Vefa

25
“AŞK’ımda toz arayan, gönlünü tarayandır.” dedi, VEFA HAZRETLERİ geldi: “Gücünde aradığın O olsun, katkını O’ndan alsın, O’nu gönlünde bilsin, her kul uyanık kalsın.” dedi, cümlenizi selamladı.

13
“Eğmediğin başın, secdeye varsın, un ile suyu karsın, şerbetini katsın, cümleye dağıtsın.” dedi

17
“Ne güzel oluşur, güzeller buluşur, öylece her zerre olumlu gelişir” dedi, sözü MERKEZ’ime verdi:
 

28-2
“ ‘Senin ile oluşmak ne güzeldir.’ dediler, beni bana sordular; ‘VEFA’ya gidelim’ diye ayağa yemeniyi giydiler. Gönülden katıldık, gelse gelmese sohbete atıldık. Niyetini bildiğimiz, geleceği gördüğümüz; gölgeden ayrı kalır, kendinde duman görür. Çevreyi arayalım, güzeli koruyalım” dedi, VEFA yürüdü.

24
“Dayandık sözüne, doğru dedik ÖZ’üne, girdik VEFA’nın izine. Her çoban, kendi sürüsünden sorumludur.” dedi, “Hiç bir sürünün öbürüne kavuşamayacağını, gerçeğin anıldığı gibi kalacağını.” bildirdi. “Sürüyü var edenin oluşturduğu da, sürüyü güdenin alıştırdığı da YÜCE’dir bilelim!” dedi, VEFA selamını yolunu açanlara iletti. 

8
“Aldığım BİR’dir, bildiğim PİR, yüklendi isem nefsime, kir; almadığım gayreti demedim ‘Zor.’ ” dedi, VEFA söze geldi: “Gemiye mi atıldık, görgü ile mi katıldık? ‘GÜZEL. GÜZEL.’ diyerek, her hal ile tutulduk. Yamalı giymedik, posta sarındık, gönüldeki BİR ile arındık.” dedi, selamladı.

13
“Her ağacın köküne suyu döktüm bekledim, gelen günde diktiğim fidanlara yenisini ekledim; bilmediğim gerçeği gönlümde sakladım.” dedi, VEFA söze geldi: “Dayanmayı dilediğin, her gönülden beklediğin seni senden sorarsa; diyeceğin nerdedir, alacağın kimdedir? Dökme tarlaya taşı, itme geriye başı; deme, dünya her günü her anı koşu. ALLAH’ım görgüye verene sergisini açar, DOST KAPISI’nın eşiğinden geçer.” dedi, VEFA selamladı.

25
VEFA ile selamlaştık. ‘YAR! YAR!’ dedi, günü yorumuna geldi, yaz ile kışta MERYEM’in sözünü iletti: “Bin defa andım ADI’nı, bir yerde yordum AŞK’ını. DOST olursan kendine, sadık kalırsan andına;, su ile gidersin yangına, gönlünde varırsın dengine.” dedi, VEFA selamladı. ‘Selam.’ diyene iletti, sevgisini cümle sevgi ile kül etti.

30
"VEFA ile sohbete binbir günde oturduk, günleri geceleri bir hamlede bitirdik, soyunduğumuz gerçekte HAK aşını kotardık." dedi, LALELİ, VEFA ile sohbete geldi: "Bir nağmeye bağlı kalmadık, aynayı aldıkta sözden bilmedik. Saz ile sözün BİR'liğine eğildik, dostluk çorbasına kaşığı çaldık. Cümlesi gelsin, TELLİ ile YUŞA kalede kalsın, LOHUSA cümleye KEVSER ŞARABI sunsun, RABİA elden ele dilenen nasibi versin, SARI SALTUK elinde belinde kuşağını bulsun, dilenen her derde ALİ şifa versin. Öğütte söğütte buluşanlar bilsin, 'BİR'liğe örnek, ormandır.' desin."

