
Veriliş değil varılıştır asıl olan.
Kaide KUR’AN’dadır,
tam ona uyandadır,
gönülden varandadır.
Varalım da;
ister müzikle, ister ağlamakla,
ister gülmekle, ister yanmakla.

Duamız, suyumuzun akışına,
deryaya varışınadır.
Hele bir varalım.
Yanılmayın, varış hep beraberdir,
ayrılık yok.
Size sözüm; deryaya ÖZ’le varın,
dünya yükü almayın ki;
ağır gelmesin, dibe çekmesin.

TANRI’ya varışın istasyonu yok.
Gönlün her an O’nun yanında.
İstasyon,
kulların dünyada geçirdiği merhaleler.
Varmak dileyen her kul, TANRI’sına varır.
TANRI’nın KAPISI, her kuluna açıktır.

Beden yükü yorgunluğa,
gönül yükü küskünlüğe götürür.
‘Günahı?’ deme, yanılma.
Yumuşak yol bulan, kaynağa sahip olan;
dünya gününde, günahından arınandır.
Varışa, barış gerekti.
Gemiyi alanla, içine dolan,
aynı yolun yolcusudur;
her kul, kendi gönlünün kolcusudur.

O'na sığındım da, O'na vardım.
VERDİĞİ’ni sevdim de, vardım.

‘Vardık.’ denmesin,
‘Varacağıma inanırım.’ denilsin.

Varış, buluş değil midir?

Aslında var olan, aslının gölgesidir.
Gölgede bulalım ki, aslına varalım.
Aslına varmadan, gölgeyi silme.

deryaya varan su dönmez.

Doğuşun durağı yoktur,
varışın olduğu gibi.
Bulduğu an, vardığı andır.
Doğuşun sınırı yoktur, varış tektir.

GARİP:
Varış, ayrıda olana özlem olur.
Bu gün veya daha sonra,
O’nunla olana değil,
O’nunla olduğunu bilene.