Göçenler
8
‘Arkadaşlarımdan dün ölen?’ dedin.
‘Kaderim benim böyle. Yünüm az imiş, günüm bitmiş; geldim buraya, çok güzel imiş.
a inansa, gönlüne atsa, olur rahat.
Gayret edin orada, hayret edin burada.
Güzel çok bu alem, hak edene, gayesini bilene.
Doğruyu bilin.’
Söyledi arkadaşınız, var mı ona soracağınız?
(...) ‘Sizden ne isteyim, isteğim ALLAH'tan.
ALLAH dilerse verir, onları kurtarır. 
Yanık yüreğin bana; düşünme beni, üzülme bana.
Benim rahatım iyi.
Yerimi bulmadım, adımı almadım, yanımdakini bilmedim. Gelecek günüm göreceğim, yerimi öğreneceğim, yanımdakini öğreneceğim.’
ALLAH yününün çilesini kısa vermiş, kaderi öyle imiş.
ALLAH YARATIR, ömrünü verir, çilesini bitirir.
Günü gelen gider, kalan kaderini görür.
ALLAH'ın EMRİ’ne şirk koşulmaz,
O'nun dediğine kusur bulunmaz.
ALLAH sizden iyi düşünür kulunu.
Andığının kaderini yaratan.
Hastalık çekmek daha mı iyi,
yudum-yudum ölmek daha mı rahat?
Onun derdi vardı; kendi bilirdi, yolda gitse biraz dururdu, uğradığı yerler yüz çevirirdi.
ALLAH onu severdi de tez geldi,
dünyadaki çilesini sardı bitirdi.

15
Sizden buradakilerin tek dileği,
YASİN’dir, KUR’AN’dır.
Onunla onları anın.

7
ya nasip dediğiniz yumak, size uymazsa? Biterse?
Manayı görmeden gidersin. Size göre yıllarca ararsın.
Bize göre zaman yok.
İşte mahzun görülen RUHLAR onlardır.
Düşünür durur, manayı arar.
ALLAH’ın AFFI’nı bekler.

24
Ölüm-doğum karıştı.
ULU’nun doğuşu, ALLAH’ını görüşü,
vardığını bilişi, dünyadan sözde el çekişi.
Sizce görünmek olsa, ALLAH’ım İZİN verse,
ölmüşü ayırmazsınız.

16
Dünyada kalan yok. Gidene bak.
Layık olduğu gün gelir, vazifesini alır.

9
Bu alemdekileri, yalnız dünyadaki dönüklük üzer.

19
Gelene gelmeyene, sevene sevmeyene;
gönül kapımız açık. Yolcu-hancı misali.
Gelen geçen, kalan göçen.
‘Kalan var mı?’ dersen, ‘Giden yok’ derim.
Giden; yerini bulan.

24
Her olay, göçte yerini alır.
Hak yiyenle, hakkını yediğini;
ALLAH’ım göçte buluşturur, hakkını ödeştirir,
dünyadan getirdiğini, aralarında bölüştürür.
Cimrilik sevilmez, ALLAH’ımda hoş görülmez.
Göçte yardım diler.
Ne var ki, dünya yolunda yardımdan uzak olan,
göçte de uzak kalır.
Ona sonsuz üzüntü verir.
Dileyip yapamamak, geç kalmak.

17
Varacağımızı biliriz amma varmaya hazır olmak gerek. Yola çıkmak için bavul hazırlarsın, boş gitmezsin.
Göçe hazırlık da elbet gereklidir.
Ne var ki günün korkusu,
kulun iman halkası olmuş.
Cehennem korkusu.

9
Ölümün yerinde, göçün olduğu bilinir.

21
Neden deliye gülünmesi günahtır?
Kulun gayesi varmak ise;
ne deliye gülünsün,
ne ölüye matem derecesinde ağlansın.

16-2
Merdane yol almak, mert kulun gücüdür.
Mertlikten ayrılanın korkusu, göçüdür.
Göçten korkanın mertlik iddiası, gönlünün hayalidir.

25
Çeken sen değilsin, beden; göçen beden değil, sensin.

15
Zaman benden geçmez, ben zamanı geçtim,
günümü dünyada seçtim.
O’nu bilişte, dünyadan göçtüm.
O’nu buluşta, doğuşu bildim.
Doğan, bilendir; bilen, ölendir;
ölen, gülendir, GÜLÜ ile BİR olandır.
GÜLÜMÜZ gönüllerimizde, AŞK bahçelerimizde.
Gözümüzü dünyada, gönlümüzü hakikate açalım.

25
Niyazlar HAK ADI'na edilir, her andığına noksansız iletilir. Nasıl ki susayana su verirsin,
niyaz bekleyenleri öylece beslersin.
Elbet ruhlarını aydınlattığını görürler,
hep birden gelirler nasiplerini alırlar.
Küçük büyük denilmeden, azı çoğu yenilmeden,
söze sözün katılmadan; umar ve alırlar.
Elbet huzura varırlar.
Her zerre sizlere, her damla onlara.

18
DOST KAPISI’nı bulanın, dost hamuru yoğuranın;
geldikte yeri elbet GÜL bahçesidir.
Umudunuz o olsun ki, sizler de orada beklenirsiniz.
Orada O’nu bilen, RESULÜ ile bilişen kulları oluşur;
her biri alacağı görevi bekleşir.