13
“VEFA ile girdik yola, KAYGUSUZ’da verdik mola. Bir ağacın gölgesinde, akan suyun ötesinde söyleştik. VEFA dedi ki: ‘Her lokmada binbir hizmet gizlidir, her nefeste RABB’imden himmet saklıdır.’ KAYGUSUZ sözden kalmaz, az lokmaya çok emekten dem vurmaz. ‘Sofraya gelsin de, her nasipli alsın da; dileyen övünsün, dileyen sevinsin.’ der, her lokmayı aldığında, RABB’inden gelene şükreder. Niyazda beraber, yazda beraber, gönülden AŞK’ına sözde beraber.” dediler, sofraya gelen cümlesine selam ilettiler.

3 ekim
“VEFA ile çıktık yola, ‘Suya.’ dedik verdik mola. Balıklar oynaşırlar, böcekler kaynaşırlar, çiçekler esen yelden sevinç ile dönüşürler, sevmeyi bilmeyene dahi vermeye çalışırlar. ‘Çiçeğin böceğin güzelliğinde, dileyene açılsın kucağım.’ dedim, MERKEZ’ime sözü verdim: Dedi ki: ‘Kağıdı ele aldım, dörde katlayıp böldüm, ‘Adını yaz.’ dedim. Her bir parçasına ayrı isim yazdı, sonrada ‘Olmaz.’ dedi çizdi. Gönül TEK’te kalmalı, dört parçaya böldü ise yaprağı, her birine aynı adı yazmalı.’ dedi, MERKEZ’im selamladı. Dilde, gönülde, halde aynıyı söylemeli, kendi adını HAK ile peylemeli. (Dördüncü nedir?) EYVALLAH, elde. Bir el, ‘Öbür el ile alayım.’ diye verirse; ayrıdadır, gerçekten gayrıdadır.” dedi, VEFA selamladı. 

17
“VEFA’yı sözde bulduk, kuyuya kovayı saldık, gelen suda gerçeği bulduk, ne var ki gine de deryayı aradık. Komşu, içeceği suyu ararsa, kovamızdan veririz; deryayı ararsa, kumsala götürürüz.” dedi, VEFA selamladı.

24
“Kuyuya adım-adım gelenin yoluna durdum, kovanın ipini eline sardım. Alabildiğince al, sonra benimle gel!” dedi, YAHYA EFENDİ, VEFA ile söyleşti: 
“Elden ele tutacağız, ayrı tezgaha aynı bilgiyi koyacağız. Dileyen senden, dileyen benden alacak, DOST’luğu AŞK adına kuracak.” dediler. 

19
VEFA der ki: “Her nağme senden O’na hitaptır, O’nun SESİ kainata kitaptır.”

1 mayıs
“Yumuşak toprakta bostan yeşerir, kumda gideni RABB’im pişirir.” dedi, HACI BAYRAM VEFA ile söze geldi: “Gözden-göze bilgi aktardık, Sevgili ile soframızda aşı kotardık, nağmeye katıldı diye BEKTAŞ’ı çağırdık: ‘Gelsen yolun üstüne, dursan yağan karın destine; besteyi kurardın, desteyi yorardın.’ dedik, sözünü bekledik: Dedi ki: “Yoldan-yola geçenlere, yolda yaprak seçenlere selam verdim, gününü sordum; değirmenden unu aldım, su ile kardım, ocak başına vardım. Gelen-gidenden aşınır, her bilen dilediği tezgaha taşınır.” “ ‘ALLAH, EYVALLAH.’ dedik, cümlenizi selamladık.” 

8
“VEFA ile sözün darlığı olmaz, kapıda yoz olan kalmaz, bilen bildiğini silmez, sen-ben diye alıştığını bölmez. Güneşten-gölgeye gelir, ağaç altında bildiğini düşünür. Dağılandan tasayı siler de, günün güzelliğini över.” dedi VEFA selamladı.