
 Her
kulun yumağı düğümlüdür, kral da olsa.
HAZRETİ İSA’nın
çarmıha gerilişi,
HAZRETİ İBRAHİM’in ateşe
atılışı.
Şüphesiz inandılar,
‘ALLAH’ımdan.’ dediler,
neticeye vardılar.
 Gelen ayaklar, gülen dudaklar;
neşeden uzak kalmasın, adımınız
eksilmesin.
Ne demektir bilir misiniz?
Ayağınız dert almasın, adımı
eksilmesin,
MUHAMMED ÜMMETİ öksüz kalmasın.
Ne HAZRETİ İSA,
ne MUSA,
ne İBRAHİM dudağı büzülmesin;
hepsinin, cümlesinin adımı
eksilmesin,
gülüşü daim olsun.

Ben yanmışım AŞK
ateşi ile,
onun ateşi bana ne yapsın?
Varsın dünyanın odunu,
dünya
bedenini kavursun.

 Somun HAZRETİ İBRAHİM’den gelsin,
gelişini cümleniz bilsin.
Geldi, cümlenizi gördü, gönülleri yuğdu.
“Cümlesi hal ile bulsun,
GÜL ile BİR olsun.
Sayıda çok, gönülde tek
kasınlar.” dedi.
 (Resim verilir)
Niyette
yer alan, HAZRETİ İSA denilen;
yolunu aldığınca yayandır.
HAZRETİ İBRAHİM; bildiğince açılandır.
HAZRETİ
ALİ; olduğunu bildiğini,
yaydığını cümleye gösterendir.
 NUH’un verdiğini, MUSA’nın
gördüğünü,
İSA’nın gerdiğini bilendeniz,
İBRAHİM ile
YAKUP’a verendeniz,
cümle alem ile BİR’liği kurandanız.

 CEBRAİL, İBRAHİM’e isim verdi, yol verdi;
İSMAİL’e baktı da, koç olup bıçak altına girdi.
 Demir dövdüm, elimdeki emeği övdüm,
her ele geleni seve-seve
saydım.
Demir tava geldiyse, yerden göğe hizmettedir;
gönül tava geldi
ise, kainatta hizmettedir.
Güneş sevgiye yol verir, ağacın gölgesi
hal verir,
ağaç suyunu bol alırsa gövdesine dal verir.
Hep el ele olalım,
taş ta olsa, demir de kalsa,
gün geldiğinde tavlanır, bilelim!
Benim
emeğim bana geçerlidir,
senin emeğin sana;
cümlemiz el ele olursak,
sona geçerlidir.

 Üç bohça ele aldım, dördüncüyü bele sardım,
gölgesiz güne gelene
sordum;
‘Aşından, işinden, başından hoşnut musun?’
OLUHA
dedi ki;
‘Yerden göğe kadar.’
Almadan desteyi, bulamam desteği.
Dayanmayı bildiğim kadar uyarım.

 Eğerlenmiş at oldu, yaprak-yaprak kat oldu,
dost-düşman
sözünü sildi, her yaratılanı sevgili bildi,
seher sefer birbirini bağladı,
muhabbet ile sevgide bilenleri ağladı.


OLUHA, İBRAHİM, GANİ: “Merdane gelene gülen gözler
bizdedir,
kaygu duman bilmeyende sözdedir.” dediler,
çarşı pazar gaflet
ile dolana.
“RAB ADI’na kainata nazar, gönlündeki NUR’adır;
denilmesin ki;
‘Kimi ak, kimi karadır.’ ;
DOST ADI’na atılan her adım, YAR’edir.
|