
(Resim verildi: HAZRETİ ALİ ve eşi
HAZRETİ FATIMA) Doğruyu idrak eden, ALLAH’ımın
NURU’ndan olduğu için sevgisine düşen, O’ndan geldiği için hürmette
kusur etmeyen HAZRETİ ALİ ve eşi HAZRETİ FATIMA. Kusursuzluk beklemeyelim, ‘Kusur.’
deyip dönmeyelim. Kusur gördü isek, kusurun sebebini arayalım. Yoksa hataya ‘Hata.’
demek, en kolaydır. Ne var
ki seçilen, yolun en zorlusu. HAZRETİ ALİ’yi örnek alalım. Elbet
PEYGAMBERİMİZ örneğimiz. Ne var ki, PEYGAMBERİMİZ’in
ilk yetiştirdiği kul HAZRETİ ALİ’dir. HAZRETİ
FATIMA’da, bütünlük mevcuttur. Kusur arayan kul, bütünlükte de bulur.

(Resim verildi: HAZRETİ FATIMA) Yanımızda olanın, onbir’in biri, ‘Eşimin?’ dedi, ULU’sunu diledi.
(t) HAZRETİ FATMA
resmini verdi. ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun. Resmin özelliği merak
edildi. GÜLÜMÜZ’ün gülü değil mi? Resmin bir özelliği de, kaynayan
kazana benzeyişidir. HASAN-HÜSEYİN efendimizin ateşidir. “ Ne
mutlu alana, layık olana. Cümlenize selam olsun, benden sorulan yerini alsın. Aslında
beni bulan, adımı yandıkça anan, bilsin yolumdadır.”

(Resim verildi: HAZRETİ FATIMA) Aynayı aldığı günden, yolunu bulduğu güne kadar;
'Derdim!..' demeden, kayguya düşmeden, gidişe uydu,
doğuştan yerini buldu. Sorana verdik; FATIMA. SEVGİLİ'den
Sevgili'ye katıksız aldığını, katıksız verdi, cümlenizi sevgi ile
kucakladı.

(Resim verildi: HAZRETİ FATIMA) “El ile övündüğümüz günden güzele geldik,
oluşana O’nun gözü ile baktık” dedi, FATIMA selam ile resmini verdi. (HAZRETİ FATIMA mı?) EYVALLAH.

“Selam olsun gelene.” dedi, FATIMA selamı yoldan gelene
iletti. “ÜÇ DOST’um diyesin, üç öğünde anasın, AŞKI ile yanasın,
O’nun ile bulasın.” dedi, FATIMA selamladı. ‘ÜÇ DOST kimdir?’ denilir. ALLAH! ALLAH!
ALLAH! LAİLAHE, İLAHE, İLLALLAH.

Yapıya her gelene selam olsun. Gizli olan değil, açık
gelen kulu sarsın. FATMA’nın üç öğüdü kuluna anahtar olsun: “ Yuvada
ahenk, gönüldeki ahenk ile eşittir. Kul, bilirse doyumlu; bilmezse
sadece taşıttır. Kadın, komşu ile ahenkte ise uyumlu; ‘Bilmeyen
ile olurum…’ derse, eşit değil çeşittir. Kadın analığını
bilirse; yuvada, çevrede, soyda kendini bilendir, hizmetini verendir. Gönülden
analığa uydu ise, ALLAH’ım yardımındadır. Yoluna hiç taş gelmez.
EYVALLAH cümleye.”

“Her gelene üç öğüt, her sevene bir söğüt…”
dedi, HAZRETİ FATIMA cümlenize selamını iletti. Dedi ki: “Her gece on
bir defa ‘YA ALLAH..’ diyesiniz, uykuya öyle girersiniz. Her seher
uyandıkta, on bir defa ‘HAY ALLAH..’
diyesiniz, güne öyle giresiniz. Her öğün, ‘ELHAMDÜLİLLAH..’
diyesiniz, şükrünüzü YARATAN’a bildiresiniz… Gün hayırlı başlar, gece
aydın yürür, kul her öğün şükrettikçe rahmetini bulur.” dedi,
RESULÜ’nün sevgisi ile cümlenizi kucakladı.
“Gelmeyi dileyen, yorumda kendini bulana selam olsun!”
dedi, FATIMA selamını iletti.

