna şükretmek gerekir’ dedim.
Kanaat, elbet şükrün ötesindedir.

13 mayıs
Çuvalın dolmazsa, torbaya aktar!

4
"...Az ile çoğun hesabını RABB’im bilir,
bana da yeteni verir"
dedi, YUNUS’um