
Sağıra sesi sorsan, işaret ile anlatır.
Halbuki sesin, şekli yoktur.

Ses ile ÖZ, kayıttadır;
hal ile ÖZ, şahitte.

Dünyada
kulağımızın alamadığı güzellikte sesler,
burnumuzun alamadığı kokular,
gözümüzün görmediği renkleri görmek
anlatıma sığmaz.
Köre renkleri anlatabilir misin?

Dünyada var olan her ses
ağaçta mevcuttur.

Sesin ahengi bilindiği kadar değildir.
Evet; ses, müzik ile ahengi bulur,
ayağın yeterliği bittikte şifa verir.
'Ne demek?' dendi:
Hastalıklarda, beklenen ahenk kuruldukta,
şifa vericidir.
Ne var ki, kulun bulması elbet zordur.
'Verirseniz yolunu şaşırana
yardımcı olursunuz.' denilir.
Almayı dileyen arar.
Hiç bir olay durduğu yerde gerçekleşmez.
Nasıl ninni bebeğe uyku veriyor ise,
birbirine denk gelen melodiler şifa vericidir.
(Ritim mi oluyor?) EYVALLAH!
(Ritim araştırılacak.) Evet!
Her hastalığın
('frekansını bulup,
bu frekansa eşdeğer ses frekansı ile
iyileştirme' deniyor.)
EYVALLAH!
Sesin tarifi olmaz, ariften saklanmaz.
Eşyanın sesi asıl sesin örtüsüdür.
(Asıl ses ahiretteki ses mi?)
Evet.

...dedi ALİ sesteki titreşimin uyguladığı hali
satır-satır okudu.

"Atımı yedeğe aldım,
'Gideyim' dedim, ormana daldım.
Her ağacın türküsü kulağıma geldi,
gelmiş geçmiş cümle alemin sesi ağaçta kaldı.
Binbir telle bağlanmış,
demet demet birbirine eklenmiş,
gün gelir verir diye saklanmış.
Madem ki her varolan yok olmaz,
ses te açıkta kalmaz."
dedi, HACI BAYRAM
her ağacın kaydına
selam verdi.
"Öğüt alan söğütte,
kahır bulan çınarda,
şarkı diyen çamda buluşur.
(Bu ağaçlarda buluşulduğu
-tefekkür edildiği- zaman,
açıkladığınız neticeler mi elde ediliyor?)
EYVALLAH."
dedi, HACI BAYRAM
selamladı.

Gönülden aldığın seste,
kulağın görevi yoktur