Ebubekir

5
Deryanın içinde, deryayı bilmeyenler,
gönlü pak gözleri görmeyenler,
‘Göreyim.’ diye açmayanlar;
HAZRETİ EBUBEKİR der ki:
“Açmayan, AÇTIRMAYAN’a tabidir.”


16
ADEM’den ömür, MERYEM’den sabır,
OMAR’dan adalet, EBUBEKİR’den sahavet dileyin.


9
Suyun kaynağı KABE ise,
kolları kul gönülleridir.
Sen kul gönlünü hoş et ki,
kollar seni KABE’ye getirsin.
Ebubekir

6
OSMAN’ın halifeliği,
OMAR’ın halifeliğinden üstün mü?
Birinin adaleti, öbürünün celadeti,
HAZRETİ ALİ’nin kuvveti,
HAZRETİ EBUBEKİR’in sahaveti.
ALLAH’ımın,
kendilerine LÜTFETTİĞİ SIFATLARI’ndandır.
Her halleri ile hallenelim,
karınca kararınca nasiplenelim.
Analarını, bacılarını örnek alalım,
onların halleri ile hallenelim.
Hallerini alırken, özelliklerini dedik.


15
Kapıda köle olunmaz.
Yapıda amele olalım, harcını katıksız bilelim.
Aynayı tutan MEVLÂNA.
Kainatı sevdiren, hep sevelim diyen MEVLÂNA.
Dolaştı diyenle, halleşti dinleyenle.
‘Yerimiz belirdi, YUVA’mız kuruldu.’ dedikte,
niyete verildi, temeli atıldı.
Açılan ikinci kapıdan binanın harcı verilir,
yapıya öyle girilir.
Ebubekir

23
 Yapıya katılalım, katıkta noktayı bilelim.
Bina benim eserim demeyelim.
Ebubekir

5
Vurana el değmesin, vuranda gönül kalmasın.
Vuran el, vurdurandandır.
Ebubekir

26
Yel O’nun, sel O’nun, yolunu bildiren O’nun.
Yele-sele kapılmadın, yolunu göstere uy.
Darlıkta, darda olanın kaygusunu duy.
Duy ki, darlığın geçende;
darda kalana elini verebilirsin,
onda darlığın kaygusunu silebilirsin.
Cebir kimseye yaraşmaz,
kibir yerini kuluna asla vermez.
Yanılmayın! ‘Kibirli olan yok mu?’
derseniz, kuluna dedim.
Kulluk odur ki;
O’ndan gelene uyasın, uydukta kibri nereye koyasın?
‘Doğuşun görüntüsü var mıdır?’ derseniz, elbet!
Sildiğin an, doğuşundur.
Ebubekir

2 mayis
(Resim verilir: GAZELİ)
Güzelin yeri, yönü, günü sorulur.
Güzel; gördüğündür, sevdiğindir, bildiğindir.
‘Çirkin nedir?’ dersen, sildiğindir.
Dal ile ağaç birdedir. Her gelen, YAR’dandır.
Her veren GÜL’dendir.
Verilen, sahabeden GAZELİ.
EYVALLAH diyelim.
Azalan, çoğalan, değerini her güne bulduran,
adını EBUBEKİR diye verendir.
“Anamdan babamdan aldığım beni,
GÜL’ümden aldığım gönlümü eğitti.”
dedi, selamladı gitti.


23
Aç olanın midesini, tok olana sorma.
Tokun yanında helva karma.
Aç huzuru toklukta bilir, tok huzuru çoklukta arar.
Kör sağıra acır, sağır topala.
Güzelin görüntüsü oradadır.
Çünkü her bilinen YAR’dadır.
Çiçek çiçekten almaz. Çünkü el ele vermez.
Emaneti arıya verir, arıyı aracı görür.
Gerçek, olayın oluşudur, gemiyi kaptanın bilişidir.
Gördüm bilmeden, bildim uymadan,
dedim ‘Olmaz duymadan.’
Duyayım, bildiğime uyayım.
Selamın aldık, gönülden bir olduk.
Ebubekir

22
Elmayı dörde bölsen,
dörtten birini alsan, öbürü haram mıdır?
Olumsuzluk biri dörde bölmek,
birini alıp üçünü inkar etmek.
Olay budur.
Cümlenizin yolu MUHAMMED Yolu’dur.
EBUBEKİR, OSMAN, ALİ, OMAR.
O’nun dörde bölünmüşüdür.
Birini alsak, öbürlerini inkar haktan mıdır?
HAKK’ın YOLU’ndan mıdır?
O’ bizim, biz O’ndan.


