Durgut

2 ocak
(Resim verildi: TURGUT REİS) Gününü deryada geçirdi, adına REİS denildi, adı ile ADI’na bağlandı. Evet. Dünyada yalnız kaldı, yalnızlıktan gocunmadı. ‘HAK ile beraberim.’ dedi. Denizde-karada-havada, hep YÜCE’yi bildi. Kurtuluş, bildiği anda başladı.

12
“Yamaya söz etmesin, dert deyip göz atmasın, olayda aracı görmesin.” dedi, selamladı. “Niyetinde bulacak, eli elde bilecek. Balık misali, damdan akan damla misali. Verenden aldığın, salihin bildiğindir. Gözden silmezsen, gönülden yanmazsın. Geçeni unutmazsan, gelene bakmazsın.” dedi.

9 mayıs-1
TURGUT REİS der ki: “ALLAH’ımı bulabilmem, forsa olabilmem iledir. Öyleyse forsalık, bana ceza değil lütuftur. Şu anda oğul da, kendini forsadan sayar. ‘Zincirlerim açılsa, cezadan kurtulsam.’ der. Elbet açılır, kul oldukta köprüden geçilir. Günü geldikte, sevince düştükte; olanlara güleceksin, dert dediğine sırtını döneceksin. Gönüller ferah olsun, cümleniz selamlansın. Kaderini ÇİZEN’e, havale edilsin. Kaygu almayın, niyazlar yerini bulur. Her gün, aydın kapıya adım atılır. Allah’ıma emanet olunuz.”

13 mayıs
“Deniz aşmağa, günler geçmeğe mecburdur. Nasıl denir. Deniz aşar mı? Elbet. Her an gider, her an döner. YM. Gitmese nasıl yağmur yağar.”  Sözü TURGUT’tan aldık, (TURGUT REİS) semaya daldık., seyrine kaldık. YM. 

11
Gemiyi limana aldık, olayı DURGUT'a sorduk. (TURGUT REİS): "Kervan yolda oluşur, dilenen yerde buluşur, liman söz ile gelişir." dedi, selamını iletti.

5 şubat
(Resim verilir: TURGUT REİS) Yazdık çizdik gönüldeki soruyu çözdük. ‘Dünya.’ dedik gezdik, her kulunda HAK NURU’nu sezdik. Adımız dilde kalsa, gönlümüz cümlenize katılsa, sevgimiz kainatı yıkardı. Yıkmaktan değil, yıkamaktan. Adımız enginde, AŞK’ımız denginde kaldı, günün düzenine kum misali katıldı. TURGUT dediler, adımız andılar. (İki can ekler: ‘Az evvel TURGUT REİS’ten söz ediyorduk.’) EYVALLAH! ‘DURGUT’ diye verildi. ( Ağustos  tarihli tebliğde ilk kez söz edilmişti.) EYVALLAH! (KAPTAN DRAGUT, TURGUT REİS deniliyordu sağlığında.) EYVALLAH! 

18
“Kement attık gelesin, dağda keklik bulasın, deryaya ayak atasın.” dedi, DURGUT  söze geldi: “Aç balığı doyuran, aç kediye tutturan, ak ile karayı gündüzden ayıran sohbetimiz geçerlidir. Muayyen yerde muayyen günde hep aynı deneyi yaptın. Oğlak bağırsağı denedin mi? (Balık yemi için mi?) EYVALLAH! (oğlak bağırsağı ile nasıl çalışılacak?) Solucan misali yaparsın. (Yine pek iyi anlayamadım?) Sucuk. (Yem için deneyimler yeterli mi?) Evet. (Yemin içine, başkaca ne gibi malzemeler katalım?) Balık kemiği ile katasın, attığını tutasın. Emin ol ki, hamdına düşersin, aldığım ile taşarsın, erdiğin ile şaşarsın. (Yemden dolayı mı?) Kement attık çağırdık! Düzce olur yasası, tezce gelir tasası, sevindirir posası. Geldik verdik, tas ile, sildik sardık pas diye, nasip aldın koş diye. ‘Diledik verdik.’ demiyelim, EMİR’den geldik! (s: Bundan sonraki her soru için DURGUT’a mı danışacağım?) MEYDAN’a geldik saz ile, buluştuk cümle söz ile, elde tuttuk koz ile. Kazı yolduk eti aldık tüyünü yastığa koyduk. ‘Derman!’ diyen kuluna fermanı HAK’tan dedik. ER HAK’tan, kul HAK’tan, söz HAK’tan, veren HAK’tan, alan HAK’tan, buna inandık çoktan. Sildik çalımı neyi, söktük direği, dedik ‘Ne çadır ne zaman, SEN’den geldik, SEN’sin bize aman.’ O geldi, O güldü, O verdi, O bildi. Bana ne kaldı? Kala-kala bir desti, bir de kaynağım var. Dolu-dolu alırım, HAKK’ın kulu olurum. Çeşmeyim aka-aka, yalağım baka-baka; destiyi alan gelsin, suyunu bulan bilsin, kulluğuna sevinsin. Meyhane gelenlere, meyhane bilenlere, AŞIKI olanlara, verdiğince verir, aldığınca görür.” 

