
Sürüyü bilir misin?
Başı çeken, sürüye sahip olur,
ağıla gidene kadar.
Gelen günde, ağıla son gelendir,
başı çeken.
Dönüşte başı çeken, sona kalır.
Senin anladığın değil.
Başı çeken öyle sanır,
kendini sahip sayar.
Ne var ki, çobanı unutur.
Kavalını çaldığı an, su başında bekletir.
Bütün söz, çobandadır.
Dilediği an sürünün yönünü çevirir,
başı çekeni değiştirir.
Yanlışa giderse, çevirmek caizdir.
Bir sürü, bir başı çekene bırakılmaz.
Yanlış giderse, yön vermek çobana düşer.

YUNUS’um sözü aldı:
“Taşı toprağı elledim, elime nasır belledim,
‘Hey YARATAN, elimi ne güzel kolladın.’ dedim.
Gazelin sözü, garibin sazına benzer;
gönlünden geçeni söyler,
sürüye yolunu buldurur.
Sürünün ne mutluluk olduğu bilinse,
cümle için sürüye katılması için duacı olurdunuz.
Müritlerin ötesindedir.
Mürit mürşitleri gözler.
Buradaki mürşit,
VEREN’in ta KENDİSİ’dir.
Aracı yoktur.
Daha önce verdim,
çoban olsa da olmasa da,
sürüden ayrılanı kollar...”

olumsuz niyet etmeyelim,
verimsiz sürü gütmeyelim.

‘Güttüğüm sürü olsun,
varsın beni başına alsın.’ denir.
Unutulmasın; sürü, ne olursa olsun,
sorumundan mesulsün.
Öyle yükü alabilir misin?
Sırtına vurabilir misin?
Dil ile her kul, alırım der;
uymadıkta, ALLAH’a havale eder.
Kul odur ki;
aldığını, olduğunu ALLAH’ıma havale etsin,
‘Sürünün başına,
yükünü alabilen gelsin.’ desin.

“Çember aldık düzensiz,
ocağa baktık kazansız;
demde güzel, sanmayın yazansız.
Kapalı gelmez kapı, dayanan bulur yapı.
Açıldık gideceğiz,
dileyen her sürüyü güdeceğiz.”
dedi, MERYEM

“...Her adım ALLAH’ımın İZNİ’ndendir,
bilene uyarsan kaderin izindedir.
Durak yoktur gidene,
sürü alıp güdene,
aldığı emanete emeğinden katana.
Aldık sürüyü, bildik sarıyı.”
SARI ANA

Kuşlar söze girerse,
kullar yola giderse,
yolda sürü güderse;
yalnızlık sözü olmaz,
niyazlar yerde kalmaz.

Ben sen demeden,
DOST KAPISI’na söz etmeden,
geldik gidelim;
aldığımız sürüyü,
kim olursak olalım, güdelim.
(Sürü?)
Bilincini paylaşan, her var edilen.
Unutulmasın,
her var edilende aynı bilinç mevcuttur.”
dedi, MERYEM

“Selam sizlere olsun,
gönüllerde kaygu bitsin;
toprak, çimen ile ağaçları ile
çiçekleri böcekleri ile hepinize yetsin;
çoban, sürüsünü sevgisi ile gütsün;
arayan, bulduğunu dağarcığına katsın;
her bir yaratılmış, nefsinde olanı silsin;
var ettiğin ile VARLIĞI’na yol arayan SEN’i bulsun,
ilerde değil anında inandığı gerçekte kalsın.”
dedi, VEYSEL’im selamladı.
(‘Sürüyü gütmek.’ bu mu oluyor?)
Güden de, giden de, uymayı deneyen de;
O’ndan bildiği ile arar ve gerçek ile cümleyi sarar.
Bağlı olan at, bakmazsan bağını çözmeye çalışır,
çözdüğü anda asiliğe alışır.
Sevgi bağı,
bildiğine bilmediğine atılan kementtir.