23 temmuz
“Gözde nur, gönülde PİR olsun,
cümlede bulsun, selama dursun.” dedi,
RESULÜ’nden Selam getirdi.
Kayıtta yazılı. ‘Kim getirdi?’ dendi.
Yazıcı. ‘Kim?’ dendi.
EBUBEKİR HAZRETLERİ.
“Selamım onlara olsun,
aldığım cümlede kalsın,
kainatta BİR olsun.
NUR’dan aldı, PİR’den yaydı.
Paylaştığı cümlede.
ALLAH’ım RAZI olsun,
sorgusuz bulsun.” dedi.


24
Gönüller hoşnut olsun. Geldim, selamet diledim.
Soğuk değil, sıcak değil.
Andınız geldim, aymayı bilenleri gördüm.
Yazıyı alandanım, sıraya koyandanım.
Sadaka alan mı veren mi sevaptadır?
Suçu işleyen mi işleten mi günahtadır?
Sevabın, alana da verene de yazıldığı bilinsin!
Günahı işleyen işleten günahtadır!
Bildi ise, tövbekar oldu ise;
AFFI'nın yüceliği, kulunun yerini buldurur.
'Adak yerinde midir?' denir.
Sevindirdiğin kullar kadar.
'Ayyaş, yolsuz mu?' denir.
Ayyaş, gönülden silmediği yere kadar.
'Yazılı değil mi?'  dendi. Elbet yazılı.
Gönülde olduğu zaman silene selam verilmez,
olacağını bilmediğin neticeye elbet iltifat edilmez.
'Ben kendimi bilirim, sorgumu düşünürüm.' diyenin,
yargısı da, sorgusu da kendine aittir.
Aksini ispata çalışmak, kulun kula vereceğini aşar.
Selam olsun, gecenin RAHMET'i gönüllere dolsun.
Ebubekir

14
Ayağında meydan tozu, gönlünde RESULÜ'nün hazzı.
"YA ALLAH!" dedi, EBUBEKİR resmini verdi:

Gelen akımın suyundan yükümüz verdik,
seyrinde güzeli gördük.
EBUBEKİR ÖZ'ünde, dünya silindi gözünde,
RESULÜ sevgisinde
"Su başına gidelim, resmimizi verelim."
dedi, selamını iletti.
“Saygılı oluşumuz, Sevgili'yi buluşumuzdur.
Sevgiden maksat, O'nu, O'ndan geleni bilişimiz,
kadere EYVALLAH deyişimiz.
O BİLİR, O GÖRÜR, O SEVER, O SEVİLİR,
O'nda SELAMET, O'ndan VELİLERE keramet.
Yoğun çalışma denilen O'dur, O'ndan gelendir.
YM diyelim, yükümüz ile yapıyı kuralım.
Yükten maksat, AŞK'ımız.
Günde zorlayan, gelende huzuru bulduran.
ALLAH'a ısmarladık.
"
Ebubekir

27
(Resim verilir: HAZRETİ EBUBEKİR.)
Ağızdan döktüğü, elinden diktiği, her kula baktığı bilinir.
Sunduğu her sözde, HAK KELAMI okunur,
‘RESULÜ’ne en yakındır.’ denilir:
EBUBEKİR sayfaya resmini verir.


11
ÖMER’den söz ettiysek, EBUBEKİR’e sözümüzü verdiysek,
OSMAN ile gerçeğe nokta koyduysak,
ALİ ile nefesleri paylaştıysak;
RESULÜ’ne ulaşalım, HAK ADI’na çalışalım diye…

Hacı Bektaş

5 aralık
Seyre geldiysen güzeli, yerde bırakma gazeli!
Himmeti hizmetini bekler,
hizmetinin olduğu yerde hikmetini saklar.
Hizmetini bütünle ki, saklı olanı bulasın.
Ebubekir

4 haziran
Bağladık nefsimizi, bekledik ÖZ’ümüzü.
RABB’im ile sözümüzü BİR’ledik, birlikteyiz;
zorladık, gürlükteyiz.
Şükürler olsun, her zerremize SELAMI dolsun.
Ebubekir

12
(DÖRT HALİFE, DÖRT KUTUP mu idi?)
Hayır, değil! HALİFELER’in görevi başka idi.
HAZRETİ MUHAMMED’in zamanında,
DÖRT HALİFE ve SAHABELER’in kabları
YÜCE tarafından genişletildi.
Yoksa onlar, HAZRETİ MUHAMMED’in
o NUR’una dayanamazlardı.