“MEYDAN her kuluna açıktır, her yola kulu çağırır,
dilersen yorumsuz getirir. Yağdan baldan söz alsak, her dileyene versek,
BAĞIŞLAYAN ADI’na sofrayı kursak, elimizi açsak ‘ALLAH’ım!’ desek; kime
hesap vereceğiz, kimden sorgu açacağız?” dedi, FATIMA cümlenize
selamın iletti: “Her öğünümüzde şükür dedik, kuru lokmayı bal
misali yedik; ne DOST KAPISI’ndan uzak kaldık, ne yolumuzu cümleden esirgedik.
ESİRGEYEN, yolun taşından korur; BAĞIŞLAYAN, sanma hataları
yüzümüze vurur. Sen seni bildiğin an, yargın da kendindedir!” dedi, FATIMA
RESULÜ’nün selamını cümlenize iletti.

“Komşuya el verildi ise, bil ki YÜCE GÖREN’dendir,
sevdiğini sevdirendendir.” dedi, FATIMA selamın aldığı, durduğu
her eşikte gölgesini sildiğini, cümlesine sevgisini yaydığını
söyledi. “ Benden o’na selam olsun, o’ndan cümleye selam kalsın.” dedi, yürüyen
her dosta muhabbetini iletti.

“Soğuktan sıcaktan beklediğini, yetenden
yetmeyene eklediğini sorsalar, diyesin ki; ‘Her lokmanın bir nasiplisi
vardır, bilmezsen zordur, bilirsen kardır.’ Açtığın her sandık
gençliğin sesi ise, kapattığın her sandık bilginin özü ise; her gün
arayana açasın, soran ile paylaşasın!” dedi, FATIMA MEVLANA ile selamını
iletti.

(Resim verildi: HAZRETİ FATIMA) FATMA ile
söze geldi, sözünü cümle ile gülledi. “Gönüller hoşnut olsun, her bacı
sevgisinde buluşsun.” dedi, selamladı.
“MÜHÜR RESULÜ’nündür, RESULÜ’ne RABB’imin
armağanıdır; dilediğine yansıtır, asla rivayet değil
gerçeğin yansımasıdır. Dile verilmez. Doğdu ise ölecektir, gölgesini
bilecektir, ancak o zaman açığa verilecektir. Dayanmayı bilenden
esirgediği olmaz, bilenden saklı kalmaz; RESULÜ’nün ismi geçende, ‘Gerçek
mi, değil mi?’ diye yorum yapılamaz.” dedi, HAZRETİ FATIMA sözün
özünü verdi: “ALİ ile geldik, birlikte bulduk, sağ ile solu
bir bedene koyduk. Gelen gidene selam olsun, alan bilene selam olsun.
Ayağımız toz almaz. Her bilen, kendinden kendine sorsun; ‘RESULÜ’ne ne
kadar uydum? RESULÜ’nü ne kadar duydum? Nereye kadar götürdüm, benliğimi
nerede bitirdim?’ ” dedi, ALİ ile FATIMA selamladı.

“Latif adımıza uyalım, sevgiye
cümle ile doyalım; zengin isek, kendimizi fakir yerine koyalım! Diyelim ki;
‘Tok ile tok olmayı bildiğimiz kadar, açı da doyurmaya yönelelim!’ Biz el
ele verirsek, biz sevgiyi RABB’imizden bilirsek; olumsuzluk asla yolumuzda
olamaz, sorunumuz bilgimizde kalamaz.” dedi, FATIMA cümlenize selamet diledi,
HAK olan, hayır olan her yerde olduğunu söyledi, selamladı.