
"Ayağından kaygu almasın." der,
İBNİ SİNA yolundan verdiğini, dayandığın kadar
bulacağını söyler. Sevdiğin kadar sevilirsin. YARDIMCI'nı öğren,
" Ona üç sözüm var, yolunu açacak." der. " Sabır, uyum,
şüpheden uzak kalmak."

"Dertliye deva olur, hastaya şifa
bulur, kendini susuz görür; ne var ki, suyun içinde, güzelin düşündedir.
Kayguya ses vereni duymaz, aldığı ile verdiğini saymaz." dedi,
İBNİ SİNA sözü, adı ile anılana, RESULÜ'nün adına sahib olana, elini aldığı günden verdiğini
söyledi. "Yıldız ilminden, gök biliminden,
yaprağın dilinden, kuşun halinden bilendendir. Hali ile
hallendiğin günden, sevgisi ile dolacağın, kül hale geleceğin
güne kadar el eleyiz." dedi selamladı. ALLAH'ıma emanet olunuz. (Resim verildi.) Çevre ile çehrede doyumu buldu, güzel ile
çirkinde uyumu gördü; " Güzel dilde, çirkin halde bulur." dedi,
olayın özetini verdi, çirkini öylece sildi. " Seymen olanın, yoldan
gelenin kaygusu silinsin." dedi, selamladı, yürüdü.
“Bakır çaldım, pirince verdim, elde olanı bilekte saydım,
her günün gecesinde yıldızlara sordum; ‘Geceden mi güzelsin, Güneş’ten mi
özelsin?’ Dediler ki; ‘Bir bir oluştuğumuz, kainatta
buluştuğumuz, VAREDEN’in SIRRI’ndandır.’ “dedi, İBN-İ
SİNA sözü aldı: “Yıldızdan yıldıza yol açalım, seferde olana
ışık saçalım, DOST KAPISI’nda bekleyen her kuluna müjde verelim. Gölgesiz
günün gecesinde, her yıldızın hecesini görürler. (Kime?) Gölgesiz gün geçiren cümle kullarına.
Yapıya her kulu talib olur, ne var ki, nasibi olan bulur.” dedi,
İBN-İ SİNA her yıldızın bir gölgeyi sildiğini söyledi,
selamladı.

“Sağ ayak, sol ayaktan atiktir. Sol el, zaman içinde
tetiktir.” dedi, İBN-İ SİNA sözü aldı: “Her damla suya baş eğdik, diz büktük, her
bilginin önünde çöktük. Dedik ki; ‘Bilgimize sınır çizmeyen, gerekmeyen bilgiyi
aklımızda çözmeyen, BİR’liğine yorum katılmayan, sevgisi gönülden
atılmayan. Bağlıyız, bağımız AŞK’ın; bilmezse kulu SEN’i, döner
halde şaşkın.’ Döne-döne oluşuruz, gider gelir buluşuruz.”
dedi, İBN-İ SİNA düz ovada ekili ekinden her tanesine, bilgisini
savurdu, selamladı.

“El ele olacağız, kapalı kapıda
duracağız; açılsın diye bekleyecek, açılmazsa kıracağız.” dedi,
İBN-İ SİNA sözü aldı: “Dost geldi ise kapıya, talib oldu ise yapıya; açmayan,
kul değildir. Dayandık YÜCE’ye, gücümüz az değildir. Güzel dedik her
olaya, sözümüz sadece haz değildir. Aşı ocağa koyduk, noksan
gelen, tuz değildir. Sabır dedik, niyaz ile bekledik, her olayı niyaz ile
topladık.” dedi, İBN-İ SİNA selamladı.
“Duvarı öreceğiz, DOST gelsin diye
kapısını açık göreceğiz. Her gönülde olanın gerçeğini, kendisince
varlığını, VAREDEN’in yapısına diye seveceğiz.” dedi, SİNA söze geldi: “Kapıyı dar örmeyelim, YAR gelir bulur. Çatıyı
kapatırsak, yerdeki çamur kurur. Aldığımız yolu bildik, RABB’imiz korur.”
dedi, SİNA selamladı.
“Dümen olmazsa, gemi yürümez. Ocağı yanacak, yolunu
bilecek, kaptan hazır oldukta yolu verecek. Dumanın yeri belli ise, kaygu asla
gerekmez.” dedi, İBN-İ SİNA söze geldi: “Bir-bir aldık tayfayı, gezdik geldik Hayfa’yı. Oturanı
sileceğiz, gösteriyi böleceğiz, hayır dedik güleceğiz. Hayfa;
uyumsuzların bellendiği liman… Mayaladık hamuru, yıkadık çamuru; belledik
toprağı, bekledik yaprağı. DOST yapısı bizdedir, cümle alem gözdedir,
güzel çirkin sözdedir; gülmeyi biliyor isek, dilediğimiz eldedir.” dedi,
İBN-İ SİNA selamladı.
“İBN-İ SİNA geldi de, HAK aşını yedi
de; bayrak aldı eline, çıktı TUR’un yoluna. Bayram oldu diyecek, sesini cümleye
verecek. DOST KAPISI’nda durdu, kapalı kapıya vurdu. Gölgeyi sildi geldi,
kapıyı açık gördü, oymayı ele aldı. Dal dedik, derya senin; hal dedik, güzel
sende. Ne onda, ne bunda, yolun düzeni sevgide.” dedi, İBN-İ
SİNA selamladı. "BUYRUĞU, sana bana değil cümleyedir.
(HAKK’ın EMRİ?) EYVALLAH. Korur kayırmaz, sever ayırmaz, zoru verse de
kolayı çevirmez. ALLAH’ıma emanet olunuz."

