Şems

13
“Oynamayı bıraksın, kalemi ele alsın, yüzünü güldürsün.” dedi, ŞEMS HAZRETLERİ geldi: “Ne sahibisin, ne SAHİBİ’nden çok seversin. O'nun VERDİĞİ’nden, niye üzüntü edersin. YARATAN’ın kuluna VERDİĞİ; sana şer gibi gelse de, unutma ki en hayırdır.”

31
(Resim verilir)
 Almayı dileyene, YUVA’nın sahibine verdik. ŞEMS ile babasını.

25
“Dünyayı oynatmazsan, neticeyi bulmazsın.” dedi ŞEMS’im geldi: “Gönülde AŞK mı dolu, yoksa cümle mi kulu? Elbet cümlesi kulu. Senin gönlündeki AŞK, sadece yağ kandili.” dedi, ŞEMS gönül ateşini yetersiz buldu. Kendi ateşini elbet. Sana söz demek, kulunun haddi mi? Sevginiz olmasa; suyunuz akmazdı, sohbetimiz bulunmazdı. Dostluğumuz ne senin, ne benim, ne de bir başka kulun sözü değildir. Sadece “OL!” diyenin, YOL AÇAN’ın EMRİ’dir.

1 aralık
ŞEMS, “YM.” dedi, selamette hayreti sildi. “Güzel olacak, uyduğuna sevinecek. Niyazını aldım, ilettim. YM. Gümüş kapandı, altına yol verildi. Niyette açık kalsın, yolu açık bilsin. Tek sözüm, sadece helalde kalsın. Helalde teferruat aranmaz. Vicdanına yük olan her şey haramdır. Sözümü açık yazı yapsın, gözünden ayırmasın. Ona sadece öyle olduğu sürece sonsuz yardımım olur.” dedi yürüdü.

23
“İlk geldiğini unutma. Dileğini ‘Senden aldım.’ deme. Sen nasibini aldın, ‘Almadan gitmeyim.’ demedin mi?” 

5 aralık
(Resim verilir: ŞEMS ve MEVLÂNA) Gelişim-verişim, ŞEMS ile karşılaşım. ‘Sevdiğim.’ dedim, sevgiyi onda çözdüm. Her aradığımı buldum sandığım, sevgimin AŞK’a dönüştüğünü yine onda gördüğüm vakıadır. Oluş, gönlüme doluştur. Anılan sadece O’dur. Sevginin kulda başladığı, AŞK’a dönüştüğü bilinendir. Bilinmeyen, zemini ve zamanıdır.

19
Her ata binebilsem, her köşeyi dönebilsem, AŞKI ile yanabilsem; kalacağım, kalacağım…” dedi, ŞEMS her gölgeyi anında sildi: “Açın güzel gönülleri, bilin veren kanalları! Bir öğüt, bin sevabı getirir; bir fit, bin sevabı götürür!” dedi, cümleniz ile selamlaştı. “MEVLÂNA aldı, aldığı halde kaldı, bildiği her zerrede bulduğu oldu, bileni bilmeyeni sardı, bilmiyen için HAK’tan yardım sordu. Bilecek gelecek, ŞEMS elini verdi, hali ile kalacak. Her niyaz, bilen ile bilmeyeni bağlar; bilse bilmese, o yaratılıştadır, kul ağlar. ‘Nasihat veren, sevilmez!’ dediler, bana bileni övdüler. Sevse sevmese nasihat vereceğim, huzuru öyle göreceğim. Sakin, daha sakin olasın, merdivenden bile-bile inesin; başını HAKK’a eğesin, sadece soru sorana dik tutasın! ALLAH’ımdan başka soru gelmez, kul kula hesap vermez! Soru soranı geçesin, olduğun halde geleni seçesin! Her kulun kaderidir, imtihan olur, HAKK’ını öyle bulur!” dedi ŞEMS her an yanında olduğunu söyledi. (MEVLÂNA, ŞEMS’in talebesi değil mi?) Evet. MEVLÂNA. ALLAH’ıma emanet olasınız 

22
“Derman SEN’den ALLAH’ım, selam SANA. MEVLANA ile dostluğumu sundum cümleye.” dedi, ŞEMS selam ile söze geldi: “Altını aramadım, su buldum destiyi soramadım; söz verdim, duvarı öremedim; gönül verdim, cümlenizi doğuşta göremedim. ‘Yaprak yaprak oluşur, bir ağaçta buluşurlar.’ dedi, MEVLANA cümlenizden ALLAH’ımın RIZASI’nı diledi. Doğuşta buluşmadık, oluşta söyleşiriz. Doğuşta maksat: cümlenin toplandığı, MEVLÂNA’nın anıldığı. (Şeb-i Aruz Törenleri mi?) EYVALLAH. Yol bizleri bağladı, hal her bileni eğledi, gönülden gönüle köprüler kuruldu. Dayandığımız GÜÇ’te ALLAH’ım vardır, sakındığımız suçta AFFI Yapraklara ses sordum, ‘Esen yel ile’ dediler; toprağa ses sordum, ‘Akan sel ile’ dediler; kuluna ses sordum, ‘ALLAH! ALLAH!’ dediler; ALALUNAĞME’de cümlenizi, var olanlar gördüler.” dedi, ŞEMS selamladı.

28-1
Mey ile özendiğim, ney ile uzandığım, gönül ile kazandığım der ki; ‘BİR’den gelen, BİR’de bilsin, BİR’i öylece bulsun.’ AŞK’ı ile bezendiğim RESULÜ’nden gelir bana, RABB’im niyazımı ettirir bana. Ben ki yeşil yapraktım, ben ki yerde topraktım; olmuşu olmamışı, kalmışı kalmamışı kendimden sildim attım, bilgimi cana sattım. Damla-damla verdiğini, ipi ağaca gerdiğini bildiğim her canlıya selam verdim yürüdüm; cümle sevgiliyi, sevgim ile sürüdüm. ‘Süresin her geleni, sevesin her bileni.’ dedi, ŞEMS bana. Dedim ki; ‘Nagünü açacak YÜCE MEVLÂ, o zaman sen ya ŞEMS?’ ŞEMS’in bana verdiğini cümlede göreceksin, seni beni cümleyi ağ gibi öreceksin.

31
“Meram yolumuz; mekan durağımız; makam muradımız. Korkuya yer vermeden çıkalım yola, diyelim ‘Cümlemiz uyalım GÜL’e.’ ” dedi, ŞEMS sözünü yerden göğe dağıttı. “At ile deveyi birde sarmayız, birinin verdiğini öbürüne sormayız. Karlı yollardan geldik, çamurlarda izimizi serdik, cümlesine sorduk; ‘Yolun, kimin yoludur?’ Denildi ki; RABB’imin.’ Aş diledik, baş verdik; AŞK diledik, düş gördük. Dağda yolda, cümle taşlara sorduk; ‘Gelenden mi alırsın, gidenden mi bulursun, kendin kendinle mi olursun?’ Cümlesi ‘EYVALLAH!’ dediler, kendi ÖZ’lerine kendileri katıldılar, gittiğimiz yollarda her adımımıza atıldılar.” dedi, ŞEMS selamladı.

              

Resim