6
“Beklediğim kapıda, temel attığım yapıda; değirmen misali döndüm durdum, ayağa zinciri sardım.” dedi, DURGUT sözü aldı: “Her kürek sayıldığı gibi, her tayfa soyunduğu kadar, her liman bilindiği yerde söylenir; yumağını güçlükle sardığını sanır. Bilse, yazılı olanı okur; elinde olanı, bildiği ile dokur. Dünyayı, TEK nefeste kaldığım gün belledim. Bir tasta su ile ekmeği kardığım gün, içine peynir mayası saldığım gün; ‘Mana, yoldan geleni bilir.’ dedim, gönlümü  telledim; koca ömrümü üç güne bağladım, geçen güne ağladım.” dedi, DURGUT cümlenizi selamladı.

13
“Çevirdim dümeni, devirdim demiri, bekledim her an RABB’imin EMRİ’ni.” dedi, DURGUT REİS söze geldi: “Komşuya, aldığını sordum; ‘Konutta…’ dedi, kaptandan kaptana hükmü iletti, gölgeyi aşana köprüyü açtı; cümleye selam dedi, selamet diledi. Adaya ayak basan, sulardan gölgesiz geçenin bulacağı önce kuşlardır, sonra taşlardır. Adım-adım yürüdükçe, dağlardan yukarı yükseldikçe; VEREN’in VARLIĞI’na güvendi, GÜCÜ’ne dayandı, öylece HAK GERÇEĞİ’ne uyandı, selamladı.”

3
“Buğdaylar boy verdi ise, gören ekicidir. VARLIĞI’na inandı ise, denizden gelen dalgalara boyun eğmez; DURGUT, bildiği gerçeği balıklara sormaz; gönülden gönüle gelenin, her gönülde bulanın, sorgusu kalmaz.” dedi, DURGUT selamladı. 

4
“Her düşümde SEN’i gördüm, diz üstünde niyaza durdum, gemiden karaya yelkensiz indim.” dedi, DURGUT sözü aldı: “Kuşlar kanat çırptılar, balıklar suyun üstüne kalktılar, komşudan komşuya kapı açtılar, ‘Selam’ dediler düzene döndüler. SEN’den gelen, SEN’de bulan, beni SEN’den diye övüp kum üstüne salan, bin bir soruyu aldıkça gerçeğin sırrına dalan YUNUS ALEYHİSSELAM; sözden söze ulaştırdı, aldığı yağı sırtına bulaştırdı. Gam demeden, ham yemeden, en güzeli bildi isek; gülelim, SEN’in yolunda YUNUS ile yürüyelim.” dedi, DURGUT selamladı.

9
“Destan yazdım güzelden, mercan aradım tez elden. Dediler ki; ‘Deniz-derya sözlüdür, bataklığa girersen sazlıdır, her birini gerçek dersen niyazlıdır; ‘SEN’i-beni BİR’ledim, ADI’nı andım gürledim’ dersen, nazlıdır.’ ” dedi, DURGUT sözü aldı: “Komşu değil andığın, gelir-gider sandığın. Komşuya selam veren, konuk ile huzuru bulan; gölgeyi silendir, deryada inciyi bulandır. Seslendik kulağına HAK ADI’nı her daim, DOST’luk çember içredir, bilgisinde HAK kaim. Gelir-geçer, yükün ağırını atar; gelir, niyaz ile elini tutar.” dedi, DURGUT selamladı. (Bir cana özel hitap mı var?) EYVALLAH. (t’ye mı?) EYVALLAH.

15
"Birinden ipek aldık, birinde köpük gördük, birinde sevgiliyi sardık, birinde meyveyi bulduk; gölgesiz erişen günlere öylece erdik, ummayı asla usumuzdan çıkarmadık ve umut kapısında hiç dönmedik; AŞK ateşi her daim yandı, sönmedik. RABB'im AŞK'ımızı bilendir, RABB'im pasımızı silendir; hatalar bizden gelir, O sadece gülendir. " dedi, DURGUT selamladı.