“Kaş ile gözde derinin eğitimi önemlidir, el
ile ayakta iskeletin eğitimi önemlidir. YEMEN’den söze geldik, söz aldık
size geldik, günün yorumunda dize geldik; aydın olan her kul ile, gönül
ağı kurduk.” dedi, İBN-İ SİNA sözü aldı: “Beyin eğitiminde düşünce gerekli
ise de, dağılana değil toplanana yer verilir. Bağlayıcı
HÜKÜM’de, seyir halinde olan her bilginin, boşluğa yerleşmesi
gereklidir. Doldurulmayan boşluk, geçerliliğini zaman bölümü içinde
kaybeder. Oynak olmayan her kemik, koruyucu görevini yapar. Doğruya
yönelmiş her varlık, her yenilenen bilgiye taliptir. Doyumsuzluk içinde
olan kişinin, yeni-yeni konulara yönelip, beyindeki boşlukları
doldurması gereklidir.” dedi, İBN-İ SİNA anıldığı günlerde,
ananlar ile sevgisini paylaştı. (Beynin
belirli bir yüzde ile çalışmasındaki boşluklar bunlar mı?)
EYVALLAH. “Doğruya yöneldiğin gün, donmuş konuları
Güneş’in sıcaklığı ile erittiğin anda, her konu sana açıktır.
Her çiçek, her böcek, her yerden verginin düzenine taliptir; kul, kendi
dilediğini almaya taliptir. Aklından geçen ile dilediğin her olayın
gerçek düzene uyup uymadığını, mantığın ile bulabilirsin.
Mantığını çalıştırmıyor isen, çiçeğin böceğin dahi
yapmadığını yapmış olursun.” dedi, İBN-İ SİNA gölgenin
olmadığı, NURU’nun dilendiği kadar paylaşıldığı yerden
cümlenizi selamladı.

“ALLAH’ım, O’nun hizmetini yüklenenlerden
RAZI olsun.” dedi, İBNİ SİNA sözü aldı: “Bağırdım ER yoluna, ‘Yol bizim…’
dediler; bağırdım her kuluna, ‘Gönül dizin…’ dediler, yoluna gönül
verdiler, değirmene buğdayı taşıdılar. Sular akacak,
değirmen dönecek, nasibi olan ununu alacak.” dedi, İBNİ
SİNA DOST ADI’na üç öğüt verdi. Cümlenize. “Sürüyü biliyor iseniz, ÇOBAN’a uyunuz. Almayı
diliyor iseniz, HAK SÖZÜ’nü duyunuz. Ayrıda kalana
DOST elini veriniz. Dilerse tutar, dilerse arkaya adım atar. Zorlamayınız.”
dedi, selamladı.

“Ömür, kulun kendine biçtiği fistan değildir dilediği zaman
çıkarsın. Güneş’e bakarsan, her rengin onda yansıdığını görürsün.
Amma, gine de renkler Güneş’in malı değildir, sadece verişteki
halidir, ASLI’ndan yansıttığıdır. Gölgesine sığınsam, var ettiği
duvarın arasına karışsam; yola saldığı davarın bir noktaya
varabilmiş, HAK EMRİ’nde durabilmiş olurum.” dedi,
İBNİ SİNA sözü aldı: “Öğüt verdik kuluna, selam dedik yoluna.
HAK’tan geleni bilsin, duvarı ördü ise çatısını örtsün.” dedi, İBNİ
SİNA cümlenize GÜLSUYU ile balı yumuşatıp içmenizi söyledi. (Stres için mi?) EYVALLAH. “Mana ile madde bünyenizde
buluşur, DOST selamı her gönülde DOST ADI’na söyleşir.” dedi,
selamladı.