İsa

2
Konuşan yavrunun alışını verdik,
ne var ki cümle kulun oluşu ile bağladık.
Çok akım yüklü ANA'nın yüklü BEBEĞİ.
Aldığını verdi.


5
Meydan kulu, MERYEM OĞLU.

13-2
MUSA’yı bilen misin, İSA’yı gören misin,
PEYGAMBER’ine varan mısın?
Yürekten tanırsın, seversin, varırsın.


1 ocak
Güldünüz eğlendiniz,
amma HAZRETİ İSA’yı anmadınız,
RUH’una okumadınız.


18
Her kulun yumağı düğümlüdür, kral da olsa.
HAZRETİ İSA’nın çarmıha gerilişi,
HAZRETİ İBRAHİM’in ateşe atılışı.
Şüphesiz inandılar,
‘ALLAH’ımdan.’ dediler,
neticeye vardılar.


12
(Resim verilir: HAZRETİ İSA)
HAZRETİ İSA, denizden geçecek,
denize varacak, elden ele gezecek.
Gelsin diler misin? Bekleyin.
Yeri-mekanı-zamanı belli değil.
Evet, MERYEM SURESİ’nde.
MERYEM SURESİ, açıklığını bulmaz.
Ararsan orada da bulursun.
Verilen KUR’AN'dandır.
Gelen bilinecek, parmağından tanınacak.
KUR’AN’dan derim size.
Zamanınızda değil, daha öte.
Küçük parmağı yeşil renkte doğacak.
Sözüm KUR’AN’dandır. Yanlışlık yok.
Beden olarak değil, yavruya tesiri.
Daha önce dedim, RUH bedenlenmez.
Ancak, yardımcı olur.
Gelen yavru,
yalnız İSA’nın RUH’u ile teması temin edilir.
Bilecek, tanınacak.
Kul yanlış çözer, ‘Tekrar doğuş.’ der, asla.


6
Gelen ayaklar, gülen dudaklar;
neşeden uzak kalmasın, adımınız eksilmesin.
Ne demektir bilir misiniz?
Ayağınız dert almasın, adımı eksilmesin,
MUHAMMED ÜMMETİ öksüz kalmasın.
Ne HAZRETİ İSA,
ne MUSA, ne İBRAHİM dudağı büzülmesin;
hepsinin, cümlesinin adımı eksilmesin,
gülüşü daim olsun.


3 ocak
Uyan kula köle olsam yeridir,
çünkü uyduğu ALLAH’ımın YOLU’dur.
ALLAH’ımın YOLU’na, halı olsam serilsem çok mu?
İsa

31
HAZRETİ İSA asaletin değil, yetimliğin örneği.
 
5
Beden ile çıktı denilen;
dünya gününde ölmeden öldüğünü,
RUH ile vardığını bildirir.
Daha önce verdim;
her kul anda gider-döner.
HAZRETİ MERYEM ile HAZRETİ İSA;
vardığını bilebilen,
perdenin dışında kalabilen oldukları için.
Bunu etraftan bilenler,
beden ile çıktıklarını zannedenlerdir.
Aslında beden çıkmaz elbet.
Onlarda beden o kadar hafif ki,
gözden dahi uzak kalabilir.

... kuş ile at misali.


19
Kainatı yumuşak gülde, gülün dalında gördüm.
“DÜNYA KULUNU, BİR GÜL AĞACINDA TOPLADIM.” diyen
YÜCE ALLAH’ımın NURU’na secde ettim,
‘Yaprağı olayım ALLAH’ım.
dedim.
İsa

10
Güllerimizi elde bulduk,
‘ALLAH’ım.’ dedik duacı olduk.
HAS GÜL’ün Kokusu’ndan,
MUSA ile İSA‘mın yapısından;
gönüllerimize sevgi aldık.
BİRLİK’e inandık, gül demeti misali hep BİR olduk.
Gül; yapı olarak bir çeşittir, gerisi aşı.
Meryem

4
Katkıda bulunayım.’ diyen;
güğümü görmeyendir, ömrünü düğüm ile bağlayandır.
Kundak aldım, bebeğim sardım, adını sordum.
“İSA.” dediler, adını MELEKLER koydular,
kaderini alnında okudular, kucağıma öyle verdiler.
Sesi ile sözü bir geldi.
Seste bebek, sözde melek hitabı duyuldu.
Ana-oğul yola koyuldu.
Suyun aktığı yerde, gönülleri yaktığı yerde duruldu.
Kuldan-kula söz edildi, doğanın söz ettiği söylendi.
Dileyen inandı, dileyen döndü.
Yuvamız olmadı, güne bağlı kalmadı.
Güne bağlandı, gönül dağlandı,
yazılan görüldü, düğümler çözüldü,
‘Dert.’ denen gün örtüldü.
Geçen unutulur, çünkü üzerine gece örtülür.
Cümleye zümreye sözümüz geçti.
Olan-olmayan O’ndan,
O’ndan gelen hayırdan.
Meryem

