![]() Göğün görünüşü size küçük gelir. Ne sonu bulunur, ne derinliğine varılır. ![]() Göğün bilinmeyen kısmı yok. Sana gerektiği kadarını ALLAH’ım gösterdi. Sonunu merak ettin. Ben de merak ettim, amma hala sonunu bulamadım. ![]() MEVLÂNA’yım geldim, NURU’ndan yıkananları gördüm. ‘YA ALLAH!’ dedim, selama durdum. ‘Dünya dünyalı için, kainat her yaratılan için, cümlesi SEN’in için, SEN’in BULUŞUN için’. Size verilen ne mutlu gecedir ki, gökler açıldı, gönderilen seçildi. ALLAH’ıma emanet olasınız, NUR’unuz ile kalasınız. ![]() (Sümerler mi buldu?) EYVALLAH! Gök ilmi onlarda başladı, güne kadar öylece geldi. ![]() Göğün her zerresi, yer ile birdir ![]() "Yer gök ilminde, ayrıntı görüştedir." dedi TOKTAY "Gerdiğin ipte sözü alırsın, verdiğin yansıda kendini bulursun. Demek ki, yer gök birbirine eşittir, görüntüsü çeşittir. Bilgiyi görgüyü bağlasan, yargıyı silsen, bulguya varırsın. Taradığın toprak sana verir, taramazsan kuru mu kalır? Yeşil renge bürünen, o zevk ile görünen yaratılmış. Bilinen sanadır, banadır, onadır ve birbirine eklenen halkayadır." dedi, TOKTAY sevgisini cümlenize dağıttı. ![]() Yer verir kul görür, gök verir kul erir. ![]() Yerden yere bakarsan seninle olanı görürsün, yerden göğe bakarsan O'ndan geleni bilirsin. ![]() (Miraç kandili) Gökten çağırdılar cümle alemi. 'OL, GEL!' dediler. Geleni aldılar. 'Cümle sevsin.' dediler. 'HAY!' diyelim, kendimizi bulalım. 'Diri olan bilir' diyelim. 'YAR!' diyelim, cümleyi saralım, birliği kuralım. Birlik bedende kalmaz. Birlik cümlede ölmez. Geldiler, desek, yerden gökten BİR oldular. Kapılar açık gelene, gönüller açık sevene, yollar açık bulana. Yerde gökte BİR oldu, cümlesi YUVA'da durdu Gökten çağıran O'dur. ![]() ‘Gök ilimi’ dediler, her yıldıza sordular, birbiri ile sardılar. Ne at buldular, ne ot verdiler, dünyaya öylece döndüler. ALİ |