29
ADEM’de görmedin mi, HAVVA’da duymadın mı,
İBRAHİM’e sormadın mı, İSA’ya bakmadın mı,
MUSA’dan almadın mı, MUHAMMED’e uymadın mı?
Öyle ise,
“Kimi kimden ayırayım, hangi kulu kayırayım?”
der mi YÜCE ALLAH’ım?

Yunus

29
MUSA sarayı terk etti, İSA kainatta noktayı buldu.
HAZRETİ MUHAMMED; çölü yol etti, kumu bir etti,
ADEM’den bugüne ALEM’i bağlattı.
Yunus
 
8
BEZM-İ EZEL’de kulun kaderi yazılıdır, AŞK’ı değil.
AŞK’ı oradan yazılaydı;
ne HAZRETİ MUHAMMED mağaralarda olur,
ne İSA çarmıhta görülür,
ne MUSA tur dağına varırdı.
‘AŞK O’ndan, meşk O’ndan.’ der otururdu.
Halbuki hepsi O’nun AŞKI’nı aradı.
En son aradığını gönlünde buldu.
Yunus

8
Muzdarip olan ağlarsa,
‘Gücüm yetmez, İSA yetişsin.’ derse;
elbet yolunun açıldığını görür.
Yunus

20
Mümin; sadece ‘YARATAN’ım!’ diyendir,
VERDİĞİ’ne uyandır.
MUSA da mümin, İSA da, MERYEM de,
cümle yaratılan da.


26
Yanılan odur ki; ‘MUHAMMEDİ.’ dedi, ayırdı.
Çünkü ne HAZRETİ İSA, ne HAZRETİ MUSA ‘Ayır!’ demedi.
Bildiğim yol budur, gördüğüm kul budur.
MUHAMMED yolu, cümlededir kolu.
İSA-MUSA el-ele, cümlesi bir çembere.
Yunus

10
Asayı eline aldı, İSA yoluna girdi,
aç ile toku buldu.

Yunus

6
"Selam olsun, dünden bugüne uyum getirsin." dediler,
sayfaya TOKTAY'ı kaydettiler.
'Nasıl?' denilir, 'Kimden?' diye sorulur.
Geçinden olduğu, uyumadan bildiği,
uyandıkta bulduğu taydır.
Yapıda yeri vardır.
Adı anılmasa da, tay ile yolu vardır.
Doğaya baka-baka, dizini büke-büke;
günden gününü aştı, SAHİBİ'ne öylece ulaştı,
sevgisi kullarına oradan bulaştı.
Adı TOKTAY kaldı.

Meryem

9-2
TOKTAY dizi büktük te, halimize baktıkta;
açık yolu verecek, her halde yardımcı olacak.
Yerden verdiği, YÜCE'den aldığı,
değerini günde gösterdiği açık gelecek.
AKDEVE yerini çölde bildirecek.


23
'MERYEM yerini verse, cümleye gönlünü serse.' denilir.
Sergimiz cümlenizedir.
Elbet  yerimiz açılır.
Ne var ki önce TOKTAY seçilir.
'Kimdir?' denildi.
HAK ADI'nı doğuştan anan, 
'Anam suçsuzdur.' diyen OĞLUM'dur.
Meryem
Er olsa, geç kalsa denilmesin,
adım üç harf ile bölünmesin.
Geldim vereceğim, vazifemi göreceğim.
And ile değil, AŞK ile açtım,
seherde seferi seçtim.
Soğuk ile sıcakta, yağış ile güneşte
aldığınız gibi olun, olduğunuz gibi verin.
ALLAH'ım sizlerle,
sizler de ALLAH'ım ile olun.
ALLAH ADI dillerde,
yorum gönüllerde olsun.
İsa
OĞLUM açık geldi, açık verdi.
"Sergide ANAM'ın sözü kalsın." dedi,
her sahifeye adını koydu.
'Ne demek?' dendi.
Her sahifede adına işaret vardır.
Selam olsun, HAK ADI dillerde kalsın.
Meryem
(Resim verilir)
Niyette yer alan, HAZRETİ İSA denilen;
yolunu aldığınca yayandır.
HAZRETİ İBRAHİM; bildiğince açılandır.
HAZRETİ ALİ; olduğunu bildiğini yaydığını,
cümleye gösterendir.


              

Resim